İMANIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI – Kocatepe Gazetesi

İMANIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay 6 Eylül 2010 Pazartesi 03:00:00
  İmanın sahih ve makbul olması için üç şartın bulunması gereklidir.
1.İman ümitsizlik halinde olmamalıdır.
Hayatı boyunca Müslüman olmamış bir insanın, yaşama ümidinin kalmadığı anda, can çekişirken iman etmiş olması geçerli değildir. Bu konuda Kur’an-ı kerim’de şöyle buyrulur:
“Günah işleyip de kendisine ölüm gelince ‘işte ben şimdi tövbe ettim’ diyen kimsenin tövbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tövbesi kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 18)
2. İnanmış olan kimse dinin hükümlerine toptan inanmalıdır. Dini hükümlerin bir kısmını kabul edip bir kısmını inkar eden insan Müslüman değildir. Sözgelimi, dini hükümlerden namaz, oruç, hac gibi hükümleri kabul edip, zekat hükmünü inkar eden insan dinden çıkar kâfir olur. Yine içki içmek haram değildir diyen kimse, içki içmese bile dince kesin olan bir hükmü inkar ettiğinden kâfir olur. Çünkü dinin hükümleri bir bütündür. Bunlardan birisini inkar tamamını inkar etmek gibidir. “İslâm” sözcüğünün “teslim olmak” mânasına gelmesi de buna işaret eder. Yâni ben îman ettim, Müslüman oldum diyen insan, “Allah’a teslim olan ve Allah’ın bildirdiği hükümlere toptan inanan” insandır. Bir Müslüman dinin bütün hükümlerine inandığı halde bunlardan bir kısmını yerine getirmese dinden çıkmış olmaz. Sözgelişi içki içen bir Müslüman, dinden çıkmaz, fakat büyük günah işlemiş olur. Müslüman’a tevbe kapısı her zaman açıktır. İçki içen bir Müslüman ileride tevbe eder, içkiyi bırakırsa İnşallah Allah tevbesini kabul edip, günahlarını bağışlar. Ama içki içmediği halde, içkinin haram olduğunu kabul etmeyen bir insan dinden çıkar.
3. Dindeki hükümlerin hepsinin güzel olduğunu kabul etmeli ve bunların arasında bir ayırım yapmamalıdır. Yine bir Müslüman dindeki hükümlerin, emir ve yasakların hepsini aynı derecede kabul ve tasdik etmelidir. Yani bütün emirler ve hükümler iyi ama, şu kumar oynamak veya zina etmek haram olmasa daha iyi olurdu gibi şeyler söyleyemeyiz.
İMAN ESASLARI
Ayet ve hadislerde imanın esasları bildirilmiştir. Cebrail aleyhisselâm, Hz. Peygamber’in de aralarında bulunduğu bir sahabe’ topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)’in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise “Cibril hadîsi” adı verilmiştir. Bu hadis-i şerifte iman esasları bizzat Cebrail aleyhisselam tarafından Peygamber Efendimize sorulmuş ve Peygamber Efendimizin verdiği cevaplar Cebrail aleyhisselam tarafından tasdiklenmiştir.Abdullah b. Ömer’in, babası Hz. Ömer’den naklettiği bu hadis şöyledir:”Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)’in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (s.a.s.)’in yanına oturdu ve dizlerini onun dizle-rine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:”Ya Muhammed! Bana İslâm’ın ne olduğunu söyle” dedi. Rasûlullah (s.a.s.): “İslâm; Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt’i hac etmendir” buyurdu. O zat: “Doğru söyledin” dedi. Babam dedi ki: “Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.””Bana imandan haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allah’ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır” buyurdu. O zât yine:”Doğru söyledin” dedi. Bu sefer:”Bana ihsandan haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.):” Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür” buyurdu. O zat:”Bana kıyametten haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.s.) “Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir” buyurdular. Babam dedi ki:Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: “Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?”dedi. “Allah ve Rasûlü bilir” dedim.”O Cibrîl’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti” buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).
Peygamber Efendimiz bu hadiste iman esaslarını altı olarak saymıştır. Bunlar; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere iman etmektir. Bu hadiste sayılan imanın esasları Kur’an-ı Kerim’de çeşitli ayetlerde geçmektedir. Sözgelimi Bakara suresinin 177 ve 284 ile Nisa sûresinin 136. ayetleinde “Allah’a, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe” iman geçmektedir. Yine Kur’an’da birçok ayet kadere imanı ifade etmektedir.
İslâm âlimleri, imânı iki mertebeye ayırmışlardır: 1- Taklidî îman, 2- Tahkikî îman..
Taklidî îman: Ana – babadan, hocadan, muhîtten duyduğu ve öğrendiği şekilde, mes’ele üzerinde hiçbir akıl yürütmeden îman esaslarına bağlanmak demektir. Taklidî îman, inanç esaslarına, şuuruna ve teferruatına vâkıf olarak bir inanma olmadığı için, bilhâssa bu zamanda bâzı şüphe ve vesveselere mâruz kalabilir ve sarsılıp yıkılma tehlikesi geçirebilir.
Tahkikî îman ise: İmâna âit bütün mes’eleleri delilleriyle, tafsilâtlı ve teferruatlı bir surette bilmek, tasdik etmek, tereddütsüz inanmaktır. Böyle bir îman şüphe ve vesveseler karşısında sarsılıp yıkılmaktan kendini koruyabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi