Muharrem Günay
Muharrem  Günay
HER NAMAZ İÇİN ABDEST ALMAK PEYGAMBER SÜNNETİDİR
  • 0
  • 136
  • 03 Aralık 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Abdestimiz bozulmadıkça dilediğimiz kadar namaz kılabiliriz; Bunun yanında abdestli olsak dahi her namaz için abdest almak son derece uygun olup Peygamber aleyhisselamın sünnetidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim abdest üzere abdest alırsa, ona on sevap vardır.” (Şir’atü’ l- İslâm, sayfa: 115)
• Abdest Alırken Suyu İsraf Etmek
İslâmda her çeşidiyle israf haram kılınmıştır. Sözlükte, “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” anlamlarına gelen israf, terim olarak, “insanın yapmış olduğu her fiilde haddi aşması” anlamında kullanılmaktadır. İsraf, kişinin sahip olduğu maddî ve manevî varlığı, ölçüsüz ve gereksiz bir şekilde harcamasıdır. Bir başka ifadeyle malı ve zamanı boş yere heba etmesi şeklinde de tarif edilmektedir.
• Her konuda israfı yasaklayan dinimiz abdest alırken suyun fazla kullanılmasını israf saymış ve yasaklamıştır. Bir defasında Hz.Peygamber (s.a.v.) Hz.Sa’d’e uğramıştı. Hz.Sa’d, bu esnada abdest alıyordu. Resulullah (s.a.v.), (onun suyu aşırı bir şekilde kullandığını görünce); “Bu israf da nedir?” Diye sordu. Hz.Sa’d da,- Abdestte israf olur mu? Dediğinde Hz.Peygamber (s.a.v.): “Evet, hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile” şeklinde cevap verdi. (İbni Mace; Taharet 48; Ahmed b. Hanbel el – Mukaddime 11, 221)
• İdrar Sızıntısını Durdurmak İçin Ne Yapılabilir?
İstibranın, yani, idrar sızıntısını durdurmanın çeşitli yolları vardır: Tuvaletten çıktıktan sonra hemen abdest almayıp biraz yürümek veya öksürmek veya ayakları biraz kımıldatmak gibi hareketlerle idrar yollarında kalmış olan sızıntıların dışarı çıkması te’min edilebilir. Tenasül uzvuna bu işler yapıldıktan sonra küçük bir parça temiz pamuk yerleşririlebilir. Herkes kendi durumunu bilerek bu yollardan birini tatbik eder. Mühim olan sızıntının kesilmesidir.
* İstibra Yapılmadan Abdest Alınca Ne Olur?
Küçük su döktükten sonra istibranın yapılması durumu, abdestin sıhhatine mâni olan idrar sızıntısını kesmek içindir. İdrarını yaptıktan hemen sonra istibra yapmadan abdest alan ve bu sırada da kendisinden idrar akıntısı gelen kimsenin aldığı abdest, haberi olmadan bozulur ve bu abdestle kılınan namaz da sahih olmaz. Bu bakımdan istibra konusunda oldukça titiz davranmalıdır.
Bir hadîs-i şerîfte: “İdrardan sakınınız. Çünkü kabir azâbının çoğu ondandır” buyrularak, Müslümanların, küçük su döktükten sonra temizliğe (istibraya) son derece dikkat etmeleri istenmiştir. Kadınlara istibra gerekmez. Onların idrar yaptıktan sonra hemen abdest almayıp bir süre beklemeleri kâfidir.
Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, küçük hades diye; cünüplük, âdet görme (hayız) ve loğusalık gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır.
Cünüp olan kimseler, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Bu halleri sona erdikten sonra, namaz kılabilmek için boy abdesti almaları gerekir. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan ve su bulduğu halde özrü sebebiyle suya ulaşamayan kimse için de geçerlidir. Tilâvet secdesi ve şükür secdesi gibi namaz benzeri işler (eksik namazlar) için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür. Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur.
Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. Kur’ân-ı kerîm’de hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir. Bu hükümler üzerinde icmâ edilmiş ve bu konuda aykırı bir görüş öne sürülmemiştir. Öte yandan özel durumlarında kadınların namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaf tutulması, bir “haktan mahrumiyet” değil, “görevden muafiyet”tir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM