İŞ DAVALARINDA ARABULUCULUK ZORUNLU OLDU

İŞ DAVALARINDA ARABULUCULUK ZORUNLU OLDU

Oğuzhan TAÇKIN 25 Ekim 2017 Çarşamba 13:30:18
 

İlk yazım olması sebebiyle “merhaba” ile başlamak istiyorum. Genellikle gündem olmak üzere gündemde yer tutan önemli gelişmeler hakkında siz kıymetli hemşehrilerime hukuki bir gözle bakıp yazmaya çalışacağım. Bu vesileyle yazı yazmamı tavsiye eden ve bu konuda destek olan değerli Serhat Tugan abime ve bana köşe ayıran Kocatepe Gazetesi’ne çok teşekkür ediyorum. İlimizin en köklü gazetesinin bir köşesinde yazmış olmak benim için büyük bir mutluluk oldu.
Meclis’te kabul edilen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile son derece önemli değişiklikler yapıldı. Kanun’da çeşitli değişiklikler olmakla beraber bu yazıda en önemli kısmı oluşturan zorunlu arabuluculuk kurumunu olumlu-olumsuz yanlarına henüz girmeden yeni Kanun ile getirilen değişiklikleri genel hatlarıyla yazmaya çalışacağım. Yeni Kanun ile işçi-işveren arasındakibireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade ihtilaflarında İş Mahkemeleri’ne gitmeden önce arabulucuya başvurulması dava şartı yapıldı. Kanun’un istisnasını ise iş kazaları ve meslek hastalıkları ile SGK’ya ilişkin bazı uyuşmazlık ihtilafları oluşturuyor. Genel hallerde ise arabuluculuk esas olacak ve arabulucuya gitmeden dava açılması halinde dava usulden reddedilecek. Usulden reddin tebliğinden 2 hafta içerisinde arabulucuya başvuru yapılabilecek. Kanun’da arabuluculuğun nasıl yapılacağına ilişkin hükümler bulunmakla beraber hüküm bulunmayan durumlarda niteliğine uygun düştüğü hallerde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanacağını belirtiliyor. Değişiklik öncesi Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda arabulucu oldukça pasif ve herhangi bir öneride bulunmaksızın iki tarafı bir noktada buluşmasını sağlayan bir konumdaydı. Bu Kanun’daki değişiklikle artık arabulucu, tarafların çözüm üretemedikleri halde ihtilafı sona erdirmek için aktif şekilde katılacak. Tarafların kendi taleplerini eksiksiz olarak yerine getirmesini diretme olasılığını yüksek olduğunu düşünürsek arabulucunun ihtilafı sona erdirmeye yönelik görüşleri son derece önemli olacak. Böylece, ortaya üç ihtimal çıkıyor. Taraflar kendi aralarında anlaşarak bir çözüme varabilir bu sağlanamazsa yeni Kanuni düzenlemeyle arabulucu çözüm önerisinde bulunacak taraflar bu sefer arabulucunun çözüm önerisinde üzerinde müzakere edecek. Arabulucunun da önerisi taraflarca kabul edilmezse arabuluculuk faaliyeti sona erecek. Eğer tarafların kendilerinin veya arabulucunun sunduğu çözüm önerilerini kabul etmesi halinde alınan kararlar icra edilebilirlik şerhi alınmaksızın ilam niteliğinde olacak.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıkları Kanunu’nda arabuluculuk kararı için icra edilebilirlik şerhi aransa da burada aranmaması kararın icrasını hızlandırması açısından yine önemli bir değişikliği oluşturuyor. Böylece uyuşmazlık çözümle sonuçlanmış olarak alınan ilam niteliğindeki karar herhangi bir icra dairesinden icraya konabilecek. Son olarak arabuluculuk faaliyeti sonrasında anlaşmaya varılan hususlar hakkında da dava açılması yasaklanıyor.Böylece arabuluculuk faaliyetinde çözümlenmiş uyuşmazlığın nihai olarak kesinleşmesi söz konusu oluyor. Bu kısma ilişkin son olarak belirtirsek bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında bu değişiklikler uygulanmayacak.
Yukarıda genel hatlarıylabahsetmeye çalıştığım değişiklik ile artık işçi-işveren davaları daha hızlı bitirilmesi ve tarafların taleplerine kısa sürede ulaşması amaçlanıyor.Bununla birlikte işçi-işveren davalarında tarafların konumuna baktığımızda adalete uygun karar verilebilmesi için özellikle arabulucuya önemli görevler düşüyor. Her ne kadar taraflar kendi aralarında da anlaşmaları mümkün olsa da genellikle tarafların kendi taleplerinde ısrar etme olasılığı yüksek olduğundan çözüm arabulucuya düşecektir. Bu halde -ki sanıyorum genellikle böyle olacaktır- arabulucunun güçlü-zayıf dengesine hassasiyetle yaklaşarak adilane bir çözüm sunması ile usulen amaçlanan hızlılık esasen de adaletli bir kararla sonuçlanmış olacaktır. Eğer bu gözetilmezse arabuluculuk süreci dava öncesinde zaman geçirilmesi gereken bir prosedür halini alır ki bu hal özellikle hiç istenmeyen durum olacaktır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi