Mustafa Yılmaz DÜNDAR
Mustafa Yılmaz  DÜNDAR
yilmazdundar@kocatepegazetesi.com
Kader Konusunu Anlayabilmek – 15
  • 0
  • 107
  • 06 Nisan 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

“Billahi anlamda hürriyet ve düniHi anlamda hürriyet”i tefekkür etmeye ve kıyaslamaya devam ediyoruz. Hayatını duniHİ anlamda hürriyeti ile dizayn edenin, onunla yönetenin hürriyetine destek ve müdahale istemesi şöyledir: DuniHİ algı ve zann’larına dayalı bir hayat tarzı benimsemiş insanlar “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddialarının önemsenmesini, umursanmasını ve bu iddialarına saygı duyulmasını; bu iddialarının itibar kazanmasını, eğer mümkünse bu iddialarının önemli etiketlerle anılmasını hayati derecede önemserler ve takipçisi olurlar, dolayısıyla bu iddia ile rahat davranış biçimlerine destek istemek onlar için önemli işlerdendir. Bu sebepten, duniHİ güçler oluştururlar, duniHİ yardımcı ve veliler edinirler. Ancak “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasıyla kendi adı namına “BEN” diyen ve Kur’an anlatımıyla “ben bir duniHİ ilahım” diyen bu insanlar hürriyetlerine destek isterler ama müdahaleye tahammül edemezler. Billahi anlamda hürriyetle hayatını dizayn eden kul, “Ya Rabbi, hürriyetime müdahale et” diye duayla çırpınırken, duniHİ anlamdaki hürriyetle yaşayan kendisine müdahale edilmesine tahammül edemez. O kendisinin “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasına, duniHİ hürriyetine desteği sever; aslında o kendini güçlü gösterecek her türlü desteği sever ama müdahaleyi sevmez, buna tahammül edemez. Çünkü bir ilah bir ilahın desteğini ister ama ilahlığına müdahaleyi hakaret sayar. Oysa böyle insanlar fark etmeseler de onların kaderlerine Allah’ın müdahalesi vardır. Onlar talep etmese, istemese de müdahale vardır ama o farkında değildir; ama vardır. En korkunç müdahalelerden birisi şudur:
Bakara 7: “Allah kalplerini, kulaklarını mühürlemiş (hatemAllahu) ve gözlerinin üzerinde de bir perde vardır ve azim azap onların müstahakkıdır.”
Bakara 18: “Summün, bükmün, umyün fehüm la yarciȗn (sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, onlar artık rücu etmezler).”
İşte bu da bir müdahaledir ama kişi bunun hiç farkında değildir. Zaten Billahi anlamda olan da müdahaleyi his olarak bilmez, duniHİ anlamda olan da bilmez ama iki müdahale arasında böyle bir fark vardır. Billahi anlamda hürriyetle hayatını dizayn edenin gören gözü, tutan eli olurken, duniHİ anlamda hürriyetle hayatını dizayn edenin ise kalbini mühürler. Ayrıca Allah’ın öyle bir müdahalesi vardır ki Allah bir kulu saptırırsa artık o kul bir hidayet edici bulamaz, bu konuda Nisa 88, 115, 137, Maide 41, Ra’d 33, İsra 97 ayetlerine bakılabilir. Kur’an’ın bu konuda önemli uyarısı ise şöyledir: Enfal 19 ve İsra 8: “Dönerseniz biz de döneriz.”
Yasin Suresi 7-10. Ayetleri de böyle bir müdahaleyi bildirmektedir; ancak önemli dersler vererek:
Yasin 7: “Andolsun ki onların ekseriyetinin üzerine o söz (şekavet hükmü) hak olmuştur. Bu sebepten iman etmezler/iman etmemeleri sebebiyle…”
Yasin 8: “Muhakkak ki; Biz onların boyunlarına halkalar oluşturduk. O (halkalar) çenelerine kadar dayanmıştır. Artık onların başları yukarı doğru kalkıktır.”
Yasin 9: “Onların önlerinden bir set ve arkalarından da bir set oluşturduk da böylece onları bürüdük. Artık onlar görmezler.”
Yasin 10: “Onları uyarsan da uyarmasan da birdir; iman etmezler.”
Yasin Sûresi 7. Ayet bir Kader Matriksi cümlesidir. Söz konusu insanların diğer ayetlerde belirtilen hayat tarzları ve davranışları yani Muhtariyeti Tercih Gücü Yetkileriyle tercihlerini inatla batıldan yana yapıyor olacaklarını bunlar yaşanmadan önce Allah bilerek bu doğrultuda hükümlerini şekavet ehli olarak vermiştir. Bu yüzden Yasin Sûresi 7. Ayet sonunda “iman etmezler” sözü söz konusu insanların hallerinin artık hükme bağlanmış olmasındandır. Ancak Yasin 7, 8, 9, 10. Ayetler ile Yaşanabilir Hayat Normları üzerinden bir anlatım söz konusudur. Bu yüzden Yasin Sûresi 7. Ayetin sonu bu geçişi sağlamak üzere “iman etmemeleri sebebiyle” şeklinde de anlaşılabilir. Böylece hem Kader Matriksi’ndeki hükmün sebebi ortaya çıkar hem de Yasin 8, 9 ve 10. Ayetlerdeki müdahale ve sonucun sebebi anlaşılmış olur.
Yasin 8, 9 ve 10. Ayetlerden de öğreniyoruz ki küfründe inatçı olan ve bunun mücadelesini hayat tarzı haline getiren söz konusu insanların Sadrlarındaki duniHi algı ve zann’ları Allah’ın müdahalesiyle o derece coşmuş, artmış ve zenginleşmiş ki kalp ve beyinlerini bu zann’lar kaplamış, “Müstakilen Varım ve muhtarım” iddiaları narsist seviyelere ulaşmıştır. Bu müdahale ile öyle bir mütekebbir hale ulaştılar ki kesin, tavizsiz, dik başlı, şımarık cimriler olmuşlardır. Böylece umursamaz, dinlemez ve anlamaz halleriyle kendi adları namına “La ilahe illa BEN” demektedirler; elbette ki bu insanlara artık tebliğ yapmanın bir manası ve gereği kalmamıştır. Çünkü artık iman kapısı onlara ebediyyen kapatılmıştır. Rabbimizin müdahalesiyle bu insanlara kendi tercihlerini yaşayabilmek çok kolaylaştırılmıştır.
Yasin Suresi 8, 9 ve 10. Ayetler Yaşanabilir Hayat Normları cümleleriyle anlatım yapmaktadır. Çünkü inananların bu müdahaleden ders çıkarmalarını ve salih amellerine dikkat etmelerini amaçlamaktadır. Oysa aynı bilgiler zaten Kader Matriksinde de vardır, ama Kader Matriksi cümleleriyle. Ancak Kader Matriksi cümleleri amele temel olamayacağından bu yol uygulanmıştır.
DuniHİ algı ve zann’larıyla beraber kişide Allah inancı da varsa Allah’tan destek isterken “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiası yine söz konusudur. Böyle insanlar istedikleri destekte kısaca şöyle demek isterler: “Allahım gücüme gücünle, imkânıma imkânınla destek ver.” İsteme biçimine lütfen dikkat edin! Billahi anlamda hürriyetle hayatını dizayn eden: “Allahım beni bana bırakma, beni benim gücüm zannettiğime bırakma, beni benim imkanım zannettiğime bırakma, SEN bana müdahale et” der. Allah’a inanıyor ama duniHİ anlamda hürriyetle hayatını dizayn ediyorsa o kişi “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiası altındadır ama bu halini bilmiyordur. Ama bilmemek onu kurtarmıyor! Bilmiyor ama diyor ki: “Allahım benim bir gücüm var. Tamam, onu Sen verdin ama o benim gücüm, Sen ona kendi gücünle destek ver. Benim imkânım da var ama yetmiyor, Sen’in imkânın çok, imkânınla bana destek ver” manasına gelen bir yardım ister. Bu idrakla “Allahım beni bana bırakma” derse de duniHİ idrak ve zann’larının hâkim olduğu idrak sebebiyle bu sesleniş, “Ya Rabbi, beni Müstakilen Varım ve Muhtarım iddiamın yetersiz kapasitesi ile baş başa bırakma, bu iddiama destek ver, beni onunla yalnız bırakma” demektir. Billahi anlamda hürriyetle hayatını dizayn eden “Ya Rabbi beni bana bırakma” derken içinden “beni benim beşeriyetime bırakma” der. DuniHİ anlamda hürriyetle hayatını dizayn eden ise “benim Müstakilen Var ve Muhtar olan iddiamı, bendeki ilahlığı senin ilahlığınla güçlendir, ilahlığıma destek ver” demektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM