HAYATIMIZ İNERNET, PEKİ YA… – Kocatepe Gazetesi

HAYATIMIZ İNERNET, PEKİ YA… – Kocatepe Gazetesi

Serencam Serencam 1 Şubat 2010 Pazartesi 02:00:00
  Hayatımız internet…Aldığımız her solukta aklımızda e-postalarımız, sosyal paylaşım sitelerimiz… Sanal banka şifrelerimiz, sanal alışverişlerimiz… Bir gün bunun olacağını 50 yıl önce söyleseler, inanmazdı kimseler…
Ve oldu… Her şeyimiz sanal oldu… Zararlarından yakınanlardan değilim hayır, interneti ortalama bir kullanıcıdan daha fazla kullanıyorum hatta… Öcü olarak bakmadım internete, hayatımı kolaylaştırdım çok da güzel dostlar edindim… Sıla-i rahimde bulundum, hediye gönderdim… Hasıl-ı kelâm , kaleme benzettim hep interneti…
Sanal alemde beni en çok etkileyen şey, vefat haberini aldığım çok güzel kalpli bir ablacığımın messenger’ından kalan yazı oldu ki; tokat gibiydi:
“Saliha çevrimdışı görünüyor. Gönderdiğiniz ileti-ler oturum açtığında teslim edilecek…”
İŞTE FANİLİK !
Hayatımızdan çıkıp giden birileri muhakkak olmuştur hepi-mizin… Ancak bunun sanalını ilk kez yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki; hem sanal, hem yalan, hem de fani bir dünya burası… Her sabah messenger’ını açma alışkanlığında olan biriyseniz beni çok daha iyi anlayacaksınız… Bir sabah uyandığında aynada yüzünü görememek kadar çarpıcı bu olay . Dünya yalan… Dünya rüya…
Alışageldiğimiz sanal ha-yatta elbet bize de bir gün, falanca çevrimdışı görünü-yor yazacak…
Sanal bir ortamda, ölüme sanal bir pencereden bakmaktı benimkisi… Ve bili-yorum ki, kendi ve kalbi güzel Saliha ablacığım, bir daha hiç oturum açmayacak… Kabri cennetten bir bahçe olsun, duanızda unutmayın O’nu…
Karlar kadar beyaz gelinliğiyle hatırlayacağım, karlar İstanbul’a düşerken rahmete kavuşan Saliha Kocacenk ablamı…
RUHUNA EL-FATİHA…
Hilâl Küçük Özdamar

KUR’AN’DA “İNSAN”
* O ki sizi topraktan, sonra bir damladan, sonra asılı duran bir embriyodan yaratmıştır. Olgunlaşmanız ve ihtiyarlamanız için daha sonra sizi çocuk olarak dışarı çıkarır. Sizden bazılarının canı daha erken alınır. Daha önce belirlenmiş yaşa ulaşırsınız ki kavrayasınız.
(MÜMİN SURESİ 67)
* Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak’ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir.
(MÜMİNUN SURESİ 14 )

KURAN’I KERİMDE İNSANOĞLUNUN YARATILIŞ AŞAMALARININ GEÇTİĞİ İKİ AYET OKUNDUĞUN’DA 6 AŞAMALI BİR EVREDEN BAHSEDİLMEKTEDİR
BUNLAR SIRASI İLE ŞÖYLEDİR:
TOPRAK………………………………….(turab)
BİR DAMLA SU………………………..(nutfe)
ASILIP TUTUNAN……………………..(alak)
BİR ÇİĞDEMLİK ET………………..(mudğa)
KEMİKLER…………………………….(ızame)
ET…………………………………………(lahm)
Bu aşamalardan açık açık bahsedilen KURAN’I KERİM’DE:
TOPRAK ______________TURAB 17 kez
BİR DAMLA SU_________NUTFE 12 kez
ASILIP TUTUNAN _________ALAK 6 kez
BİR ÇİĞDEMLİK ET_____MUDĞA 3 kez
KEMİKLER_____IZAME kemikler 15 kez
ET___________________LAHM et 12 kez

İNSANOĞLUNUN DOĞUMUNA KADAR GEÇİRDİĞİ BU AŞAMALARIN TOPLAM ADEDİNİ TOPLARSANIZ (65) OLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ

PEKİ YA KURANI KERİM’ DE ( İNSAN ) KAÇ KEZ GEÇMEKTEDİR ? EVET İNSAN KELİMESİ DE AYNEN DİĞER KELİMELERİN TOPLAMI KADAR YANİ ( 65 kez ) GEÇMEKTEDİR.
alıntı

MANEVÎ ZİNDELİK İÇİN NE YAPMAK LAZIM
Cenâb-ı Allah’ın küllî iradesinin tecellisi olarak insanoğluna cüzî bir irade kabiliyeti verilmiştir. İnsanın dinî hayat adına canlı ve zinde kalması, şevk ve heyecanını yitirmemesi her şeyden önce iradesine bağlıdır. Yani onun, iradesini kullanarak, Şu kadar Kuran ve dua okumalıyım; benim canlılığım başkalarını hayata kavuşturmaya bağlı olduğuna göre, sürekli koşup dört bir tarafa hayat üflemeli-yim. demesi ve bu istikamette yaşaması gerekir.
İnsan kendi nefsiyle başbaşa kalır, iradesinin hakkını vermezse hiç olmayacak hobiler içine girer ve dini artık sadece bir kültür olarak yaşamaya başlar. Atalarından miras yoluyla aldığı bir kültür gibi bizim namaz, bizim zekat deyip onları hafife alma gibi bir lâubaliliğe düşer; ibadetleri vicdanında derinlemesine duyarak eda edemez.
Bunun için irademizi kontrol etmeyi öğrenmeli, Rabb-i Rahimimizi her hâl ü kârda zikretmeyi unutmamalı, ülfete kapılmamalı ve meşru daireden çıkmamaya gayret etmeliyiz.
alıntı

DA VİNCİ’NİN 7 TEMEL KURALI
1-CURIOSITA: (Merak) Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır. Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevre-mizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.
2-DIMOSTRAZIONE: (Ispat) Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.
3-SENSAZIONE: (Hissetme) Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.
4-SFUMATO: (Puslu “iç ışığını gözlerinden yansıtan inisiye) Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.
5-ARTE/SCIENZA: (Bilim ve sanat) Mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.
6-CORPORALITA: ( Vücûdî olma) Zerafet; her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin filtresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır.
Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.
7-CONNESSIONE: (Ilişkilendirme) Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız herşeyin birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi