İmamlar bunu yaparsa cemaat ne yapsın

İmamlar bunu yaparsa cemaat ne yapsın

Onur Bayram 8 Ekim 2010 Cuma 03:00:00
  “Aradım tüm meclisleri, kıldım ilmi talep; Dediler ilim en sonda, önce gerek Edep” demiş Mevlana Celaleddin Rumi. İyi ama neydi bu edep?
Afyonkarahisar yerel basınını takip edenler katılır mı bilmem ama son dönemde şehrin idarecilerinden, medya kuruluşlarına kadar pek çok alanda gözle görülür bir ahlak seviyesi kaybı yaşandı. Bir yanda Belediye Meclisi Toplantısı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nı ‘faydasız’ olarak tanımlayan bir başkan, bir diğer yanda şehrin en önemli kurumunun yöneticisine ismiyle hitap etmeyi marifet sanan bir yerel gazete…
Bir hafta kadar önce bir açıklamasını okuduğum Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, CHP Milletvekili Halil Ünlütepe’yi kastederek “Halil Ağabey’e saygısızlık yapmam” açıklaması yapmıştı. Ben o haberi okurken, “Helal olsun, bu ne nezaket bu ne terbiye” diye düşünmüştüm. Afyonkarahisar siyasilerini birbirleriyle çok polemiğe girmeyen, kalp kıracak sözlerden kaçınan özellikleriyle tanınırlar. Bu durum polemikleri seven ulusal muhabirleri biraz üzse de, hem ilimiz için hem de ilimiz insanına yakışan saygınlık açısından güzel bir durum. Ancak ne olduysa son dönemde bu duruma hiç de yakışmayacak olaylar yaşandı. Ve ne yazık ki yaşanmaya devam ediyor.
Bir yerel gazete bir süredir üniversiteyle ilgili olumsuz haberler üretip duruyor. Üniversitede seçimler yaklaştığından mıdır yoksa bu saldırıların altında başka beklentilerle mi var bilmiyorum, ancak öğrendiğim kadarıyla artık üniversite bu haberleri dikkate bile almıyormuş. Bu yerel gazetenin beni kullanarak da aynı kurumu hedef almaması için öncelikle Afyon Kocatepe Üniversitesi’yle hiçbir resmi ve gayri resmi bağım kalmadığını belirtmeliyim. Konuya dönmek gerekirse, bir gazete bir kurumu ve yöneticisini takıntı edinmiş. Basın diliyle sabah akşam ‘çakı-yor’. Hatası olana uyaralım, ne gerekiyorsa yazalım hatta sabah akşam ‘çakalım’ bende varım ama gerçekten hatası, yanlışı varsa yapalım.
Elinde gerçekten belgesi olanlar getirsin hem burada, hem de ulusal basına yazmayan Onur ‘namerttir’. Ama ‘çakarken’ bile bir adapla, bir terbiyeyle yazmak gerekir. Bugün Hürriyet’e Genel Yayın Yönetmeni olan Enis Berberoğlu mesleğe ilk girdiğimde, “ne yaparsan yap, burnunu kaf dağında görme. Makamlar gelir gider, geride insanlığın kalır” demişti. Bu yaştan sonra kimseye Adab-ı Muaşeret dersi verecek değilim. Gazeteci değil kim olursa olsun karşısındaki insana hiç olmasa onun makamına saygı duymalı.
Kim üniversite rektörüne ismiyle hitap edecek kadar nasıl büyümüş anlamadım. Evet, kendisini sevmeye bilirsiniz, icraatlarını beğenmeye de bilirsiniz ama hiç olmasa makamına saygı duyabilirsiniz. Gerçi haklısınız üniversite rektörlüğü bugün var yarın yok. Ama hiç olmasa yıllarca çalışıp onlarca makale yazmış, profesör kimliği edinmiş bir kişiye, bu kimliğine uygun bir hitapta bulunabilirsiniz. Aksi takdirde bir bakarsınız birileri çıkıp yıllarca yaptığınız mesleğinizi, edindiğiniz unvanları bir kenara atıp size de benzer yakıştırmalar yapabilir.
Tüm bu medyadaki seviye düşüklüğünün üzerine ilimiz siyasetine hiç yakışmayan bir söylem de Belediye Başkanımız Burhanettin Çoban’dan geldi. Belediye Meclisi’nde bazı sokakları Sezen Aksu ve Adnan Şenses’in isimleri verilmesi tartışıldı. Hem ‘evet’ hem de ‘hayır’ cephesinden bir sanatçının isminin sokaklara verilmesi bence toplumsal kaynaşma için hoş bir davranıştı. Ama birçok kişi bu girişimi küçük belediyelerin ucuz reklam girişiminin Afyonkarahisar Belediyesi’ne yansıması olarak değerlendirdi. Hatta bazı gazeteciler. “Çoban gibi usta bir siyasetçi, nasıl böyle bir hata yaptı” değerlendirmesinde bulundu.
Öncelikle Başkan Çoban isteseydi, meclisteki sayısal çoğunlukla çok kolay bu öneriyi oy çokluğuyla kabul ettirirdi. Başkan Çoban, ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla gitmeyerek kalitesini ve büyüklüğünü bir kez daha göstermiş. Ancak hep serinkanlılığıyla tanıdığımız, nezaketli Başkan Çoban, nasıl olmuş 10’uncu Cumhurbaşkanı ile ilgili bence hiç hoş olmayan sözleri edecek kadar sinirlenmiş anlamadım. Başkan Çoban benden daha iyi hatırlayacaktır, halefi olan eski Başkan Kaptan da önce sinirlerine hakim olamamıştı. Sonra sinirle konuşup, herkesle kavga etmiş ve bir süre sonra ‘ağabey���iyle baş başa kalmıştı. Ramazan, Zafer Haftası, referandum derken herkes en çok da Başkan Çoban yoruldu. Bu nedenle belki de daha kötüye gitmeden Başkan Çoban, bir tatil yapsa, biraz dinlense daha iyi olacak.
Aslında belediye meclisinin olduğu geceden beri şehir dışında olduğumdan ben gelene kadar bu olay kapanır diye düşünüyordum. Ancak konu hem ulusal basında devam ediyor hem de bence uykucu muhalefet her zaman olduğu gibi bu konuya da yeterli önemi gösteremiyor. Ulusal radyolardan Alem FM’de dün Erzurum’da yapılacak Kış Olimpiyatları’na verilen maskotun ismi tartışılıyordu. Dinleyiciler kendi önerilerini sunarken, Afyonkarahisar’dan olduğunu tahmin ettiğim bir dinleyici ‘yararlı bir şeyse Burhanettin adını verelim’ diye bir mesaj atmış. Ardından DJ Nihat Sırdar da ‘Burhanettin’ önerisinin Afyon Belediye Başkanı’ndan kaynaklandığını söyledi.
Belediye Meclisi ve Başkan Çoban’ın talihsiz açıklamalarının ardından gazetelerde Başkan Çoban’ın tespitine yönelik Cumhurbaşkanı’nın iyi ve kötü yönleriyle ilgili tespitler ve bu seyirde izleyen yazılar vardı. Ancak ne olursa olsun Ahmet Necdet Sezer Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’ydı. Sevelim ya da sevmeyelim, sırf Cumhurbaşkanlığı makamına saygıdan bile olsa sözler seçilirken biraz daha dikkatli olunamaz mıydı? Kaldı ki Başkan Çoban, 10’uncu Cumhurbaşkanımız Sezer’in faydalı bir iş yapmadığını iddia etmiş. Ama tam tersini de düşünenler olabilir. Örneğin Başkan Çoban’ın icraatından yıllar sonra bir başkası çıkıp Başkan Çoban’ın faydalı bir iş yapmadığını söyleyebilir. Gece geç saatlere kadar var gücüyle çalışan Başkan Çoban, böyle bir durumda ne hisseder merak ediyorum.
Şehrimizin en iyi avukatlarından olan Başkan Çoban’ın, devlet büyüklerine hakaretin suç olduğunu bildiğine eminim. Acaba Ahmet Necdet Sezer’i seven bir kişi çıkıp da Başkan Çoban’ı, Cumhurbaşkanı’na faydasız demekten şikayet etse mahkeme bu konuyu nasıl değerlendirir? Faydasız olmak bir hakaret midir? Kimin neye ne kadar faydalı olduğu tartışılır ama Yunus Emre “Sen kendine ne istersen başkasına onu iste. Dört kitabın manası budur eğer var ise.” diyor. Bir gün kendisi de benzer söylemler duymak istemiyorsa bence Başkan Çoban, sözlerinin maksadını aştığını söylemeli, hatta sözlerini düzeltmeli. Toplumsal çatışmanın daha da derinleşmemesi için, söylemleri doğru bile olsa bence usta bir siyasetçi geri adım atmayı göze almalı.
Tribünde küfüre karşıyız diyor, destek için eli-mizden geleni yapıyoruz. Her türlü çağ dışılığa karşı yazıyor çiziyoruz. Çocuklarımızın kent bilinci ile yetişmesini, hiçbir şeye zarar vermeden yetişmelerini istiyoruz. Ama boyunu aşan hatta sevenleri tarafından hakaret sayılabilecek sözler söylüyoruz. En garibi basının büyük bölümü bu konuyu normalmiş gibi görüyor ve susuyor. Yetmiyor insanlara yol göstermesi gereken gazeteler insanların makamına mevkiine saygı duymuyor. İlimizde bir kültür erezyonu, bir yozlaşma almış başını gidiyor. Bu şehre özgü o adap, o terbiye, o insanca duygular yok olup gidiyor. Gider tabii imamlar böyle yaparsa cemaat ne yapsın?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi