KIZILELMA=ROMA

KIZILELMA=ROMA

Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen bazı kaynaklarda Kızılelma’nın Roma olduğu üzerinde önemle durulur. Zaten İstanbul’un fethinden sonra Fatih’in hedefi artık Roma’dır. Sıra Roma Kızılelması’nın koparılmasına gelmiştir.
Bu kaynaklardan biri olan “Hikâyet-i Kızılelma”da kavram şöyle işlenir:
“Bec Kal’ası ve Kızılelma vasf olunur ki Bec Kal’asından bizim sâkin olduğumuz Kızılelma’ya gelince her bir konağı on bir buçuk saat olmak üzere yüz yetmiş konakdır. Kızılelma’nın vasfından suâl
olunur ki kal’asının etrafında kırk adet kapusu vardır. Cümlesi açılur ve kapanır. Kal’a kapularının halkası cümlesi gümüşdür ve kal’anın dîvârında üç yüz adet çeşmesi tekmildir.” (Elçin,1997, s. 252)
Yukarıda alıntı yapılan metinde yine Tuna Nehri’nden, kiliselerin kubbelerinden söz edilmekte ve metnin devamında Kızılelma’dan şöyle söz edilmektedir: “Tuna deyü söylenen sekisen dört kantar altından bir alma şeklindedir. İmdi Kızılelma dimeden murâd budur. Ve dahi ol boş kubbesi Kızılelma didikleri mahalde gice ve gündüz din-i İslâm’a dualar iderler” (Elçin 1997: 252).
M. Sabri Koz’un “Âşık Edebiyatımızda Kızıl Elma” adlı bildirisinden öğrendiğimize göre bu metinde, Kızılelma uğruna kırk bin eriyle beraber şehit olan Kasım Dede’den de söz edilmektedir. Diğer bazı kaynaklarda ve şiirlerde Kasım Dede ve kendisiyle beraber Kızılelma uğruna şehit olan erlerden sıkça bahsedilir. Kasım Dede’yle beraber savaşıp geriye kalanlardan bir kısmı “İzladiç” denilen bir şehre yerleşmişlerdir. Aşkî adlı bir âşığın anlattığına göre burası Alaman Dağı’nın eteğinde bir şehirdir. Etrafına hisar çekilmiştir. Dört yanında kâfirler beklemektedir. Şehitler de burada mihmandırlar. Fakat destanda kaydedildiğine göre gaziler burada ibadetlerini yapabilmektedir. Yine destanda anlatıldığı kadarıyla burada, yani Kızılelma şehrinin orta kapısının altında Kasım Dede’nin türbesi vardır. Kasım Dede çeşitli kaynaklarda Kasım Vezir, Kasım Mevta, Kasım Paşa, Kasım Voyvoda, Kasım Sultan olarak anılmaktadır (Koz 1986: 213-216).
Peçevî İbrahim Efendi, tarihinde yeniçeriler arasındaki inanışa yakın olarak Kızılelma’yla ilgili “İslamlar Kızılelma’ya kadar fethetseler gerekdir” diye halk arasında yaşayan bir inanıştan söz eder. Ancak bu inanışın kaynağının bilinmediğini de sözlerine ekler. Peçevî, sözlerinin devamında Macarlardan ve onların taht şehrinden de bahseder. Bu vesileyle kaynakta “Kızıl Kapona dedikleri Kızılelma’dır. Sınır taşı gibi bir işaret olmak üzere konmuştur” (1981: 90) denilmektedir. Metinde Kapona, Köln şehri olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla Kızılelma’nın Köln için de kullanıldığını söylemek mümkündür. (Şen, 2017, s.201)
Kızılelma’yla ilgili başka bir belge yine Şükrü Elçin tarafından yayınlanmıştır. “Târih-i Kızılelma” adını taşıyan bu mektupta “Beç Kalesinden Kızılelma’ya varınca yüz yetmiş konaklık yerdir” (Elçin, 1997, s. 254) denilmekte ve Kızılelma’nın Budin olduğu dile getirilmektedir. Bu mektup diğerinin, bazı küçük farklarla bir benzeridir.
1622 yılında Avusturya-Osmanlı serhat boylarında esir düşüp Roma’ya götürülen yüz doksan Türk askeri, Budin Beylerbeyi’ne yazdıkları mektupta “Nerede mahbus idüğümüz sual olunursa, Beç’ten (Viyana) öte yüz altmış konak yerdür. Kızılelma derler” diyerek Kızılelma’nın Roma olduğunu ifade ederler. O hâlde Kızılelma’nın genellikle Roma için kullanıldığını söylememiz mümkündür. Ayrıca İstanbul’un fethinden sonra Kızılelma, Roma’ya kaymış (Turan 2006: 288) ve burası Gedik Ahmed Paşa’nın Otaranto Seferi, Kanûnî’nin Korfu ve Pulya Seferleri ve Barboros Hayreddin Paşa’nın deniz seferlerinde de görüleceği üzere Osmanlı ideallerinin hedefi hâline gelmiştir. (Gökyay, 2002, s. 560).
Fakat Roma’dan önce Viyana Kızılema’sının alınması lüzumu ortaya çıkınca Kanûnî devrinde ve sonrasında seferler Almanya ve Avusturya üzerinde yoğunlaşmıştır(Turan, Osman. Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Târihi. S 314, İstanbul, 2006: Ötüken Yay.). Bu durum Kızılelma idealinin asker ve halk arasında canlı kalmasının sebeplerinden birisidir. Özellikle Kanûnî’nin Avrupa seferlerine katılan askerler arasında yeniçeri ocağına mensup halk şairleri Kızılelma kavramını destanlarında işlemiştir (Gökyay,28).
Kızılelma’nın Roma olduğuna dair kanaatlerimizi destekleyecek başka bazı bilgilerle karşılaşmak mümkündür. 17. Yüzyıl’da Behram Dımışkî’nin Latinceden tercüme ettiği Coğrafya-yı Kebîr adlı eserde Kızılelma’nın Roma olduğu kayıtlıdır (Kösoğlu 2013: 169). Kızılelma’nın Roma’da bulunan Saint Pierre Kilisesi’nin üzerindeki kırmızı bakırla kaplı kubbeden kinaye olduğunu söyleyen araştırmacılar vardır (Gökyay 2002: 559). Mehmet Zeki Pakalın da Kızılelma’nın Osmanlılar tarafından Roma’ya verilen ad olduğunu söylüyor (1983: 278). Mertol Tulum ise 17. yy. Türkçesi üzerine hazırladığı sözlüğünde Kızılelma’yı “Rûma, Roma, Rûmîye, Rûm, Rîm” şeklinde ifade etmiştir (Tulum, M. (2011).
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’ne göre Kızılelma, daha çok Orta Avrupa şehirlerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Muhtemelen burada kavramın serhat anlamı öne çıkarılmaktadır. Bütün bunların yanında Kızılelma, bazen mizah unsuru olarak da kullanılmıştır. Seyahatnâme’de “Kızılelma semtini Buğdan’dan gelen alyanak elma gibi yinür şey zanneder” kişilerden bahsedilir. (Gökyay, 1986, s. 20).
Evliya Çelebi’nin kaydettiği satırlardan anladığımız kadarıyla Kızılelma çeşitli şehirlere karşılık olarak kullanılmıştır. Bu durum pek çok eser için de geçerlidir. O halde Kızılelma bir şehirse burası nereleri ifade etmektedir? Bilhassa Osmanlı tarihlerinde Kızılelma’nın geçtiği bazı şehir veya kale isimlerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:
Eviya Çelebi’nin Seyahatnâmesi ve diğer kaynaklardan anladığımıza göre Kızılelma olarak adlandırılan bazı şehir ve kaleler şunlarddır:
“İstanbul (Kostantiniyye, Bizans) Kızılelma’sı, Roma Kızılelma’sı (Rim Papa Kızılelma’sı), Viyana (Bec) Kızılelma’sı, Engürüs (Budin) Kızılelma’sı, Orta Macar Estergon Kalesi Kızılelma’sı, Engürüs (Üstonj Belgrat) Kızılelma’sı, Almanya’da Büyük Kalona (Köln) Kızılelma’sı” (Gültepe, Necati. Kızıl Elma’nın İzinde Turan Dünyasının Onbin Yıllık Sırrı. S 13, İstanbul 2014: Ötüken Yay.)
Kızılelma, Anadolu’da bazı yer isimlerinde de kullanılmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran ve Mısır seferlerinin günlüğü olan Haydar Çelebi Ruznâmesi’nde ordunun 19 Haziran 1516 tarihinde Perşembe günü Kızılelma Ilıcası’nda konakladığı söylenmektedir. (Senemoğlu,(Tarihsiz), s. 96) Bugün de bazı illerin kasaba ve köylerinde Kızılelma şeklindeki isimlendirmeler görülebilmektedir. Bir örnek olması açısından Ordu’nun Akkuş ilçesine bağlı Kızılelma köyünü burada zikredebiliriz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi