Eyüp Emir
Eyüp  Emir
eyupemir@kocatepegazetesi.com
GÜZEL TÜRKÇEMİZ
  • 0
  • 300
  • 13 Şubat 2020 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Tarih boyunca güzel Türkçemiz biraz ortamdan birazda dedelerimizin aymazlığı ve gösteriş merakı yüzünden pek çok dilin boyunduruğu altına girdi. Türkçe uzunca bir dönem Arapçanın ve Farsçanın sonra Fransızcanın gölgesinde kaldı. Şimdi ise İngilizcenin gölgesinde ilerliyor. Selçuklu’da ve Osmanlı’da gerek şiir dili, gerekse yazışma dili (resmi) büyük ölçüde Arapça ve Farsçanın etkisi altındaydı. Ancak bütün bu dönem boyunca Türk halk edebiyatı Türkçeden şaşmamış halkın duyarlılığına tercüman olan Karamanoğlu Mehmet Bey, yayımladığı bir genelge ile Türkçeyi resmi dil ilan etmiştir.
Kaşgarlı Mahmut bin sene önce yazdığı “Divanı Lügatit Türk” adlı ünlü eserinde Türkçe’nin en az Farsça, Arapça kadar zengin ve güçlü bir dil olduğunu savunmuştu. Ancak bütün bunlara rağmen yabancı marka kullanma yabancı dilli tabelaya AVM’ye yazma merakı giderek artmakta. Moliere’in “Kibarlık Budalası” dünyamızda en çok da ülkemizde yaşanmaktadır.
Günümüzün Türkçesi ağlanası-gülünesi bir çizgide yürümektedir. Dilenci giremez, satıcı giremez, lüks, korunaklı siteler yapılıyor. Bu sitelerin satıcılarının, mimarlarının, yöneticilerinin ve sakinlerinin çoğunluğu İngilizce bilmez ama sitenin adı “White House” benzeri İngilizce bir kelimedir. Birçok iş yerlerine asılan İngilizce sözcüklerin anlamlarını işyeri sahipleri ve çalışanları da bilmemektedir. Her alanda olduğu gibi ulu önder dilin önemini bildiği için DTCF’yi “Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi”ni kurarak bu alanda da önemli adımlar atmıştır. Özetle dil insan yaşamında çok önemli bir yere sahiptir. Bu bilgiler ışığında şunu söyleyebiliriz; dillerini kaybeden toplumlar benliklerini de kaybederler, tarih sahnesinden silinirler. Kötümser bir durum, dilimizi koruyamazsak Türkçe’nin 70-80 yıl içinde Hititçe gibi ölü diller arasına girme tehlikesiyle karşı karşıya olmasıdır. Yani torunlarımızı bekleyen tehlike alfabe değiştirmemiz değil dilimizi kaybetmemiz olacaktır.
Dükkan/ AVM tabelalarının İngilizce yazılmasını bir nedeni özenti, ikinci nedeni ise müşteri tarafından kaliteli algılanıp fazlaca kar etme isteğidir. Bir eğlence yeri yılbaşı etkinliğinin nasıl olacağına tamamen İngilizce olarak yazmıştır. Ancak ilânın son satırında fiyat bilgisi tamamen Türkçe yazılmıştı. Bu ilânı yazanlar İngilizce bilmeyen müşterilere hitap ettiklerini bildikleri için İngilizce yazarak hava atmışlar, ancak “Anlamadım abi olmasın” diye de fiyatı ve ödeme şeklini Türkçe yazmışlardır. Bu tavır ikiyüzlülüktür para hırsıyla ana diline ihanet etmektir. Böyle davranırsak kısa vadede kâr edebiliriz ama uzun vadede tarihten siliniriz. Fransa’da tabelalar Fransızca olmak zorundadır. Bizde ise maliyeye bildirilen dükkan isminin Türkçe olma zorunluluğu vardır ama sokaktaki tabelamıza istediğiniz Avrupa dilinde yazabilirsiniz. Pek çok konuda olduğu gibi dil konusunda da büyük ölçüde kendi irademizle Batının güdümündeyiz galiba.. The Türkiye dememize az kaldı. İlk adımda tabelalardaki isim, dil karmaşasına son verilmelidir. Dilimiz çok zengin bir dildir. Bunu geçmişte Kaşgarlı Mahmut’tan, Yusuf Has Hacib’ten, Yunus Emre’den yakın zamanda ise Ziya Gökalp’tan öğreniyoruz.
Bu şair ve edebiyatçıların eserlerini okuyalım gençlerimize okutalım.
Türk’ü anlamak için Türkçemizi yazarken, okurken, konuşurken çok itinalı kullanmalıyız. Dilimiz anamızdır. Her düşüncemizi, buluşlarımızı, yorumlarımızı, eleştirilerimizi onunla ifade edeceğiz. Ders kitaplarımızı Türkçe yazacağız. En akıllılarımız Türkçe yazacaklar. Çağdaş teknolojiyi paraları olduğu için yabancı ülkelerde okuyanlar değil, halka ulaştırmaya çalışan Anadolu, Rumeli gençleri yurdun her tarafına götürecekler. Dil, gelişmenin temelidir.
Yaşasın Güzel Türkçemiz,
Ne Mutlu Türküm Diyene,
Ne Mutlu Türkçe sözcükleri kullananlara.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM