Eyüp Emir
Eyüp  Emir
eyupemir@kocatepegazetesi.com
HASAN ÂLİ YÜCEL
  • 0
  • 251
  • 06 Mart 2020 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ölümünün 59. Yılında (26 Şubat 1961) saygıyla andığımız, Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Âli Yücel unutulmayacak. Yıllar geçse de yaptıklarıyla anılacak insanlar arasında yerini çoktan almıştır. Yücel, aydınlanmacı, yurtsever şair, düşünür bir devlet adamı olduğu gibi ülkeye yaptığı hizmetleri karşılığında ağır bedeller ödemiş büyük bir kültür adamıdır. Tarih bize soylu insanları hiçbir zaman unutturmaz. Dünya barışına katkı sağlayan, bilime, sanata yaşamını adayan ulusunu aydınlatmak için gecesini gündüzüne katan idealist insanları hiç unutturmaz. Toplumlar kendilerini kötü yöneten yöneticileri çok kısa sürede unuturlar. Bu nedenle tarih Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Mustafa Necati, İsmail Hakkı Tonguç gibi insanları hiç unutmaz. Hasan Âli Yücel 1897 yılında İstanbul’da doğmuştur. Çocukluğu Osmanlı İmparatorluğunun dağılma döneminde geçmiş, Balkan bozgununu, 1. Dünya Savaşını, İşgalleri görmüş. Gençlik yıllarında tüm sıkıntılara rağmen kendini çok iyi yetiştirmiş, kişiliği çelik gibi kırılmaz, bükülmez bir şekle dönüşmüştür. 1923’te İzmir’de bir toplantıda Atatürk’e “Bir yanda modern eğitim, bir yanda medreseler, bu ikili eğitim ne zamana kadar sürecek” diye sorma cesaretini gösteren 26 yaşındaki genç öğretmen Hasan Âli Yücel’dir. Yücel’in sorusuna yanıt, 3 Mart 1924’de “Öğretim Birliği Yasası” çıkarılarak cevap verilmiştir. Bu yasayla laik ve bilimsel eğitim kabul edilmiştir. Hasan Ali Yücel, Cumhuriyetin ilk yıllarında genç bir öğretmen olarak üstüne düşen görevleri yapmış, Cumhuriyetin temellerine harç taşımıştır. 1927 yılında bir yıllığına Fransa’ya gitmiştir. Yücel, Atatürk’ün ölümünden sonra 28 Aralık 1938 yılında Milli Eğitim Bakanı olmuş, bu görevde 5 Ağustos 1946 yılına kadar 7 yıl 7 ay 7 gün kalmıştır. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra başına örülmedik çorap kalmamıştır. Hasan Ali Yücel görev yaptığı yıllarda 2. Dünya Savaşının verdiği sıkıntılara rağmen birçok iş gerçekleştirmiştir. Tercüme bürosu kurarak Dünya Klasiklerinden 496 eserin Türkçe’ye çevrilerek yayımlanması, 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulması, İslam Ansiklopedisi, Teknik öğretim dergisinin yayımlanması, 1941 yılında Gramer komisyonun kurulması, 1942 Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünün kurulması, 1943 Kadın Ev Dergisinin yayımlanması, 1944 Türkçe sözlük yayımlanması, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin açılması, 1945 anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi, 1946 üniversite yasasının çıkarılması ve Ankara Üniversitesinin kurulması bunlardan bazılarıdır. Hasan Âli Yücel Milli Eğitim Bakanlığından ayrıldıktan sonra büyük haksızlıklara yalan ve iftiralara maruz kalmıştır. Türkiye’ye komünstliği getirmek istediği konusunda suçlanmıştır. Bu suçlamayı yapanların çoğunluğu din tüccarları ve Amerikan işbirlikçileridir. Hasan Âli Yücel tüm bu yapılanlara karşın, hiç yılmamış gazete ve dergilere yazdığı yazılarla insanlarımızı aydınlatmaya devam etmiştir. Bugün ona saldıranların adını kimse hatırlamıyor, ancak bu gibi saygın bilgili insanlar kolay unutulmuyor. Yalnız bizim gönlümüzde değil onu bütün dünya unutmuyor. UNESCO 1997 yılını Hasan Âli Yücel yılı ilân ederek o unutulmaz insanı bir yıl boyunca dünyaya tanıtmıştı.
Hasan Âli Yücel’e karşı olanlar eğitimin bugünkü karmaşasının tek sorumlularıdır. Halkımızı aydınlatmak hepimizin boynunun borcudur. Gün o gündür.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM