HER ZAMAN DİLİYLE YALAMAK OLMAZ

HER ZAMAN DİLİYLE YALAMAK OLMAZ

Osman Emmi’nin boylu poslu gösterişli bir tosunu varmış. Üstelik bu tosun hem cinsleri gibi cazgır ve hırçın değilmiş. Çok sakin ve naifmiş.
Hal böyle olunca Osman Emmi de o tosunu diğer inek ve öküzlerden ayırmıș. Tosuncuk, küçük bașlar ve kümesgillerin ibiklileriyle takılmaya başlamış.
O kadar yıldır hayvancılık yapan Osman Emmi bu tosunda bir başkalık ve farklılık olduğunu hissetmiş. Çünkü hiç tosun gibi davranmıyor, adeta tavuskuşu gibi süzülüyormuş.
Osman Emmi tosuncuğun her halini gözler, ayrıca bakımına özel bir önem verir olmuş. Yemi, suyu, kașağısı, yemliği özelmiș bu tosunun.
Gel zaman git zaman, derken bir gün Osman Emmi dinlenirken bir köşede hayran hayran tosunu seyre dalmış.
O da ne ! … tosuncuk yanına gelen uyuz eşeğin sırtını yalıyormuş. Şaşırmış Osman Emmi !..
Yalama işi biter bitmez hemen eşeğin yanına varmış.
Aman tanrım !.. olamaz böyle bir şey demiş Osman Emmi.
Şaşkınlığın lisanına bile yansımız bir ara Osman Emmi; O My Got!.. gibi ecnebi lisanı telaffuz etmiş.(ecnebi lisanı mırıldanışına kendi kendine hayıflanıp, ah bu gençler, böyle şeyler söyleye söyleye benim de dilime dolanmış. Tövbe tövbe diyerek estağfurullah çekmiş )
Osman Emmi’nin şaşırdğı kadar varmış. Tosun yaladıktan sonra eşeğin sırtındaki yaralar hemencecik iyileşmiş. Bunun tesadüf mü yoksa sürekli mi olduğunu test etmiş Osman Emmi.
Bütün yaralı bereli, uyuz ve tüyleri dökülmüş hayranları tosuncuğa yalatmıș.
Sonuç mükemmel. İyileşme yüzde yüz.
Osman Emmi akşam köy kahvesinde durumu arkadaşı Rüstem’e anlatmış.
Rüstem; bunu fırsata çevirip birlikte iyi para kazanabiliriz demiş.
Osman Emmi de daha önce böyle bir şey düşünmüş ancak nasıl yapacağını kestirememiştir.
Rüstem’i dikkatlice dinlemeye başlamış;
Sermaye senden (tosuncuk ), müşteri benden olacak, kazandığımızı eşit şekilde paylaşacağız.
Akılına yatmış arkadaşının teklifi.
Peki nasıl olacak bu çok para kazanma işi demiş.
Rüstem; sen o işi bana bırak, sen tosuna iyi bak demiş Osman Emmi’ye.
Kendi köyüne, civar köylere, ilçeye kasabaya haber salmışlar. Bir nevi reklam tanıtım, piyasa ve pazar oluşturma çabası yani.
Akın akın insanlar yaralı hayvanlarını getirip, Osman Emmi ve Rüstem ortaklı tosuna yalatmak için uzun kuyruklar oluşmuş.
Bu arada ortakların cepleri doluyormuş tabi ki.
Gel zaman git zaman tosunun ünü her yerde duyulmuş.
Hastanede çalışmış müstahdem emeklisi bir köylü demiş ki;
Ağalar bu sizin tosun hayvanların yarasını beresini iyileştiriyor ya, insanların yarasını da peki halâ iyileştirebilir.
Rüstem ve Osman Emmi; birbirine bakıp, ulan bizim aklımıza niye gelmedi.. Tabii ya….
Hayvanı yalayan insanı da yalar.
Vurduk voleyi demişler.
Rüstem’in uzun süredir basuru olduğu için hemen atlamış; ilk beni yalasın tosuncuk…
Koşa koşa varmışlar tosunun mekanına. Rüstem tosunu tenhaya çekmiş ve açmış basurunu.
Tosun ne yapacağını şaşırmış kalmış.
Rüstem’i yalamak yerine boynuzunu dürtmüş hayvancık…
Panikten bir türlü de boynuzu çıkaramayınca olan olmuş. Rüstem mefta.
Osman Emmi de ölüme sebebiyetten mapushaneye.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi