Haberi yazarken… – Kocatepe Gazetesi

Haberi yazarken… – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 14 Mayıs 2010 Cuma 03:00:00
  Haber metni, bazen çok ilginç bir hâl alabiliyor. Bu konu “Rusya ile vizeler kaldırıldı” haberlerini görünce aklıma geldi.
Bu vize haberini “Vizeler kalkıyor” diye verir-seniz, ilk olarak tabii akla iki ülke arasında uygulanan geçiş izinleri anlaşılır. Bu habere konu olan iki veya daha çok ülke arasında yapılacak seyahatlerde geçiş izninin aranmayacağı duyurulmuş olur bu haberle.
HEYECANLI ÖĞRENCİNİN BAKIŞI
Ancak, bir üniversite öğrencisiyseniz ve kafanız biraz dalgınsa “Vizeler kalkıyor” haberini “Son sınavdan önce (finalden önce) yapılan sınavların kalkması” olarak yorumlayabilirsiniz. Sonra da heyecanla arkadaşınızı telefonla ararsınız:
-Duydun mu vizeler kalkmış.
-İyi de daha geçen gün vize tarihleri açıklandı.
-Yok abi, bak ajanslar geçiyor.
-Tamam, bakayım.
Heyecanınız, arkadaşınızın sizi aramasıyla hayal kırıklığına dönüşebilir:
-Haberi doğru okusana, Rusya ile vizeler kalkıyormuş.
-Ya ama ben öyle okumuştum…
Böyle sürüp gider bu konuşma. Aslında haklısınızdır, çünkü boş bir anınızda okuduğunuz haberin başlığı, sizi yanlış yönlendirmiştir.
TRAKYA’DA FARKLI ANLAŞILIR
Ama “Vizeler kalkıyor” haberinin ilgilendirdiği bir kesim daha var: Trakyalılar ya da ömrünün bir kısmını Trakya’da geçirenler.
O kesimde de şöyle bir diyalog hasıl olabilir:
-Başka nerde Vize var be ya?
-Ne diüüsün be ya?
-Adaj, bak ajans geçiyor. Vize kalkmıj diyüü.
Kaldırılan Kırklareli’nin küçük ilçesi Vize değildir aslında. Ama yazılan haber, atılan başlık bütün “dünya”lara aynı anda hitap eder. Hani Mevlana’nın sözü vardır ya, “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır” diye, o hesap.
Haber yazarken bunu ne kadar düşünüyoruz, buna tarafsız bir yanıt vermek zor. Kendimize göre gerekçelerimiz var elbette. En büyük gerekçemiz ise zaman. Habercilik ve gazetecilik, günümüzde adeta zamanla yarışmak anlamına geliyor. En doğru haberi, en hızlı biçimde hazırlamak gerekiyor.
HATALAR OLUYOR TABİİ
Tabii bu arada hatalar da yapılıyor.
Örneğin Hemşirelik Haftası, Hemşerilik Haftası diye çıkıyor.
Hoş, aslında o haber de güzel olurdu: “2’nci Geleneksel Hemşerilik Günleri’nde hemşerilerimiz görüş alışverişinde bulundular…”
“Hemşeri” deyince, aklımdan geçeni yazmak isterim:
“Hemşeri” kelimesinin kullanım amacı, ildeki vatandaşlara “umut” aşılamak, örnek göstermektir, diye düşünürüm. Zaten kelimenin aslı “hemşehri”dir. Yani aynı şehirden olan, aynı şehirde doğan, büyüyen ya da yetişen insanları tarif eder. “Hemşehri”deki “h” harfi, zamanla kullanılmamaya başlamış. Dil, zaten kolaya evrilir. Zor kelimeler ya kaybolur, ya da kolaylaştırılır milletler tarafından.
HEMŞERİMİZ…
Tekrar “hemşeri”ye dönecek olursak:
“Hemşerimiz ödül aldı”, “Hemşerimiz Genel müdür oldu”, “Hemşerimiz kupa kaldırdı” gibi başlıklar, kentte yaşayanların gururlanmasını sağlar. Bu, aynı zamanda şehrin kendine güvenini de tazeler. “Onlar yaptıysa, biz de yaparız” duygusunu geliştirir.
Önemli bir şahsiyet hayatını kaybedince de “Hemşerimiz vefat etti” denilebilir. Çünkü bu, vefat eden kişinin yaptığı hizmete değer verdiğimiz gösterir.
Ama intihar gibi topluma kötü örnek teşkil edecek bir vakada “Hemşerimiz intihar etti” demek, yalnızca haberi okutur. Ama okunan haberin başlığı, habercilik mantığına ters düşer.
Neyse çok ahkâm kestim.
Hemşerilerimiz, kızmadan bu yazıyı noktalayayım.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi