İSTİKBÂL-İ KIBLE

İSTİKBÂL-İ KIBLE

Namazı, kıble denilen Mekke’de bulunan Kâbe-i muazzama’ya yönelmek suretiyle kılmak demektir.
Kıble, sadece Mekke-i mükerreme’deki taş binadan ibâret değildir. Şeriata göre kıble, Kâbe’nin üstünden ta arş’a, altından ise ferşe kadar uzanan nuranî bir sütun ve direktir. Bu sebeple kişi ister uçağın içinde Kâbe’nin üstünde olsun, isterse yerin karnında Kâbe’nin altında bulunsun, bu nuranî sütuna yönelerek namazını kılar. İstikbâl-i kıble şartını böylece yerine getirmiş olur.
A- Niçin Bütün Müslümanlar Kâbe’ye Yöneliyoruz?
Müslümanların namaz kılarken yeryüzünde mabetlerin en eskisi ve en mukaddesi olan Kâbe’ye yönelmeleri; aralarında birlik ruhunu canlı tutmak, gönülleri müşterek bir ibâdetin ilâhî neşvesi ve nuruyla aydınlatmak gibi hikmetlere dayanmaktadır. Aynı kıbleye yönelerek ibadet etmek, aynı zamanda dil, renk, ırk farkını ortadan kaldırarak, tam bir sevgi ve cihanşümul bir kardeşliğin te’sîsine de vesîledir.
Hanefîlere göre:
Allah, yüzünüzü Mescid-i Haram cihetine çevirin buyurduğu ve Resûlüllah (a.s.) Efendimiz hem fiiliyle, hem kavliyle namazda kıbleye yöneldiği ve mü’minlerin de yönelmelerini emrettiği için, namazda kıbleye yönelmek farzdır.
Mekke’de oturanlar veya orada misafir olarak bulunanların kıblesi, gözünün Kâbe’ye isabet etmesiyle gerçekleşir. Öyle ki, evde, otelde veya benzeri kapalı bir yerde namaz kılarken önündeki duvarlar ve engeller kaldırılınca gözlerinin Mescid-i Haram’a isabet etmesi gerekir. Mekke dışında olanlar için kıble, o cihete isabet et-mesiyle gerçekleşir. Çünkü teklif imkânla orantılıdır.
Namazda kıbleye yöneldiği takdirde mal ve cana bir zarar gelmesinden korkulduğu zaman, hangi cihete mümkünse oraya yönelip namaz kılar. Çünkü ortada tıpkı kıble hakkında şüpheye düşen gibi bir özür bulunuyor.
Kıble’nin ne yanda olduğunda şüphe eder de soracak kimse bulamazsa o takdirde kendi rey ve ictihadına göre, kıbleyi belirleyip namaz kılar. (Şerhu Fethi’l-Kadir: 1/190, 191.)
Bilerek Kıble yönünden başka yere doğru kılınan namaz geçersiz olur. Kıble yönünü bilmeyen kimse ise araştırma yapar; edindiği bilgi veya kanaate göre namazını kılar. Eğer namazı tamamladıktan sonra hata ettiğini anlarsa, namazı sahih olur. Yeniden kılması gerekmez. Fakat namaz esnasında kıblenin ne yönde olduğunu tayin ederse kıbleye yönelir ve namazına devam eder. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1, 313)
• Kâbe’nin bulunduğu noktadan 45 derece (ye kadar) sağa ve sola sapmalar kıbleden (Kâbe yönünden) sapma sayılmaz. Sapma derecesi daha fazla olursa “kıbleye yönelme” şartı aksamış olur. Cami ve mescitlerde 45 dereceden fazla sapma varsa kıble düzenlemesini yapmak gerekir.
• Özrü yüzünden kıbleye dönemeyen veya kıbleye döndürecek birisini bulamayan bulunduğu şekilde namazını kılar.
B- Uzak Mesafede Olanların Kıblesi
Mekke’den uzak ülkelerde oturanların kıblesi, Hicaz cihetidir. Kâbe veya Mekke’nin tam kendisine isabet farz değildir; çünkü genellikle böyle bir isabette bulunmak mümkün değildir. Gerçi gelişen teknik imkânlarla Mekke’yi belirleyip yönelmek bir bakıma mümkünse de bu herkes için söz konusu değildir. İslâmiyet ise, her konuda olduğu gibi, kıble konusunda da kolaylığı âmirdir. Müctehid imamlar dinimizin bu genel kaidesi ile mezkûr hadislerin ışığında-esası zedelememek şartıyla- birtakım kolaylıklar getirmişlerdir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi