KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE ŞİMDİ SAMANI BİLE İTHAL EDİYOR

KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE ŞİMDİ SAMANI BİLE İTHAL EDİYOR

Bir dönemler dünyada kendi kendine yeten 7 ekonomiden birisi diye övündüğümüz Türkiye bugün samanı bile ithal eden, her açıdan dışa bağımlı bir ülke oldu. Özellikle tarım alanında yaşananlar içler acısı.
Çiftçi-Sen’in rakamlarıyla Türk Tarımı.
2002’de Türkiye’de 9.300 bin hektar alanda buğday ekimi yapıldı
2016’da bu alan 7.780 bin hektara düştü.
Yaklaşık 1,5 milyon hektar arazide artık buğday ekilmiyor. Türkiye bugün buğday ithal ediyor. Türkiye samanı bile ithal ediyor.
Son 16 yılda uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle 1 milyon hektar arazide arpa ekimi yapılmıyor. Türkiye artık yem ithal eden ülke oldu.
Tarım alanlarındaki küçülme sadece son bir yıl içinde Zonguldak ilimiz kadar.
2000’li yılların başında üretim fazlası Mercimeği nasıl tüketeceğiz diye kampanyalar yaptığımız günleri hatırladınız mı? Ekranlarda çıkıp mercimeğin ne kadar besleyici bir gıda olduğu anlatılıp, köfteden tatlıya mercimekle yapılan pek çok da yemek tarifi veriyordu. AKP ile geçen yıllar sonunda bugün en çok ithal ettiğimiz bakliyat maalesef Mercimek oldu.
Son on beş yılda baklagiller, nohut ve kırmızı mercimekte üçte bir, yeşil mercimekte üçte iki oranında üretim azaldı. 1990-2017 döneminde nüfus yaklaşık 27 milyon (yüzde 50 oranında) artarken, yemeklik kuru bakliyat üretimine ayrılan arazilerin miktarı yüzde 65 oranında gerileyerek 2 milyon hektardan 790 bin hektara düşmüş, buna bağlı olarak bakliyat üretimi de 2 milyon tondan 1,2 milyon tona inmiştir.Sonuç Türkiye artık baklagiller, nohut ve kırmızı mercimeği ithal ediyor.
Son bir yılda Mısır ithalatımız 8.5 kat, buğday ve pirinç ithalatımız yaklaşık 2.5 kat arttı. Son 15 yılda yapılan tarımsal ithalatta yabancı çiftçilere 86 milyar dolar ödedik.
Pamuk üretimi 2002’deki 7 milyon 210 bin 770 dekar alandan, 2016’ya 4 milyon 800 bin dekara düştü.
TEKEL özelleştirmesi sonrası 2002 yılında 405 bin olan tütün üretici sayısı, bugün 56 bine düştü. Türün üretimi ise 159 bin tondan, 62 bin tona geriledi. Tütün üretimi ve tütüncülük bitme noktasına geldi.
Üretim azalırken, çiftçi ekimden, üretimden çekilirken iktidarın ne yapmasını beklersiniz. Çiftçiyi korumasını. Yani gümrük duvarlarını yükseltip çiftçinin ürününü para etmesini sağlamasını beklersiniz. Oysa iktidar ne yaptı.“İthalat Rejimine Ek Karar” ile kuru fasulye, barbunya, börülce ve nohutta gümrük vergisini sıfıra indirdi, yani bu ürünlerin ithalatını kolaylaştırdı.
Yani yerli tarıma bir darbe daha vuruldu. Gümrük vergisi oranlarını sıfırlamakla üretim değil ithalat teşvik edilerek, yerli ve milli Türk çiftçisi değil yabancı çiftçi desteklenmektedir.
Hayvancılıkta durum ne?
2008’de çiğ süt fiyatının düşürülmesi sonucunda başlayan kriz nedeniyle 1 milyon baş süt ineği kesildi. 2010 yılına kadar Türkiye hayvancılığı kendine yeterli düzeyde olduğu için et ithalatı yok denecek düzeyde.2010’da et ithalatı 518 milyon dolara, 2011’de ikiye katlanarak 1 milyar 249 milyon dolara fırlamış. Yani sadece iki yılda 50 kattan fazla bir artış söz konusu. 2012’de 785 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmiş. Halen Türkiye26 ülkeden et ve hayvan ithal ediyor.
Bu ülke artık saman ithal ediyor. Saman.
“Yerli ve milli iktidarın”, tarımı da hayvancılığı da getirdiği nokta bu. Türkiye tarım ve hayvancılıkta da ithalata bağımlı bir ülkeye dönüştürüldü. Gayrimilli tarım politikalarıyla köylü ve çiftçi açlığa ve yoksulluğa mahkûm edildi.
Son Söz; “Milli ekonominin temeli tarımdır.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi