İLGİNÇ BİLGİLER

İLGİNÇ BİLGİLER

BAYAN SUS
Çocukluk dönemimizin akıllara kazınan, duvarlardan eksik olmayan fotoğrafıdır “Sus Hemşire” veya “Bayan Sus.” Peki ya hikayesi.
Hastane, sağlık ocağı, dispanserlerde karşımıza çıkardı “Sus” işareti yapan hemşire.
Başında kepiyle gördüğümüz ve hemşire olarak düşündüğümüz kişi gerçekten hemşire mi? Hayır değil. Fotoğraftaki o kadın dönemin mankeni Dilek Tunca’dır. Ot dergisinde kendisiyle yapılan bir röportaj vesilesiyle ekranlara çıkan Tunca olayı anlatır.
Bir ilaç firması 1976 yılının yazında hastanelere bir “sus pankartı” yaptırmak ister.
“Bir tek hastanelere koyacağız, sus işareti yapın” denir ve “bayan sus” için ajansta bir sürü poz çekilir. Hemşire kıyafeti ise Haseki Hastanesi’nin başhemşiresinden ödünç alınır.
Ve sonrasında o fotoğraf birçok yerde karşımıza çıktı, kalıcı hale geldi.
EVEREST DAĞI’NA İLK ÇIKANLAR KİMLERDİR?
Dünyanın en yüksek dağı olan ve 8848 metre yüksekliğe sahip Everest Dağı, dağcılar için cazibe merkezidir.
Everest’in zirvesine çıkıldığında yıl 1953’ü gösterir.
Everest Dağı’na çıkış ise öyle bir denemede ve bir yılda olan bir süreç değildir. Zirveye sekiz denemeden sonra çıkılabilmiştir. İlk defa 1921’de bu hayal için tırmanılır… Yolda kayıplar verilir ve amaca ulaşılamaz ama keşif özelliği taşır. İkinci deneme 1922’de yapılır. İklim şartları çok ağırdır. 7 üye kaybedilir ve geri dönülür. 1924, 1933, 1935, 1936 ve 1938’de yine denemeler olur ama sonuç yine başarısızdır.
1951 ve 1952’de de denemeler olur ancak 2.500 metresine kadar çıkılabilir. 1953’te Albay John Hunt’ın başkanlığındaki bir heyet yerlilerden Tenzing Norgay’ın kılavuzluğu altında yola koyulur ve 28 Mayıs 1953’te Edmund Hillary ile Tenzing Norgay dağın güneydeki zirvesine erişir. Ve saat sabah 09.00’dur. İngiliz hükümeti Edmund Hillary’e bu başarısından ötürü ‘Sir’ unvanını verir.
FLORENCE NİGHTİNGALE KİMDİR?
Ezberleri bozan bir hayat hikayesi… Zengin bir ailede doğup büyüyen bir kız ve ailesinin fakirlere mal ettiği işi seçen “Lambalı Kadın”ın hikayesi…
Ülkemizde ve günümüzde “Florence Nightingale” hastane isimleriyle bilinir. Hastanelere adını veren üniversitesi de bulunan bu güzel değeri ve insanı yakından tanıyalım…
1820 yılında İngiltere’de dünyaya geldiğinde kim bilebilirdi ki o zaman modern hemşireliğin kurucusunun da doğduğunu…
Babası zengin ve İngiltere’de büyük arazilere sahipti.
Ancak Florence Nightingale, gördüğü acı tabloları silmek adına ailesinin fakir mesleği olarak gördüğü hasta bakıcılığı tercih etti. Her ne kadar ailesi karşı çıksa da onu bu konuda kararlı kılan hastalara yapılan kötü muamelelerdi.
Ailesine göre hasta bakıcılığı pis ve aşağı bir meslekti. Fakir kızların işiydi.
Ama o ideallerinin peşinden koştu ve hemşire oldu. Almanya’da hasta bakıcılığı üzerine incelemeler yaptı eğitimler aldı.
1853’te Londra’daki hasta kadınların bakımı kurumuna yönetici olarak getirildi.
1853-1856 yılları arasındaki Kırım Savaşı’nda İngiliz ordusundaki yaralı askerlere bakmak üzere gönüllü hemşire olarak İstanbul’a geldi…
Selimiye Kışlası, sürekli elinde lamba ile gördüğü için hastaların “Lambalı Kadın” yakıştırmasını yaptığı yer oldu.
Florence Nightingale hastaların sadece yaralarını değil ruhlarını da iyileştirdi, pozitif enerji verdi. Sabrı, sevgisi ve hastalara sıcak davranması onun farkıydı. Ki yaptığı başarılı çalışmalar sonrası yaralı askerlerin ölüm oranında azalma görüldüğü ortaya çıktı.
Savaştan sonra kendini hemşireliğe adayan ve hemşirelik mesleğinin kurucusu sayılan Florence Nightingale, 1860’ta Londra’da bir hemşirelik okulu açtı (Halkın verdiği bağışlar ile Nightingale Fonunu kurarak).
1907 yılında da İngiltere Liyakat Nişanı alan ilk kadın oldu.
13 Ağustos 1910’da hayatını kaybetti.
NOT: Selimiye Kışlası’nın kulelerinden biri, Florence Nightingale ve diğer hemşirelerin kaldığı oda günümüzde müzedir ve ziyarete açıktır. İzinle girilebilmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi