Eyüp Emir
Eyüp  Emir
eyupemir@kocatepegazetesi.com
KARANTİNA GÜNLERİ
  • 1
  • 1407
  • 08 Nisan 2020 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Dünyamız 100 yıldır savaşlar, salgınlar gördü. Bu defa korona virüs salgınının çok hızlı yayılması nedeniyle önceki salgınlardan daha tehlikeli olduğu görülüyor. Bizim neslimiz bu kadar tehlikeli salgını ve alınan tedbirleri ilk defa görüyor. Şehirleşme ve apartman yaşamının yüzde 80’de olduğu bu zamanda alınan tedbirlere uyma konusunda bazı sıkıntılar olmaktadır. Bu salgından tüm halk kesimlerinin zengini; yoksulu, eğitimcisi sanayicisi, tarım kesimi olmak üzere hepsi etkilendi. Bu durumdan devlet ve millet olarak alacağımız birçok dersleri almalıyız. Temennim almamızdır. Eğer almazsak bilinçli bir toplum olma yolunda ilerlememiz mümkün değildir.
Bu karantina günlerini, bizim dedelerimizden duyduğumuz, romanlardan okuduğumuz “Hababam Sınıfının” yazarı Rıfat Ilgaz’ın “Karantina Geceleri” romanından daha güzel anlıyoruz.
Yıl 1944 İkinci Dünya Savaşı sınırlarımıza kadar dayanmıştır. Hitler faşizminin tüm Avrupa’yı ateşe attığı günler; ekmek, şeker, yakacak gibi temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmış, dışarıdan gelebilecek ani baskınları önlemek amacıyla geceleri her yerde karartma uygulaması başlamıştır. Ülkenin aydınlarına da baskı uygulayan bir dönemdir aynı zamanda. Rıfat Ilgaz “Karartma Günleri”nde bu karanlık günleri anlatır.
Olaylar; bir aydın şair Mustafa Ural’ın yazdığı ve toplatılan şiir kitabı nedeniyle aranmaktadır. Rıfat Ilgaz, Mustafa Ural’ın kaçış öyküsünü anlatırken, ülkemizin 1940’lı yıllarına ışık tutuyor. Şair İstanbul’un soğuk, karartılmış sokaklarında eş, dost evlerine sığınır. Tutuklandığı zaman savaş bitmiştir.
“Karartma Geceleri” Rıfat Ilgaz’ın 1974 yılında yayımlanan romanıdır. Bu roman Rıfat Ilgaz’ın kendi hayatından da izlenimler taşır. Daha sonra Yusuf Kurçen’li tarafından filme çekilmiş ve başrolünü Tarık Akan oynamıştır. Bu romanı herkesin okumasını öneririm.
Bugünlerde o sıkıntılı günlerde yapılan uygulamalardan dersler çıkarmalıyız. II. Dünya Savaşının sıkıntılı günlerindeki uygulamaları daha sonraki dönemlerde insafsızca eleştirildi, siyasi rant çıkarılmaya çalışıldı. Yurdumuz aldığı siyasi tedbirlerle savaşa girmemiz önlenmiş, ekonomik tedbirleriyle halkımız daha az zararla o sıkıntılı günleri atlatmıştır. Sıra şimdi bu dönemden nasıl çıkacağız buna odaklanarak önceki yapılanları kötüleme cehaletine düşmemeliyiz.
Gelelim günümüze, ulaşım ve iletişim araçlarının çok gelişmiş olduğu şu günlerde bu krizi daha hızlı bir şekilde atlatmalıyız. Yalnız tek sıkıntımız toplum yapısının değişimi. Önceki sıkıntılarımız zamanında mahalle kültürü ve köy hayatımız vardı. Her mahalle ve köy en ücra köşesindeki insanların durumlarını bilir, onları korurdu. O zamanlarda insanlar mekân olarak uzaktaydılar. Ama gönüller yakındı. Şimdi ise mekânlar yakın altlı-üstlü, yan yana ama gönüller uzak.
Millet olarak birlik ve beraberliğimiz sadece sıkıntılı günlerde değil, rahat günlerimizde de göstermeliyiz ki aniden olan afetler, depremler ve salgınlar zamanında sıkışmamak için bu durumlara karşı alt yapımızı ve birikimlerimizi özenle korumalıyız. Birey-toplum-devlet olarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız. Devletimiz yatırımları akıllıca yapmalıdır.
Bir musibet bin nasihatten önemlidir. İletişim araçlarının en mükemmel olduğu bu dönemde evde sıkılmamalıyız. Sosyal medyanın arasına biraz kitap, biraz spor katarsak bugünleri daha sağlıklı atlatırız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM