HALK ŞAİRLERİNİN  DİLİNDEN KIZILELMA (1)

HALK ŞAİRLERİNİN DİLİNDEN KIZILELMA (1)

Kızılelma söylenceleri 16. yy’dan 19. Yy’’ın yüzyılın sonlarına kadar yaklaşık 400 yıl boyunca hikâye, masal ve menkıbeler sayesinde halk arasında sessiz bir şekilde devam etmiştir. Osmanlı devleti çökmeye başladığı zaman şairler ve yazarlar aniden Kızılelma kavramından yeniden bahsetmeye başlamışlardır. Bu şairler arasında en etkili olan Ziya Gökalp olmuştur. (Gültepe, 2007, s. 16)
Halk şairlerinde, özellikle Osmanlıların, Macaristan seferlerine katılmış olan askerler arasında Kızılelma ile ilgili destanlar, türküler düzmüş olanların varlığından şüphe edilmez. Şimdi bulabildiğimiz Kızılelma şiirlerine bir göz atalım (Gültepe, 2007, s. 334);
Genç Osman (Çankırı)
Atam olur öğrendim ata binmeyi
Pirimden öğrendim kılıç çalmayı
Dilerim Mevlâdan Kızılelma’yı
Yan anam yan, bana derler Genç Osman
Asıl ismi “Adı güzel” olan Fakir Ednâ’nın şu konuşmasında da;
Ol sultan suçlu’yu yanına aldı
İsteyen kulların muradın verdi.
Kızılelma’ya dek kâfiri kırdı
Yüz sürerek kümbedinin taşına.
Fakir Ednâ bu koşmayı Divriği’nin Ziniski köyündeki Seyyit Baba türbesini ziyareti sırasında duyduklarını söylemek için yazmış.
Karslı Âşık Kurbâni aşağıdaki destanını, Erzurum Beylerbeyi Silahtar İbrahim Paşa’nın serdarlığı zamanında, Kars Beylerbeyinin huzurunda yapılan bir sünnet düğününde, o paşanın himaye ettiği Meyli mahlaslı bir saz şairi ile deyişine sırasında söylediği destandan alınmıştır;
Saresker yönelmiş, yolda gelmede
Muradı Şirvan’ı şahı almada
Eski nişanımız Kızılelma’da
O aşılmaz dağlar, beller bizimdir.
Kurbani’nin çağdaşı olan, Revan köylülerinden Âşık Safî, Nadir Şah’ın huzurunda şu destanı söylüyor:
Şah niyet eyledi Kızılelma’ya
Yanı sıra bütün hanlar yürüsün
Çekilsin kılıçlar ecnebi üstüne
Su yerine kızıl kanlar yürüsün. (Gültepe, 2007, s.334-336)
Gevheri’de Kızılelma bir murattır… Peygamberleri, evliyaları, gazileri yanına alan şair Kızılelma’ya şu dörtlüğüyle ulaşır:
Gaziler serveri binip Düldül’e
Evliye vü enbiya vü melekler ile
Mucizât-ı Nebi ve lutf-ı Hak ile
Kızılelma’ya dek uçmak isteriz.
Pir Sultan Abdal Kızılelma’yı ‘dost bağı’ diğer bir ifadeyle ‘cennet’ olarak ifade eder, renginin gül rengi olduğunu ve ayrıca aynı şiirde Hz. Ali’yi imlemede kullanır;
Dost bağında kızıl alma
Gül rengi güllerden solma
Pîr Sultan’ım gafil olma (Öztelli, 2004, s. 106)
Kızılelma’yı Klasik Türk Şiirinde İslâmiyet’teki fetih anlayışıyla Türklerin cihan hâkimiyeti idealinin birleştiği bir kavram olarak okuyabiliriz. Âşık Çelebi Kızılelma ile İslam’ı bir beytinde şöyle bir araya getirmektedir:
Dikilsün ṣancaḳ-ı İslâm sîb-i Müslimî yensün
Ṣalup eyvâyı ehl-i nâra ‘azm it Ḳızılelma’ya (Hançerlioğlu 1988: 113) Beyitte İslâm sancağı bir ağaç gibi tasavvur edilmiş ve “sîb-i Müslimî” yenmesi için onun dikilmesinden bahsedilmiştir. Yine burada dehşet ve korku salmak anlamına geldiğini düşündüğümüz “eyvâ salmak” ile Kızılelma, beyitte bir tenasüp oluşturur (Şen, 2027, Klasik Türk Şiirinde Kızılelma, 206).

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi