KİME YARADI?

KİME YARADI?

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın ev sahipliğinde, Adalet ve Kalkınma Partili yöneticilerin katılımıyla Akrones Otel’de düzenlenen basın toplantısından bazı kesitler sunmaya çalışacağım.
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven’in söyledikleri ile ilgili yorumumu yapacağım, ancak önce AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın sözlerinin kafamı karıştırdığını belirtmeliyim. Milletvekili Özkaya, konuşmasında siyasi partilere yapılan “kaset” operasyonlarının faillerinin yargılandığını belirtiyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da kaset operasyonun bir parçası olduğunu söylüyor.
İsterseniz, bu noktada Milletvekili Özkaya’nın tam olarak ne dediğine bakalım:
“Sayın Baykal ve Sayın MHP yöneticilerine karşı yapılan kaset davasının iddianamesi kabul edildi. İsteyenlere gönderebilirim. Yaklaşık 175 sanık var, 170’i polis. Bunların tamamı FETÖ’nün içinde insanlar. Bu işin kimin yaptığını Savcılık ortaya koymuş. Bunların bir kısmı da Sayın Cumhurbaşkanımız’ın makamına böcek koyan böcekçiler. Kaseti yapan belli, kaseti basına servis eden belli. Hepsi tutuklu. Kasetle düşen belli. Kasetle düşenin yerine gelen belli. Ben bir fiilin kimin menfaatine yaradığına bakarım. Kimin yaptığından daha ziyade kuklacıya değil, kuklayı oynatana bakarım. Bir fiilden kim menfaat temin etmişse o fiilden az veya çok, bazen tamamen onun bu işle ilgisi vardır. Meselenin kısaca özü bu.”
İddiaya göre Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olmak için Deniz Baykal’a kurulan komplonun ortağı oldu; bu komplonun sonuçlarından da yararlandı.
O zaman, MHP’ye kurulan komplolardan kim yararlandı?
Devlet Bahçeli mi?
Bu açıklamayı bir muhalefet partisi yetkilisi ya da milletvekili yapsa, anlayabilirdim.
Ancak iktidar partisinin milletvekilinin “Bir fiilden kim menfaat temin etmişse o fiilden az veya çok, bazen tamamen onun bu işle ilgisi vardır” demesini, tam olarak nasıl yorumlamamız gerekir?
Hatırlayalım: Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, özel hayatı ile ilgili bir vidyo yayınlandığı için görevinden istifa etmişti. 2010 yılının Mayıs ayında gelişen bu olay, 12 Eylül 2010 Referandumu sürecinde sık sık gündeme getirilmiş, Adalet ve Kalkınma Partililer konunun “özel değil, genel” olduğunu, “Ne özeli, genel genel” diye nitelendirmişlerdi. Ayrıca yine o dönem Baykal’ın Adalet ve Kalkınma Partili yöneticilerinin malvarlıkları hakkındaki yorumlarının, kendine kurulan komplonun nedenleri arasında olduğu iddia edilmişti.
Bu olaydan yaklaşık 1 yıl sonra, bu sefer 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde benzer bir kaset komplosu, MHP’nin Genel Merkez kadrosunu hedef almıştı. MHP’nin Genel Merkez Yöneticileri arasındaki etkili isimler, ya gayriahlaki bir durum ile, ya da “sağ seçmen” hakkındaki ileri geri konuşmaları ile görüntülenmiş, bu görüntüler de internet yoluyla yayılmıştı. 2011 seçimleri sürecinde de “MHP’lilerin ahlaksızlığı” propagandası yapılıyordu.
Her 2 olguda da kısa ve orta vadede kazanan Adalet ve Kalkınma Partisi oldu. Birinde Referandum düzenlemeleri istenildiği gibi halktan onay aldı, diğerinde seçimdeki “sağ seçmen”in oylarının adresi kesin olarak belirlendi.
Şimdi tekrar Milletvekili Özkaya’nın sözlerine dönelim:
“Ben bir fiilin kimin menfaatine yaradığına bakarım. Kimin yaptığından daha ziyade kuklacıya değil, kuklayı oynatana bakarım. Bir fiilden kim menfaat temin etmişse o fiilden az veya çok, bazen tamamen onun bu işle ilgisi vardır.”
“Kime yaradı” sorusunun cevabı, çok seçenekli.
Vurgulamakta yarar var.

BASINA EŞİT MESAFE

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ve AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven, basınla ilişkilerini hep belirli seviyede tuttu; bu seviye hem basın mensupları için, hem de Başkanlar için yararlı oldu.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, konuşmasında basın kuruluşları arasında ayrım yapmadığını belirtti. Ki bu konuda gerçekten haklı. Haber, özel demeç, yaklaşım ve Belediye ilanları konusunda ayrımcılık yapmadı; “Şu gazeteden kişiler toplantıya giremez” demedi.
AK Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven de asgari ücret karşılaştırılmasının “dolar üzerinden yapılmaması” noktasında kendisini eleştiren basın mensubunun eleştirilerini dikkate aldığını gösterdi. Asgari ücret kıyaslamasını günlük ekonomik şartlarla yaptı.
Her iki Başkan’a da teşekkür ediyoruz.

BASININ SORUNLARI

Yöneticilerin basın mensupları ile bir araya geldikleri toplantı, daha çok genel değerlendirme, projeler ve vaatlerin konuşulduğu 80-90 dakikalık programlar şeklinde ilerler. Burada basın mensupları, kendi sorunlarının gündeme gelmesini ve tartışılmasını istiyorlarsa, sıkıntıları dile getirmeliler. Bu tür toplantıların yönlendirici ana unsurları gazetecilerdir zira. Gazeteci, sorunlar hakkında yorum yapmazsa, talepte bulunmazsa, soru sormazsa, siyasetçi kendi gündemini kamuoyuyla paylaşır. Gazeteci, kendi sorunu ile ilgili soru sorar, talepte bulunur, toplantıyı yönlendirirse o zaman siyasetçi hiç değilse “not” alır.
Bu konuda cesaretli olmalıyız.
İşadamları, esnaf, çiftçi, işçi, memur…
Toplumun her kesiminin sorunlarını ileten gazeteciler…
Siyasetçilerin bu kesimlere verdiği mesajı aktaran gazeteciler…
Kendi sorunlarını da dile getirmekten, çözüm aramaktan çekinmemeli.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi