Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
İSLAM’A GÖRE ÇALIŞMANIN ÖNEMİ (5)
  • 0
  • 136
  • 18 Şubat 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Allah (c.c.) ölümü ve hayatı hangimizin daha güzel ve yararlı işler, ameller yapacağımızı sınamak üzere (Mülk/2) yaratmıştır. Bu sınav ve imtihan sahalarımızdan birisi de çalışmaktır. Bu duruma çok sayıda ayet ve hadislerde dikkat çekilmiştir:
“İnsan için ancak kendi çalıştığı (nın karşılığı) vardır. “(Necm, 39.) “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma/10) “Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma…” (Kasas, 77.) “Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.”(Furkan, 47.)
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de, insanların yeryüzünde insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini istemekte ve bu amacı gerçekleştirmenin yollarını göstermektedir. Allah Teâlâ’nın göndermiş olduğu son din olan İslâm da; kendi mensuplarına, ister maddi ister manevî olsun, hayatın her safhasında yol gösterir. İslâm’ın, diğer sahalarda olduğu gibi, iktisadî konularla ilgili esas öğretileri de Kur’an-ı Kerim’in değişik yerlerinde ve hadis-i şeriflerde zikredilmiş ve başta yeryüzü olmak üzere, Allah; güneşi, ayı, denizleri ve denizlerde yüzen gemileri, denizlerin derinliklerinde bulunan deniz ürünleri vb., nehirleri, geceyi ve gündüzü, yerde ve gökte bulunanların tamamını insanoğlunun hizmet ve istifadesine sunmuştur.( Bkz. Ra’d, 2; İbrahim, 32-33; Nahl, 13-14; Hac ,65; Ankebut, 61; Lokman, 20- 29; Fatır, 3; Zümer, 5; Zuhruf, 13; Casiye, 12-13.)
Ayrıca,
“O (Allah), içinde sükûnet bulup (istirahat etmeniz) için geceyi yaratan, (çalışıp kazanmanız için de) gündüzü aydınlık kılandır. Şüphesiz bu söylenenlerde, dinleyen bir toplum için ibretler vardır.”(Yunus, 67.)
“Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O’dur.”(Furkan, 47.) buyurularak, gündüzün çalışmak, gecenin de istirahat etmek için yaratıldığı belirtilmiştir.
İnsana düşen vazife ise, Allah’ı ve O’nun yarattıklarını tanımak ve geleceği de düşünerek onlardan makul ölçülerde faydalanmasını bilmektir. Bunu gerçekleştirmek için de, çalışmanın şart olduğu bildirilmiştir.
Üzerinde yaşadığımız dünyanın sürekli hareket halinde olduğu bugün ilmen ispat edilmiştir. Şu halde hareket, yani hususi anlamıyla çalışmak; Yüce Yaratıcımızın ezelî ve ebedî kanunudur. Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği gibi, her şey insan için yaratılıp onun emrine verildiğine göre, insan; gözüyle gördüğü, varlığını hissettiği her şeyin esasını anlamak, kâinat bilmecesini çözmek zorundadır. Bunun için de etrafındaki hareketliliğe ayak uydurması, bilgi ve tecrübe sahasını her gün biraz daha genişletmesi gerekir. Bunu gerçekleştirmek için Yüce Allah:
“İnsan için ancak kendi çalıştığı (nın karşılığı) vardır. “(Necm, 39.) buyurarak, bize çalışmayı emretmektedir.
Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, ayette kastedilen çalışma; dünya için çalışma, ahiret için çalışma veya her ikisi için de çalışma anlamlarına gelebilir. Hangi anlama alınırsa alınsın gerçek olan bir şey var ki, o da;”Çalışan mutlaka karşılığını görür.” esprisinin, Allah’ın iradesine ve İslâm’ın ruhuna uygun düşmesidir. Buna, Allah’ın yeryüzünde geçerli kanunu,”Sünnetullah” da diyebiliriz. Çünkü “Allah’ın öteden beri süregelen ve sürecek, kendisine özgü, değişmeyen bir davranış tarzı vardır.”(Özsoy, Ömer, Sünnetüllah: Bir Kur’an İfadesinin Kavramlaşması, Ankara, 1994, s. 53.) Bu tarz ve bu uygulama herkes için geçerlidir. Yani, dünya kurulalıdan beri çalışan mutlaka karşılığını görmüş ve bundan sonra da görecektir. Bu noktada inanan-inanmayan vb. ayırımı da yapılmaz. Zira, bütün varlıkları yaratan Allah olduğuna göre, Yüce Allah’ın bu hususta insanlara farklı muamele yapması düşünülemez. Zaten bu O’nun “RAHMAN” sıfatının da bir tecellisidir.
İş ahirete geldiğinde ise, “RAHİM” sıfatı tecelli edecektir. Mealini verdiğimiz ayette emredilen çalışmayı diğer canlılar içgüdüleriyle, insan ise bilgi ve tecrübeleri doğrultusunda azim ve gayretle yerine getirir. Ayrıca böyle yapan insan hem ruhen, hem bedenen kendisini güçlü hisseder. (Kandemir, M. Yaşar, Örneklerle İslam Ahlakı, İstanbul, 1980, s. 315-316.)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM