Hayriye Caner
Hayriye  Caner
hayriyecaner@kocatepegazetesi.com
KARUN HAZİNESİ
  • 0
  • 293
  • 18 Temmuz 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Türkiye’nin en önemli tarihi zenginliklerinden birisi olan va “Karun Hazinesi” olarak bilinen tarihi eserlerin yurdumuza dönüşünün yıldönümü yarın. 19 Temmuz 1990 tarihinde New York Federal Mahkemesi Türkiye lehine karar vererek Karun Hazinesi’nin Türkiye’ye iadesinin yolunu açmıştı.
Milattan önce 560-546 yıllarında yaşayan Lidya Kralı Kroisos’a (Karun) ait olan ve aralarında daha önce iki kez çalınarak yurt dışına kaçırılan Kanatlı Denizatı Broşu’nun da yer aldığı 432 parça paha biçilemez eserden oluşan Karun Hazineleri, Uşak’taki modern müzesinde sergileniyor..
Müzede Karun Hazinelerinin en değerli parçası olarak bilinen ve daha önce iki kez çalınarak yurt dışına kaçırılan “Kanatlı Denizatı Broşu” için özel bir alanın ayrılmış.
Uşak ili’nin 25 km batısında, Uşak-İzmir Devlet Karayolu üzerinde yer alan Güre köyü’nün kuzeyindeki Hermos(Gediz) Nehri’nîn suladığı dar ovanın yakınlarında Lidya ve Greko-Pers (IVI.Ö. 6. yy.) tümülüslerinden 1965-1966 ve 1968 yıllarında tarihi eser kaçakçıları tarafından çıkarıldıktan sonra yurt dışına kaçırılan, New York’taki Metropolitan Müzesinde 1985 yılında sergilenmeye başlanan 432 parçalık Karun Hazineleri koleksiyonu, hukuk mücadelesinin ardından 1993 yılında Türkiye’ye getirilmişti.
1965 yılında bu alandaki soygunlar, TOPTEPE Tümülüsü’nün kaçak kazısıyla başlamıştır. Kaçak kazıları gerçekleştirenlerin ifadesine göre; mezar odasına girildiğinde, yerdeki bir gümüş testi ile çok sayıda mermer alabastron tavandan düşen bir hatıl nedeniyle tahrip olmasına karşın, hazinenin büyük bölümü ölünün yatırıldığı kline üzerinde bir tutam saç ve toz haline gelmiş kemiklerle birlikte bulunmuştu.
Bu odada bulunan;
1. İnsan kulplu gümüş oinochoe,
2. Sfenksi! ve altın başlı tutamaktı kepçe,
3. Tamamı altın, sallanınca ses veren makara,
4. Altından yapılmış içleri boş, iğneli altın küpe,
5. Aynı tip ancak daha küçük boyutta iğneli küpe
6. Sallamalı, altından yapılmış kanatlı at şeklinde broş,
7. Meşe palamutu sallamalı altın ve renkli taştan yapılma kolye,
8. Akik ve taştan yapılmış geometrik şekilli kolye,
9. Mavi renkli camdan yapılmış uçları, aplike arslanbaşı şeklinde bir çift bilezik,
10. Uçları taş boncuklu püskül şeklinde altın gerdanlık, kaçakçılar tarafından alınmıştır.
Toptepe Tümülüs buluntuları aracılar yardımıyla, eski eser kaçakçılığıyla örgütlü bir biçimde uğraşan alıcılara satılmıştı.
1966 yılında Gure’de ikinci bir soygun yaşanmıştı. Güre Köyü’nün yakınında yer alan batı yamacında düzgün bir mermer blok, bir köylü taralından bulunur. Bu ipucunu değerlendiren ve bir yıl önceki soygunu bilen kaçakçılar Ikiztepe’de kaçak kazıya başlarlar. Bir türlü mezar odasına ulaşamayan kaçak kazı ekibi yeni katılanlarla, sonunda yeri bulunan mezar odasının tavanını barutla patlatarak içeri girmiştir. Ancak bir süre sonra paylaşımda haksızlığa uğradığını düşünen bîr kişi durumu jandarmaya ihbar eder.
Güvenlik makamlarınca sürdürülen operasyonlarda bazı eserler ele geçirilmişse de, jandarmaya ateş açarak kaçmayı başaran kaçakçı, elindeki eserlerin tümünü, Toptepe Tümülüs buluntularını satın alan aynı kişiye ulaştırmayı başarır.
Operasyonlarda yakalanan kişiler çeşitli cezalara çarptırılırlar. Ama olaylar yatıştıktan sonra Ikiztepe’de Gürelilerce yapılan kaçak kazı sonucunda ikinci mezar odasına da ulaşılır. Ancak, mezar hiçbir buluntuyu içermemektedir. Kaçakçılar eserlerin, kline içinde olabileceğini düşünerek hırsa kapılmış ve klineyi parçalamışlardır. Aynı yöredeki bir başka tümülüs – mezar odası, avlanmakta olan köylülerce bulunmuştur. Tumülüste bulunan kırmızı, mavi, siyah ve yeşil renkteki duvar resimleri, bezemeli kline ayakları keskilerle parçalanarak satılmak üzere İzmir’e gönderilmiştir. Mezar odasının arka duvarı da, dana sonra üzerine sahte resimler yapılarak parçalanmış ve antikacılara satılmıştır.
Hazinenin en değerli eserleri arasında yer alan Kanatlı Denizatı Broşu, 2005 yılında Uşak Arkeoloji Müzesinden sahtesi ile değiştirilerek yurt dışına götürülmüş, daha sonra Almanya’dan iadesi sağlanan eser, Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmeye başlanmış, iki ay önce de Uşak’a getirilmişti.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM