Gıda alırken zehirleniyor muyuz? – Kocatepe Gazetesi

Gıda alırken zehirleniyor muyuz? – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt 3 Eylül 2010 Cuma 03:00:00
  Yerel basında takip ediyorsunuzdur. Tarım İl Müdürlüğü her ay gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere ait denetim rakamlarını açıklıyor. Valilik aracılığıyla açıklanan bu rakamlar vasıtasıyla gıda konusunda denetimlerin aralıksız devam ettiği belirtilmeye çalışılıyor. Hatta öyle ki denetlenen işletme sayısının ilimizde faaliyet gösteren gıda işletmesi sayısını geçtiği gözleniyor. Yani bir işletmeye bir ay içerisinde birden fazla denetim gerçekleştirilebiliyor. Bu durum vatandaşa güven veriyor. Keşke rakamların yanı sıra bu denetimlerde gıda maddelerinde ne gibi uygunsuzluklar bulunduğu da anlatılsa vatandaşa… Hatta yasal mevzuat ne kadar müsaade eder bilemiyoruz ama, millete gıda yerine “zehir” satan firmalar keşke teşhir edilebilse… Bu denetimler o zaman çok daha işe yarar ve inandırıcı olacaktır diye düşünüyoruz.
Gıda denetimlerinin Türkiye genelinde ortaya çıkarttığı bir tablo var. Yurt genelinde gıda konusunda ne kadar büyük yanlışların yapıldığı hep tartışma konusu. Son dönemde gıdada denetimlerin artırılmasına rağmen olumsuz örneklerin önüne geçilemiyor. Tarım Bakanlığı’nın denetimlerinde bazı sucuklarda at, eşek ve domuz eti, yoğurtta da jelatin çıkması tüketiciyi dehşete düşürürken, GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer’den çarpıcı bir değerlendirme geldi: “Gerçek durum, bundan çok daha vahim.”
Gerçek durumun çok daha korkutucu olduğunu belirten Büyüközer, Tarım Bakanlığı’nı denetimleri artırmaya, tüketicileri de özellikle gıda alışverişlerinde bilinçli davranmaya çağırıyor. Tarım Bakanlığı, 2009 yılında 22 bin 172 gıda örneğini analiz etmiş, bunların 1.171’inde olumsuz sonuç çıkmıştı. Hüseyin Kami Büyüközer’e göre Türkiye’de gıda konusundaki en büyük problem, ambalajlarda içerik ile ilgili yazılanlarla, gerçekte kullanılan malzemelerin farklılık göstermesi. Tüketiciyi yanıltan bu durum ekseriyetle süt ürünlerinde yaşanıyor. Bazı üreticiler, üretim maliyetini düşürdüğü için yoğurt, tatlı ve dondurmaya hayvansal jelatin katıyor. Ancak bu madde etikette yazmıyor. Jelatin, hayvanların deri ve kemiklerinden üretiliyor. Avrupa’da jelatin üretiminde daha çok domuz kullanılıyor. Çin’de ise köpekten bile jelatin üretiliyor.
Dünyada yılda tüketilen 380 bin ton jelatinin yüzde 99’u Müslüman olmayan ülkelerde imal ediliyor. Türkiye’de jelatin üretimi yok. Tüketimin tümü yurtdışından getiriliyor. Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu’dan getirilen jelatinlerde domuz katkısı bulunma ihtimali çok yüksek. Türkiye’deki gıda firmaları sığır jelatini ithal edildiğini açıklıyor. Ancak bu konuda yeterli denetim yok. Ülkeye her yıl büyük miktarda domuz jelatini girdiği iddia edili-yor. Jelatin, yoğurdun dışında, çikolata, şekerleme, puding, dondurma, yaş pasta, margarin, meşrubat, ilaç, şampuan, parfüm ve saç jölesi üretiminde de kullanılıyor. Tarım Bakanlığı’nın yaptığı son araştırmada 27 çeşit yoğurtta jelatine rastlanıldığını hatırlatan Büyüközer, “1 ton sütten 600 kilo yoğurt elde edilirken, 400 kilosu su olup kayboluyor. Ancak firmalar, bunun içine 4-5 kilo jelatin atıp sütün tamamını yoğurda çeviriyor.” diyor.
Dernek Başkanı Büyüközer, gıdada jelatin kadar bir başka problemin de büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kadınlık hormonu (östrojen) kullanımından kaynaklandığını bildiriyor. Büyüközer’in verdiği bilgiye göre bu hormon sayesinde hayvanlar daha çabuk gelişiyor. Ancak sorun bundan sonra başlıyor. Hormon, bu etleri tüketen insanlara da geçiyor. Östrojen, erkek ve kadınlarda sağlık problemlerine ve farklı etkilere sebep olabiliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nün denetlenen gıda ürünleri ile ilgili rakamlarına bakıldığında ise şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:
İncelenen 893 yoğurt örneğinin 27’sinde jelatin tespit edildi. 462 adet farklı et ürününün 30’unda at, eşek ve domuz eti çıktı. İncelenen 265 pekmezden 90’ında taklit ve tağşiş tespit edildi. Bakanlığın incelediği 914 baldan 153’ünde taklit ve tağşiş olduğu belirlendi. Bazı incir ezmesi, kuruyemiş, kırmızıbiber ve unda aflatoksin bulundu. Analiz edilen 545 değişik kanatlı et örneğinden 98’i hijyen kriterlerine uygun değil. Sebze-meyvelerin yüzde 6,85’inde belirlenen limitin üzerinde zirai ilaç kalıntısı çıktı. 122 çeşit bebek mamasından 3’ünde kurşun çıktığı kayıtlarda yer aldı. Ancak bir gün sonra bu yalanlandı.
Tüm bu rakamlar ortada iken “insanlar ne yediğini biliyor” demek ne kadar doğru olur dersiniz? İnsanlara gıda yerine “zehir” yedirenlerin teşhir edilmesi gerekmez mi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi