H. 1316 (M. 1898) YILI HÜDAVENDİGÂR VİLÂYETİ SALNAMESİ’NDE AFYONKARAHİSAR1-1

H. 1316 (M. 1898) YILI HÜDAVENDİGÂR VİLÂYETİ SALNAMESİ’NDE AFYONKARAHİSAR1-1

Yusuf İLGAR 13 Şubat 2017 Pazartesi 12:04:48
 

Giriş:
1176 yılında yapılan Miryakefalon Savaşı’nda elde edilen zaferle Türk hâkimiyetine geçen Afyonkarahisar’ın ilk dönem yapılarından, örneğin Altı göz köprüsünün 1210 tarihli tamir kitabesinden anlaşıldığına göre, Türkler bu tarihten kanaatimce 30-40 yıl önce, burada iskân olmuşlardır. XIII. yüzyılın ikinci yarısında, Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıf düştüğü zamanlarda Selçuklu veziri Muîneddin Pervane tarafından Sandıklı, Kütahya, Akşehir ve Beyşehir yöresinin valiliği, Sâhib Ata’nın oğullarına verilmiştir. Yöre bu şekilde Sâhib Ata Oğulları’nın hakimiyetine girmiştir. Yörede Sâhib Ata Oğulları, Germiyanoğulları ve İlhanlılar arasında çekişme ve savaşlar devam etmiş; Sâhib Ata Oğulları Beyliği son hükümdarı Ahmet Bey’in 1341’de ölümüyle beyliğin idaresi ve arazisi kayınpederi Germiyanoğlu Yakub Bey’e geçmiştir. Böylece 1341 yılından 1390 yılına kadar Afyonkarahisar’da Germiyanoğulları idaresinde kalmış; Yıldırım Bâyezid devrinde 1390 yılında Osmanlılar’a geçmiştir. Germiyanoğulları Ankara Savaşı’nın ardından eski topraklarına tekrar sahip olmuşlarsa da, son Germiyan hükümdarı Yakup Bey’in (öl. 1429) vasiyeti üzerine beylik Osmanlı hakimiyetine girmiştir2.
Osmanlı idaresine geçtikden sonra şehir Anadolu Eyaletine bağla bir sancak olarak  “Karahisâr-ı Devle”, “Karahisâr-ı Sâhip” veya “Karahisar” isimleriyle anılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu’nda 1839’da Hüdâvendigâr eyaletinin bir sancağı olan Karahisâr-ı Sâhip, kaymakamlık olarak merkezden tayin edilen sancak beyleri tarafından idare edilmiş, 1867’de mutasarrıflık olmuştur. H. 10. Şevval 1315/ 4 Mart 1898 tarihi itibariyle de Hüdâvendigâr Vilâyeti’ne bağlı bir sancak olarak idari yapının içinde yerini almıştır. 16 Teşrîn-i sânî 1330/ 29 Kasım 1914 tarihinde de “Hüdâvendigâr Vilâyeti’ne merbut Karahisâr-ı Sâhip Sancağı müstakil liva haline ifrağ edilmiştir.”Şeklindeki iradeyle müstakil liva haline getirilmiştir3.
Salnameler:
Salname, kelime olarak yıl, sene manasındaki Sal ile mektup, kitap anlamındaki Nâme kelimelerinden oluşan bileşik bir kelimedir. Salnamelerde geçmiş yılın yahut yılların değerlendirilerek önemli olayları ele alınmış; ticaret, sanayi, tarih, coğrafya, istatistik, iktisat, fen, eğitim vd. ile devlet mekanizmasında görevli olanların isim ve sair bilgilerin özet olarak verilmiştir. Bu vasıfları taşıyan eserlere geçmişte salname denmiştir. Bu kelime günümüzde yıllık tabirinin karşılığıdır.
Salnameler, devlet tarafından hazırlattırılarak neşredilirse Resmî olurlar. Kişi yahut özel kuruluşlar tarafından yayımlananlara gayr-i resmi salnameler denmiştir. Resmî salnameler varlığı XIX yüzyılın ortalarında (1847) başlamıştır. Kendi içerinde konularına göre muhtelif isimlerle anılmıştır. Şöyle ki: 1. Askeri Salname, 2. Bahriye Salnameleri, 3. Devlet Salnamesi, 4. Hariciye Salnamesi, 5. İlmiyye Salnamesi, 6. Maarif Salnamesi, 7. Rasadhane-i Âmirenin Salnamesi, 8. Rusûmât Salnamesi, 9. Vilayetler ve Bazı Eyalet-i Mümtâze Salnameleri.
Vilayetler ve Bazı Eyalet-i Mümtâze Salnameleri, Osmanlı’nın otuz sekiz vilayetini ihtiva eden yıllıklardır. Bunlar içerisinde Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnameleri H. 1286/1869-H. 1325/1907 yıllarını ihtiva eder. Otuz altı ciltten ibarettir4.
Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnameleri üzerine geçmiş yıllarda İsmail Hızal ve Dr. M. S. Aygen tarafından ortaklaşa olarak bir çalışma yapılarak H. 1287-1306 yıllarına ait Afyonkarahisar kısmı günümüz harflerine çevrilerek yayım hayatına kazandırılmıştır5.  Bu eserde muhtelif okuma hataların yanı sıra, harf ve kelimelerin bir kısmında önemli basım hataları mevcuttur.
Salnameler üzerine “Vilâyet Sâlnâmelerinde Afyonkarahisar” isimli bir yüksek lisans tezi yapılmışsa da, bu tezde önemli eksikliklerin yanı sıra çok büyük okuma hataları bulunmaktadır. Özellikle köy adları, yöre tanınmadığından ve yapılmış çalışmalarla kıyas yapılmamasından doğan fahiş hatalar görülmüştür6.
Biz bu çalışmamızda H. 1316/M. 1898 ve H. 1325/M. 1907 yıllarını ihtiva eden iki salnameyi günümüz harflerine çevirerek, zaman zaman dip notla besleyerek, bazen de tenkit ederek okuyucuya sunmaya çalıştık.

 

1  Def‘a 25-1316 Sene-i Hicriyesine mahsustur, Matba-ı Vilâyette tab‘olunmuştur.
2  Süleyman Gönçer, Afyon İli Tarihi, I, İzmir 1971, s. 237-247; Turan, age, s. 525; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1988, s. 150-152; Âşık Paşaoğlu Tarihi, (Haz. Atsız), İstanbul 1992, s. 96; Mustafa Karazeybek , Özer Küpeli, Yusuf İlgar, “Tarihi ve İdari Gelişimi”, Anılarda Afyonkarahisar, (hzl. Muzaffer Uyan), Ankara, ty., s. 10-11.
3 Feridun Emecen, “Afyonkarahisar”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, I, İstanbul 1988, s. 444; Özer Küpeli,“Selçuklu ve Beylikler Dönemi’nde Afyonkarahisar“, Afyonkarahisar Kütüğü, I., Afyon 2001, s. 125-130; Mustafa Karazeybek, “Selçuklu ve Beylikler Döneminde Afyonkarahisar”, aynı yazar, “Osmanlılar Döneminde Afyonkarahisar”, Anadolu’nun Kilidi Afyon, s. 63-76.
4 Midhat Sertoğlu, Osmanlı Tarih Lügatı, 2. Baskı, İstanbul 1986, s. 297-300; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, III, İstanbul 1993, s. 105-106, İslam Ansiklopedisi, Sâl-nâme maddesi, MEB. Yayını, İstanbul 1980, s. 134-136.
5  Bk. İsmail Hızal ve Dr. M. S. Aygen, Osmanlı Salnamelerinde Afyonkarahisar, Afyon 1987.
6  Bk. Kadir Koparal, Vilâyet Sâlnâmelerinde Afyonkarahisar, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı yayımlanmamış Yüksek Lisan Tezi (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Fehmi Akın), Afyonkarahisar 2011. Hüdâvendigâr salnamelerindeki Afyonkarahisar kısmı dört beş tane yüksek lisans yapacak kadar muhevalıdır. Salnamelerdeki Afyonkarahisar kısmı, bir tek tezle ilmi araştırmaların önüne maalesef bir set vurulmuştur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi