Sezer Küçükkurt
Sezer  Küçükkurt
HİZMETLERDE ÖNCELİK SIRALAMASINA DİKKAT ETMELİ
  • 0
  • 524
  • 27 Kasım 2019 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Bu fotoğrafı duyarlı bir hemşehrimiz çekmiş. İzmir yolunda, Düzağaç’ı geçince Yıldırım Kemal köy yolunda kilometrelerce uzunlukta yolu kar birikintisinden korumak için paravan yapıyor ilgili kurumun ekipleri. Bu yoldan Afyonkarahisar’a bağlı sadece iki köy yararlanıyor. Vatandaşların görüşüne göre bu çalışma büyük bir israf. Bu uygulamanın kar ve tipiye açık şehirlerarası yol kenarlarına yapılması daha uygun görülüyor. Hem bu çalışmanın yapıldığı yolun devamında Kütahya’ya bağlı köy yolları var. Bizim köy yolları daracık, bakımsız. Kütahya sınırına girdiğiniz andan itibaren hem yol geniş, hem sıcak asfalt göze çarpıyor. Bu çalışmayı, belli ki iyi niyetle, kim yaptırıyorsa Özel İdare ya da Karayolları, önceliği yolun bakımı ve genişletmesine verse daha iyi olacak gibi. Hizmet yapılmalı ama öncelikler daha iyi belirlenmeli. Kargacık, burgacık, çakıllı çukurlu yollarımız varken, yol kenarına kar perdesi germek biraz komik oluyor.

 

 

OLUR MU BÖYLE?

Konya Valisi’nin Öğretmenler Günü töreninde yaptığı konuşma birkaç gündür ülke gündeminden düşmüyor. “Sen öğretmen misin birader? O zaman öğretmen gibi otur” ifadelerini içeren, genç öğretmenlerin kılık-kıyafetine, tavır ve hareketlerine dikkat etmelerine yönelik olarak Konya Valisi Cüneyt Orhan Toprak’ın konuşmasını duymuşsunuzdur herhalde. Bu tartışmada kamuoyu tam anlamıyla ikiye ayrılmış gibi. Bir tarafta “Bu tür konuşma Vali’ye yakışmadı” diyenler var. Diğer yanda ise “Vali haklı. Her kim olursa olsun protokolde ya da toplum içinde kılık-kıyafetine, tavır ve hareketlerine dikkat etmeli” diyenler…
Biz ikinci kısımda yer alanlardanız. Başta öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği icra edenler ve her zaman toplum önünde olan gazeteciler olmak üzere herkes, bulunduğu ortamın kurallarına, teamüllerine, alışkanlıklarına hassasiyet göstermelidir.
Bakınız bu fotoğraf da Afyonkarahisar’daki Öğretmenler Günü törenlerinde çekildi. Afyonkarahisar’da göreve yeni başlayan genç öğretmenler and içerken görülüyorlar bu karede.
Tamam, askeri üniforma giymelerini beklemiyoruz ama, saç, sakal, kılık, kıyafet konusunda ne kadar farklı durumlar söz konusu bir tek fotoğraf karesinde? Burada görülmeyen sunucunun hemen yanında kalan genç bir öğretmen var ki, bu kareye o daha bir renk katmış. Sevgili genç öğretmenim! Sana kimse and içeceğini, orada kürsüye çıkıp binlerce meslektaşını temsil edeceğini, senin tavırlarının minik öğrencilere örnek olacağını vs. söylemedi mi?
Sonuçta törene katılan yöneticiler bu karede görülen genç öğretmenlere gereken uyarıyı yapmışlar ama…
Ne uyarılmaya, ne uyarmaya, ne de böyle ortamlara düşmeye gerek yok aslında. Herkes şöyle bir titreyip kendine geliverse…

 

TÜKÜR TÜKÜR YALA, OH NE ALÂ

 

Özür dilemek ya da yanlıştan dönmek erdemdir. Evet, ama bir şey söylerken kırk kere düşünmek gerekir. Asıl önemli olan, hepsinden kıymetli olan “özür dileyecek pozisyona düşmemek”tir. Sen ağzının pergeli olmadan oraya buraya salla gitsin, on parmağında on kara, millete çal gitsin…
Ondan sonra “Özür dilerim, yanlış oldu” de… İyiymiş bu iş.
Ülke gündemini geren “Cumhurbaşkanı bir CHP’li ile görüştü” haberleri tam da bu kapsamda yer alıyor. Afyonkarahisarlı olduğunu birkaç gün önce bu köşede dile getirdiğimiz usta gazeteci Rahmi Turan’ın bir haberi ülke gündemini ve CHP’yi alt-üst etti. Şimdi Rahmi Turan “özür dilerim” diyor.
***
Atalar böyle durumlar için “ba’de harabi’l-basra” derler. Yani Türkçesi “Basra harap olduktan sonra”…
Bu sözle ilgili bir çok rivayet vardır. Hepsinin anlamı, “İş işten geçtikten sonra” manasına çıkar sonuç olarak.
Özür meselesi de böyledir. “Boğaz dokuz boğumdur” derler atalar. Bir şeyi söylerken iyice düşünmek gerektiğini anlatır bu atasözümüz de. Allah insana 2 göz, 2 kulak ama bir ağız vermiş. İki kere duysun, iki kere görsün ama bir kere söylesin diye…
Her insan için geçerli ama hele ki gazeteci isen yazarken, söylerken 40 yetmez, elli kere düşüneceksin. “Aaa, yanlış biliyormuşum, özür dilerim” demekle her şey hallolmuş olmaz.
***
Şükürler olsun ki gazeteniz Kocatepe’nin 55 yıllık geçmişi ve bugünü, ince eleyip sık dokumaktan mütevellit böylesine saygındır. Yoksa biz duymuyor muyuz çevremizde olup bitenleri? Biz bilmez miyiz gıcığımıza gidenlere kara dolamayı… Bize de haber üfürenler, “şunu da deyiver” diyenler var lakin, kazın ayağı öyle değil işte.
Hasılı kelam, hani siyasette son zamanların çok kullanılan bir benzetmesi var; “AK Parti içindeki AKP’liler” diye. Bu sözle AK Parti içerisinde bulunup da, AK Parti’nin değerlerini özümsemeyen, menfaat ve çıkar peşinde koşturan, parti kimliğini kendilerine kalkan edinenleri anlatmak istiyorlar ya…
Bizim meslekte de “Gazsteci” çok amma… Tekzip yemeyen, mahkeme kapılarında sürünmeyen, söyledikleri yalanlanmayan, özür dilemek zorunda kaldığı için binbir takla atmak zorunda kalmayan, her tükürdüğünü yalamayan “Gazeteci” az… Allah “gazsteci”lerden muhafaza buyursun, “gazeteci”lerin sayılarını artırsın.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM