• Haberler
  • Genel
  • 'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

AKÜ Eğitim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mücahit Gültekin, sadece makinelerin insanmış gibi davranmadıklarını insanların da makinelere insanmış gibi davrandıkları bir dönem içerisinde bulunulduğunu söyledi. Gültekin, 'Kimin insan kimin makine olduğunun tartışılacağı bir döneme giriyoruz.' dedi.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Gelecek Araştırmaları-Stratejileri Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Eğitim Fakültesi ve Rahmiye Sare Palalı Teknik Koleji ortaklığında “Geleceğin Eğitimi, Eğitimin Geleceği” konulu panel düzenlendi.

Abdullah Kaptan Konferans Salonunda düzenlenen panele; Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nusret Koca, Gelecek Araştırmaları-Stratejileri Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İsmail Sedat Büyüksağiş, ile birlikte akademik personel ve öğrenciler katıldı.

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

“GELECEĞİ YENİDEN DÜZENLEYEBİLİRİZ”

Panelin açış konuşmasını yapan Prof. Dr. İsmail Sedat Büyüksağiş, Gelecek Araştırmaları-Stratejileri Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak fütürizmin (Gelecek Bilimi), toplum tarafından daha iyi tanınması adına faaliyetler yürüttüklerini belirtti. Merkezin 2012 yılında kurulduğu bilgisini kaydeden Büyüksağiş, “Merkez olarak amacımız; toplum tarafından yanlış bilinen ‘Bir gelecek vardır, geleceğe hiçbir şey yapmasak da erişiriz’ bilincini kırarak, geleceği bizlerin kısıtlı iradesi kapsamında yeniden düzenleyebiliriz düşüncesini oluşturmak.

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

Böylece topluma daha iyi bir gelecek oluşturabilmek için farklı bilimsel yöntemlerle yol göstermeyi amaçlıyoruz.” dedi. Rahmiye Sare Palalı Teknik Kolej Müdürü İbrahim Çakal ise eğitim fakültelerinin; mesleki yardımlaşma, bilgi paylaşımı ve öğretmen ihtiyacını karşılamaları açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

“EĞİTİM SİSTEMİ ZAMANIN RUHUNU YAKALARSA GÜÇLÜDÜR”

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nusret Koca yaptığı açış konuşmasında teknolojinin değişmesiyle birlikte öğrenme yollarının ve toplumsal beklentilerin de değiştiğini belirtti. Koca, “Eğitimciler olarak sürekli devam eden değişime yalnızca tanıklık etmekle yetinmeyeceğiz.

Eğitime yön veren ve öncülük edenlerden olmalıyız. Eğitim sistemi ancak zamanın ruhunu yakalayabildikleri ölçüde güçlüdür. Bu nedenle bizler bugünün değil yarının değişimine yön verecek yaklaşımları, çağın gereksinimlerini, uyumlu politikaları ve vizyoner adımları hep birlikte inşa etmeliyiz.” diye konuştu.

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

“ÖĞRENCİLER TEKNOLOJİYİ KULLANARAK ÖĞRENİYOR”

Panel moderatörlüğünü yapan Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürbüz Ocak, eğitimin geleceği denildiğinde akıllara ilk olarak yapay zekâ ve robot savunucularının geldiğini belirtti. Yapay zekâ ve robot savunucularının karşısında şüpheci olarak adlandırılan yapay zekâ karşıtlarının yer aldığını kaydeden Ocak, şunları ifade etti:  “Öğretmen adayı olarak ‘acaba biz işsiz mi kalacağız?’ gibi sorular akıllara geliyor.

Günün şartlarında yapay zekâ savunucuları ve karşıtlarının arasında güçler dengesi meydana geliyor. Bizler bu iki durumdan ayrı üçüncü bir durum olarak teknolojiyi kullanarak verdiğimiz eğitimlerde öğrencilerin teknolojiyi kullanarak öğrendiklerini görüyoruz. Bu çatışma devam ederken zaten gençlik bunu kullanıyor. Bu süreç biz istesek de istemesek de eğitimi şekillendirecek.”

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

“SANAL VE ARTTIRILMIŞ GERÇEKLİK BİLİŞSEL MOTİVASYON SAĞLIYOR”

Sinanpaşa Meslek Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Fatih Özdinç ise “Sanalla Arttırılmış Gerçeklik, Eğitimin Geleceğinde Ne Kadar Gerçek” başlıklı sunumunda sanal gerçeklikte, tamamen grafiksel bir ortamda dünya ile ilişiğin kesilerek yeni ortamda bulunma durumunun olduğunu, arttırılmış gerçeklikte ise gerçek dünyadan kopmadan animasyonların ve nesnelerin gerçek dünyaya getirildiği bir yer olduğunu ifade etti. 

Özdinç, “Bu iki durumun karması olan karma gerçeklikte ise gerçek dünyayı gözlemlerken aynı anda sanal ortamı da görebiliriz” dedi. Sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçekliğin sunduğu fırsatlara dikkat çeken Özdinç, “Temelde deneyimleyerek öğrenme fırsatı sunuluyor. Etkileşim ve geri bildirim sağlanıyor. Bunlara oyunlaştırmayı da katabildiğimiz için bu durum insanlarda bilişsel motivasyonu sağlıyor. Bu yüzden son derece popüler olduklarını söyleyebiliriz.” ifadelerine yer verdi.

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

“YAPAY ZEKÂ BİZLERİ MANİPÜLE EDİYOR”

“Geleceğin Eğitiminde Yapay Zekâ ve Üretken Yapay Zekâ Araçlarının Değeri” sunumunda Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Erol, yapay zekânın “vasat bir zekâ” oluşturduğunu vurguladı. Erol, “Yapay zekâyı, insan düşünme sistemini, öğrenmesini, problem çözme durumlarını taklit eden bir bilgisayar sistemi olarak tanımlayabiliriz. Kullandığımız Youtube, Spotify gibi uygulamalarda yapay zekâ sizlere bazı önerilerde bulunuyor. Burada en büyük risklerden birisi bizi manipüle etmesi oluyor.” dedi.

Üretken yapay zekânın mevcut verilerden ortaya çıktığını ifade eden Erol, “ChatGPT, Gemini, DeepSeek gibi üretken yapay zekâya hepimiz aynı soruyu sorduğumuzda benzer cevaplar verecektir. Benzer cevaplar bizde özgünlüğü ve yaratıcılığı engelleyecek ve hepimiz aynı toplum olacağız. Bu yapay zekânın bize sunulan karanlık yüzü.” diye konuştu.

'Kimin İnsan Kimin Makine Olduğu Tartışılacak'

“İNSANLA ANLAMLI ETKİLEŞİME GEÇEBİLEN ROBOTLAR SOSYAL ROBOTLARDIR”

“Eğitimde Sosyal Robot Kullanımında Fırsatlar ve Riskler” konusu üzerinde duran Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mücahit Gültekin, yeni bir teknoloji geldiğinde önce nimetlerinin konuşulduğunu, teknolojinin zararları ve felaketleri üzerinde daha sonra durulduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 6 yıldır yapay zekâ ile psikoloji arasındaki ilişkiyi incelediğini ifade eden Gültekin, şunları kaydetti: “İnsanların makineleştiği, makinelerin ise insansızlaştığı bir döneme giriyoruz. Bunun oluşturacağı dönüşüm hayatın tamamını kuşatacak.

Robotların şiir yazabildiği, duyguları ifade edebildiği, sevmiş gibi davranabildiği bir dönem içerisinde bulunuyoruz. Sadece makinelerin insanmış gibi davrandıkları değil insanların da makinelere insanmış gibi davrandıkları bir dönemin içerisindeyiz. Kimin insan kimin makine olduğunun tartışılacağı bir döneme giriyoruz. Sosyal robotu en geniş anlamda insanla etkileşime giren robotlar olarak tanımlamak mümkün ki anlamlı etkileşim kurabilmeyi sadece zihinsen değil aynı zamanda duygusal bağlar kurmak olarak kabul edebiliriz.” Panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme