İsrail gemileri yaktı – Kocatepe Gazetesi

İsrail gemileri yaktı – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 1 Haziran 2010 Salı 03:00:00
  İsrail’in Mavi Marmara adlı gemiye saldırdığını duyduğumda ilk aklıma gelen cümle “İsrail, gemileri yaktı” oldu. Filistin’e yardım götüren geminin zorluklarla karşılaşacağı belliydi, çünkü daha önce de benzer bir “zorluk” çıkarılmıştı.
Bu sefer zorluk çıkarılmadı, doğrudan saldırıldı.
Haberler geliyor… Ağır yaralılara bile kelepçe vurulmuş.
Ama nasıl bir “tesadüf” ki aynı gece İsken-derun’daki Deniz Kuvvetlerimize de PKK saldırı-yor, şehit veriyoruz.
Deniz Kuvvetleri’ne böyle bir saldırı olmasa, gece Filistin Gemisi’ne karşı yapılan saldırı nedeniyle “Acil Durum Merkezi” kurulup olaya müdahale edilmez miydi?
Kesinlikle edilirdi.
Saldırı ile önlem aldılar
Birbiri ile bağlantılı iki saldırı ile müdahale için önlem aldı İsrail. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin “tehlike oluşma ihtimaline karşı müdahale” tezine de uyuyordu.
Fakat dedim ya, gemileri yaktı bir kere.
Bu saldırgan tutumun devamı gelecektir kuşkusuz. Daha önce Büyükelçimize yapılan hakareti de not etmiştik. İsrail’in yaptıklarına ilişkin tuttuğumuz notlar kabardı. Önümüzde iki seçenek var: Birinci kabaran not defterinin hesabını sormak, ikincisi ise yeni bir not defteri alıp hiç bir şey olmamış gibi hayata devam etmek…
Peki mesela daha önce kısa bir süre de olsa birlikte çalıştığınız arkadaşınız da o gemideyse? Yeni bir not defteri almayı ister miydiniz?
Afyonkarahisar’da da kameraman olarak emek veren Ersin Esen, o gemideydi örneğin. Bu, tanıdık sima, o gemiyle birlikte hangi halde tezahür edecek?
Sadece tanıdık, akraba, eş-dost da değil beni düşündüren. Yıllardır ambargo altında yaşayan bir halka karşı yapılacak yardımı, çoluk-çocuk demeden, gözyaşlarını görmeden sindirmeye çalışmak…İnsani yardıma, insanlık dışı saldırı…
Taşlar, tankları yenecek
2003 ya da 2004’te, Gazze’deki direnişi anlatan bir şiir çıkmıştı. O şiirde “Taşlar, tankları yenecek” diyordu.
Bu formül aslında “ezilen” dünyanın formülü. Irak’taki çiftçinin Amerikan helikopterini düşürmesi de bu formül içine alınabilir, Afganistan’daki direnişçilerin ayakta kalmaları da. Soba borusundan füzelerle mücadele edenlerle, füze teknolojisini dünyaya pazarlayanların karşı karşıya geldiği bir dünyadayız. Umudumuz hep, taşların tankları yenmesi yönünde, dualarımız ve fiilimiz de.
Bugün, her nüsha Gazze-te
Bugün Türkiye’de çıkan gazetelerin bir kısmı “Gazze-te” olacak. Bundan eminim. Hatta belki bir kısım gazeteler ek çıkarır, ilgili derneklerle işbirliği yaparak.
Türkiye’nin sabrı zorlanıyor, ardı ardına gelen “musibet”lerle. 28 Mayıs’ta mesela Rumlar, “Rum Soykırımı”nı andı. Daha sonra Arjantin’de Soykırım Yalanı sahneye kondu. En sonunda da İsrail’in ve destekçilerinin İskenderun ve Akdeniz’de “eş zamanlı” olarak nitelendirilebilecek saldırısı…
Osmanlı damarı, Timur damarı
Galiba Osmanlı damarımıza basmak istiyorlar. Başarılılar da. Ben dünyanın yerinde olsam, bu damarla fazla uğraşmam. Çünkü bu damarın yanı başında Timur damarı da mevcut.
Boykottan, ambargodan bahsetmeye başladık yine. İnşallah bu sefer, boykot düşüncemize sadık kalır, Gazze’ye kendi elimizle kurşun atmayız. Çünkü her defasında boykot rüzgarı eser, sonra durulur, sonra unutulur.
Telafer’i unuttuk
Bu arada, unutmadan ekleyeyim: Bundan çok kısa bir zaman önce Irak’ın kuzeyinde, Telafer bölgesinde Türkmenlere Amerikan askerleri tarafından saldırıldı. Bombalar, kurşunlar, ablukalar… Şimdi kardeşlerimiz için verdiğimiz tepkinin birazını, keşke o zamanlar da Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı gösterebilseydik.
Telafer ile “çuval” hadisesi arasında da büyük bir mesafe yoktu üstelik…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi