KIZILELMA’NIN YAZILI  OLARAK GEÇTİĞİ KAYNAKLAR

KIZILELMA’NIN YAZILI OLARAK GEÇTİĞİ KAYNAKLAR

Kızılelma Tarihî ve edebî kaynaklarda nasıl yer almıştır. Şimdi bunlara bakalım. Şehzade II. Selim’in divan kâtibi olan (D.24/25 Nisan 1541), Kanuni döneminde müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunan Gelibolulu Âlî Mustafa Efendi’ye göre “Kızılelma Frenklerin ülkesinin en ücra köşesinde büyük bir kilisedir. Çatısında Anuşirvan’ın kadehinden çıkmış elma gibi yuvarlak bir yakut parlar” (Gültepe, 2014, s. 268).
Bu yuvarlak ve parlak kubbeden kinaye buraya Kızılelma denmiş olabilir. Fakat sonraki zamanlarda kavram, daha geniş bir manaya kavuşmuş ve kimi şehirlere karşılık olarak kullanılmıştır.
Kızılelma Saltuknâme, Peçevî Tarihi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi gibi bazı eserlerde farklı yer ve şehirleri ifade etmede kullanıldığını görmekteyiz.
Kızılelma ilk olarak Saltuknâme’de geçer (Ayvazoğlu, 2013, s.136). Burada, Seyyid’in Avrupa şehirlerini gezdiği bir esnada Kızılelma şöyle anlatılır:
“Şerîf, oradan Asfur’a döndü. Berberiyye’ye uğradılar. Yedi gün gittiler. Abadanlığa çıktılar. Orası; Üngürus, Alman ve Uyursivür tarafıdır. Büyük bir şehre rastladılar. Burada büyük bir kilise vardı. Kapısı kapatılmış. Altun bir top kubbesinde dururdu. Kızıl altından idi ve bir elmaya benziyordu. Şerif Saltık: Bu nedir, diye sordu. (Bu ifade metinde sordular şeklindedir.) Onlar: Buna, Kızılelma derler, dediler” (Demir; Dursun, 2013, s. 136).
Saltıknâme’de Kızılelma’nın rüyalara konu olduğu da görülmektedir. Eserde Sultan Birinci Murad’ın rüyasında Sevgili Peygamberimizi gördüğü ve peygamberimizin O’na Edirne’nin ve buradan hareketle nice beldelerin fethini müjdelediği anlatılır:
“En son Murad Han Gazi, İznik’de Resul hazretini rüyasında gördü: -Kalkın, Edirne şehrine gidin, ocağınızdır, gazilerin yeridir, Orası; Darü’n-nasr, beytü’l-feth ve arz-ı şerifdir. Oradan her nereye zafer fetih niyetiyle giderseniz hazır olur. Kuvvetlenirsiniz; batıyı, doğuyu, kuzeyi ve güneyi; bu dört köşe ova ve denizi oradan fethedersiniz. Adalet ile galip olup o yerleri alacaksınız. Oradan yürüyüp Kızılelma’yı da sizin nesliniz fethedecek. Âlem size boyun eğecek, dedi” (Demir; Erdem, 2013, s. 511).
Kızılelma’nın en çok yer aldığı eserlerden birisi de Evliya Çelebi Seyahatnamesidir. Seyahatnamede Kızılelma çok sayıda yeri veya şehri ifade edecek şekilde kullanılmaktadır. Bu şehirlerin başında Roma, Viyana ve Budin yer almaktadır. “Hatta bunlardan Budin’de bir Kızılelma Camii ve bir de Kızılelma sarayının var olduğu Seyahatnamede kayıtlıdır. Evliya Çelebi eserinde buradan “Budin Kızılelma’sı” şeklinde söz etmektedir. Hatta eserinin bir başka yerinde Budin’den “Taht-ı Kızılelma” şeklinde bahseder” (Çelebi.1983,Seyahatname (Giriş), s.138).
Yine Girit adasının fethi münasebetiyle adada bulunan düşman askerlerinin kaleye “Kızılelma Papazı bayrağı” diktiğini söyleyen Çelebi’de kavram bu sefer de Roma veya Vatikan olarak karşımıza çıkmaktadır (Çelebi, 1983, s. 193).
Yeniçeriler arasında yetişen âşıkların şiirlerinde de Kızılelma’nın sık sık kullanıldığını görüyoruz. Bunlardan biri olan Âşık Mustafa’nın birkaç dörtlüğünde Kızılelma ele alınır. Onlardan birinde şair, “Dövüşe dövüşe Kızılelma’yı / İnşallah hünkârım alsa gerekdür” ve “Donanma ederiz Kızılelma’da / Mesken tutup İslâm kalsa gerekdür” diyerek ifadeyi büyük bir güven duygusu ile birleştirmekte ve işlemektedir (Koz, 1986, s.207).
Bu mısralardan anlaşıldığına göre Kızılelma, sefere çıkarken “Kızılelmaya hey! Kızılelmaya!” diye tempo tutan ve nâra atan Yeniçeriler arasında pek sevilmiş bir tabirdir. Bazı tarih kitaplarında yeniçeriler ve padişah arasındaki diyalogda Kızılelma’nın önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Yeniçerilerce söylenen “Testiye kurşun atar, keçeye kılıç salar, Kızılelma’ya dek gideriz” (Kösoğlu, 2013, s. 170) şeklindeki ifade onlar arasında kavramın köklü geçmişine ve değerine işaret eder.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi