GÖNÜL, CÜZDAN VE FUTBOL – Kocatepe Gazetesi

GÖNÜL, CÜZDAN VE FUTBOL – Kocatepe Gazetesi

Türker Göksel 17 Ağustos 2017 Perşembe 13:25:14
 

Zengin; “parası, malı çok olan” olarak tanımlanıyor sözlüklerde. Evet, kavramın sözlük anlamı böyle ama unutulmaması gereken bir başka husus var: Kavramların sözlük anlamlarını değiştirecek bir yüreğe sahip olan milletin çocuklarının yaşadığı topraklara da Türkiye deniyor.
Bu yazıyı bana ülkemize futbol oynamak için gelen oyuncuları havaalanlarında izdiham yaşatarak karşılayan insanlarımızın sergilediği davranışlar kaleme aldırdı.
Sizlerin de malumu, asgari ücretin 1404 lira olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Muhtemelen havaalanlarını dolduran topluluğun arasında da bu ücret aralığında kazancı olan insanlarınızın sayısı bir hayli fazladır.
Yaşanan paradoks havaalanı görüntüleriyle sınırlı olsa belki kabul edilebilirdi. Ama dahası da var. Televizyon ve sosyal medyada Dünya’nın anlamlı hiçbir liginde kazanamayacağı parayı ülkemizde elde eden bazı futbolcuların kazançlarının “ucuz ve makul” olarak değerlendirilmesi ve bununyukarıda kazançlarına göndermede bulunduğum insanlar tarafından yapılması beni geleceğimiz adına tedirgin ediyor.
“Be kardeşim, havaalanlarında omuzladığın futbolcuya verilen 3 Milyon Euro’yu az buluyorsun. Oysa bu senin yıllık kazancının ortalama 730 katı. Yani sizin mahallenin tamamının kazandığını, adam tek başına kazanıyor ve bu durum sana makul görünüyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?” diye sormazlar mı?
Açıklamaya çalıştığım konunun sınırları kabaca böyle çizilebilir. Peki, bütün bu yaşananların suçlusu kim? Cevabı geciktirmeden vereyim: Biziz. Biz, eğitimciler.
Maddi aklın dibe vurduğu anda, gemisini sahile getirecek olan şeyin, modern dünyanın görmediği, kavrayamadığı dahası yok saydığı bir inancın ve irfanın kılavuzluğu olduğunu insanımıza hatırlatmak noktasında anlatım ve paylaşım zafiyetimiz var demek ki. Hatırlatmak diyorum çünkü evvelden beri inancım odur ki bu milletin fertlerinin öğrenmeye değil hatırlamaya ihtiyacı var. İnsanını gerçeklerle yüzleştirmek ise ülkenin eğitimcilerinin boynunun borcudur.
Bütün bu yaşananlardan sonra milletimin güzel evlatlarının omuzlara alarak karşıladıkları futbolcuların büyük bir bölümünün gelecek günlerde yurdumuzdan ayrılışlarındanbile habersiz olduklarını anımsayınca Lübnanlı yazar Amin Maalouf’un çok bilinen kitabı Doğunun Limanlarında okuduğumu anımsadığım şu satırlar geldi aklıma: “o; eski bir direnişçinin kardeşi, sen ise alt tarafı eski bir kaçakçının ağabeyisin.”
Gönülleri, cüzdanlarından çok daha kabarık olan milletimin asil evlatları; siz değerlisiniz. Titreyip kendinize gelin ve varın bunun fakına.
Son bir söz de bu yazı sonrasında bizi arı kovanına çomak sokmakla itham edebilecek aklını ve ruhunu endüstriyel futbol tanımlamasına emanet edenler için söyleyelim: Ülkemde “bir adam köprü kurar, bin adam geçer” diyen Özbek atasözünün hilafında olaylar yaşanırken kimse bizlerin susmasını beklemesin. Hem sonra biz sussak ne olacak? Dağlar, taşlar her anlamda ve her zaman gerçekleri haykırmayacak mı?
Yağmur duası yaptığımızda çamurla başa çıkmamız gerektiğinin bilincine varalı da çok zaman oldu zaten.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi