Gösterin samimiyetinizi – Kocatepe Gazetesi

Gösterin samimiyetinizi – Kocatepe Gazetesi

Onur Bayram 13 Haziran 2013 Perşembe 03:00:00
  Gazetecilik mesleği şehrimizde en yıpratılmış, en itibarı zedelenmiş mesleklerden biri. Afyon basını için pek çok eleştiri yapmak mümkün. Bazı meslektaşlarımızın kalemlerini silah olarak kullandığı da sık sık konuşulur. Ancak bu iddiaları görmezden gelerek bir samimiyet testi yapmak istiyorum.
Bir süredir Afyonkarahisar’da yayım yapan bir yerel gazete işini gücünü bırakmış benim de mezunu olmaktan onur ve gurur duyduğum Afyon Kocatepe Üniversitesi ve onun Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak hakkında haberler yapıyorlar. Rektör Solak’ı sevmiyor olabilirsiniz. İcraatlerini beğenmiyor, kendisini başarısız da buluyor olabilirsiniz. Rektör ve üniversite yönetimi olan sorununuz hakkında bugün samimiyetinizi görmek adına hiç bir yorumda bulunmayacağım. Ancak bazen yönetimi zor durumda bırakmak için, haksız eleştirilerde bulunuyorsunuz. Hatta daha açıkça söyleyeyim öğrencilerin psikolojisini bozuyorsunuz.
Geçen cuma günü AKÜ Ali Çetinkaya Kampüsü içinde bulunan Afyon Meslek Yüksek Okulu’nda Tekstil Teknolojisi Bölümü’ne özel bir haber için gitmiştim. Oradaki öğrenci arkadaşlarım kendi imkanları ile ilk çağ, orta çağ ve günümüze kadar geniş bir yelpaze oluşturmuş. Öğrenci arkadaşlarım henüz defile imkanı bulamadıkları için, ödev olan bu kıyafetleri hazırlar hazırlamaz ilk defileyi bana yaptılar. Öyle ilginç kıyafetler yapmışlar ki aralarında Mısır firavunu olanı da vardı, mağara insanı da. Ünlü çizgi karakter Oburiks de oradaydı, Pers askerleri de.
Oysa bir süre önce üniversite yönetimi ile problemli o gazetede, AKÜ’de Tekstil Bölümü olduğu ancak dikiş makineleri bile olmadığı hatta bu yüzden öğrencilerin kız meslek lisesinde derse gittiği yönünde iddialar vardı. Bu defile sırasında okuldaki bu atölyeyi görme fırsatı buldum. Bir sürü dikiş makinası vardı. Nice büyük üniversitelerin 4 yıllık İletişim Fakültesi öğrencilerinin fotoğraf makinesi bile kullanmayı bilmediğini görmüş bir kişi olarak bizim iki yıllık tekstil bölümü öğrencilerinin dikiş makinesini ne kadar iyi kullandıklarını gördüm. Gerçi haberlerin etkisi tartışılır çünkü gençlerin bile; bu ‘dikiş makineleri yok’ haber ve köşe yazılarından haberi olmamış.
Öğrenci arkadaşlarımla röportajlar yaptığım sırada gençler bana üzüldükleri bir konuyu anlattılar. Tam sınavlar önce hem kendilerini demoralize eden hem de üzen bir konudan. Sessiz bir ortamda kamera ile röportaj yapmak istediğimden içeride hiç bir öğretim üyesi de bulunmuyordu. Bu nedenle gençlerin baskı altında olmadığını da rahatlıkla söyleyebilirim. Öğrenciler bana kısa süre önce Denizli’ye “teknik” bir “inceleme” gezisi için gittiklerini anlattılar. Ancak üniversite yönetimi ile problemli gazete bunu da konu etmiş. Gazetede bölümü hazırlayan meslektaşım, bunu bir “iş bulma gezisi” olarak değerlendirmiş. Ve çocukların hiç birinin iş bulamadıklarını iddia etmiş. Oysa daha sınavları bitmemiş, doğal olarak mezun olup olamayacakları bile belirsiz öğrenciler belki mezun olamayacakken niye iş bakmaya gitsin.
Şimdi bu gazetede o köşeleri hazırlayanlara sesleniyorum. Kendi çocuklarınızın okulu söz konusu olunca bütün basını ayağa kaldıran, eylem yapan sizler; başkasının çocuklarını niye kötülüyorsunuz. Bu gençlerin bir çoğu Afyonkarahisar’ı sevdiklerini ve burada yaşamak istediklerini söylüyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun; o çocuklar mezun olup iş bulmaya gittiğinde ya işletmeler sizin gazetenizi görmüş ve bu çocuklara, “Siz niteliksizsiniz. Bakın dikiş makineniz bile yokmuş. Denizli’de iş bulamamışsınız” derse. Üstelik sınav zamanı böyle bir ithamla bu gençlerin psikolojisini bozmaya ne hakkınız var? Ya aynısı sizin çocuklarınıza yapılsa? Hani Başbakan Erdoğan’ın da sık kullandığı bir Arap atasözü var; “men dakka dukka.” Eden bulur yani.
Gerçekten samimiyseniz ve özür dileyebilecek cesaretiniz var ise; gerekirse sizi bu gençlerle bir araya getiririm. Oturur o gezinin detaylarını da sorarsınız. Ya da isterseniz ne kadar nitelikli olduklarına dair kamera görüntülerini izletirim. Bu öğrenci arkadaşlarım o kadar dürüstler ki; elbise yaparken, elbiselerin terziden yardım aldıkları kısımları açıklayacak kadar özgüvenle konuşuyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun. Üniversite yönetimi ile konuya değinmedim. Zaten üniversite yönetimini korumak da benim haddime düşmez. Ama siz bu bölüme ve öğrencilerine haksızlık ettiniz. Ben bu okulun bir öğrencisi ve bu öğrencilerin ağabeyi, arkadaşı, dostu ve kardeşi olarak görevimi yaptım. İstihbaratınız ya da haber kaynağınız sizi yanıltmış olabilir. Sıra sizde. Gösterin samimiyetinizi. Aksi takdirde yine Başbakan’ın söylemiyle iddiasını ispatlayamayan “müfterilerden” olursunuz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi