Eyüp Emir
Eyüp  Emir
eyupemir@kocatepegazetesi.com
KİBELE’DEN MİLLET BAHÇELERİNE
  • 0
  • 621
  • 14 Ekim 2019 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Fransızlar “Cybele” derler. Türkçe’de “Sibel”dir. Mitolojide Kibele olarak geçer. Ana Tanrıça olarak bilinir. Doğurganlığın, üretkenliğin, hayatın, bereketin simgesidir. Mitolojideki tanrı Zeus’un bile elde edemeyeceği kadar kutsal, büyüleyici ve ilham kaynağıdır. Anadolu’nun başakların büyüdüğü kutsal toprakların kadim simgesidir.
Akdeniz’den Asya kıtasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada Ana Tanrıça figürü ile karşılaşmak mümkündür. Anadolu’da yapılan kazılarda, ayakta, oturmuş, doğum yapan Kibele heykelleri bulunmuştur. En eskilerinden biri Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. M.Ö. 7 bin yıllarına yani günümüzden 9 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen Kibele heykeli 1958 yılında Konya’nın Çumra ilçesindeki dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Çatalhöyük’te bulunmuştur. “İkon” simge demektir. Simgeleri içine alan bereket ovasına Romalılar tarafından “İkonium” denmesi boşuna değildir. Konya adı da İkonium’dan bozulup Konya olmuştur.
Yukarıdaki bu bilgileri vermemizin sebebi komşu ilimiz Konya’da yapılan Millet piknik bahçeleridir.
Konya Karatay Belediyesi’nin açtığı piknik bahçesini “köklü bir tarihten modern cazibe merkezine” diye yayın organlarında tanıtıldı. Konya aynı zamanda Selçuklu’nun merkezi ve Mevlana’nın yaşadığı bir şehirdir. Sosyal Medya’da çok tartışıldı bu bahçe. Ağaç yok ama 100’er metrekarelik mangal yeri, kamelya ve lavabo bulunuyor. Özetle piknik yapanların arasında sıfır irtibat olacak. Arabasıyla 100 metrekarelik bahçesine yanaşacak güneşin altında etiyle birlikte pişip karnını doyup kalkıp gidecek. Yurdumuzda bir bahçe veya park yapılırken önce büfe, kafeterya vb. yapılarla yeşil alanın daha başlamadan yarısı yok oluyor. Yine komşu ilimiz Eskişehir’den bir örnek vereceğiz.
Şehir merkezinde “Dede Korkut” parkı lavabo, mescit minyatür şeklinde çok güzel konumlandırılmış parkla bütünleşmiş.
Piknik kelimesi; Fransızcadan dilimize geçmiştir. “Pigue-nigue” kırda yenen hafif yemek anlamını taşıyor. Piknik bizdeki mesire ile örtüşüyor. Arapça’da –masira- gezilen yer, seyirlik demek.
Pikniğin de mesirenin de olmazsa olmazı su ve yeşilliktir.
Osmanlı’dan günümüze mesire yerleri insanların birbirleriyle tanışmaları kaynaşmaları için çok güzel buluşma yerleridir. Bu gibi yerler birer sosyalleşme alanlarıdır. Şehrimiz Afyonkarahisar’da bu gibi yerlerin başında Hıdırlık mevkisi gelir. Özellikle Hıdırellez kutlamamaları şehre en yakın bu bölgede yapılır. Genç kızlar ve erkekler birbirlerini görür ve tanırlar. Son zamanlarda Fuar alanı, 26 Ağustos gibi piknik alanları gibi güzel mekanlar oluşturulmuştur. Bakanlıklar veya belediyeler tarafından yapılan bu gibi yerlere toplum olarak ne yazık ki gereken özeni gösteremiyoruz. Ürettiğimiz çöpleri olduğu yerlerde bırakarak ayrılıyoruz. Bu durum doğaya ve insanlara yapılan bir saygısızlıktır.
Söz millet bahçelerinden piknik yerlerinden açılmışken şehrimizin eski stadyumundan söz etmeden geçemeyiz. Şehrin içinde millet bahçesi olmaya çevresiyle birlikte en elverişli alan yapılaşmaya açılarak Afyonluların spor yapacağı, nefes alacağı bir alan yok ediliyor. Valilik ve Belediye Başkanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı kamulaştırma yaparak güzel bir millet bahçesi yapabilir.
Tabi ki beton sevdalıları izin verirse.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM