Gençlik neyi kutluyor? – Kocatepe Gazetesi

Gençlik neyi kutluyor? – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 19 Mayıs 2010 Çarşamba 03:00:00
  Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Statlarda gösteriler yapılacak, mesajlar yayınlanacak.
Televizyon ekranlarının sağ ya da sol üst köşesinde Türk bayrağı dalgalanacak.
Bunlara itirazım yok elbette. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkıp İstiklal Harbi’ni başlatmasının tarihi 19 Mayıs. Millî bir bayram ve bu bayramın coşkulu bir biçimde kutlanması, herkesin arzusu.
Ancak…
Bugünün anlam ve önemini gençler ve genç adayları biliyor mu? Orası işte meçhul. Daha da açık söylemek gerekirse:
A)19 MAYIS B)23 NİSAN
C)29 EKİM…
19 Mayıs 1919 tarihi, testlerdeki bir şık olarak mı algılanıyor, yoksa bağımsızlık ve kurtuluş kelimeleri ile özdeşleşmiş bir zaman dilimi olarak mı?
Tüm gençlere haksızlık etmek doğru olmaz. Ama en azından bir kısım gençlerin 19 Mayıs’ı bir tarihten ibaret olarak gördüklerini tespit edebiliriz.
Madalyonun bir de diğer yüzü var: Gençler, gençlik bayramını kutlayabilecek durumda mı?
Öğrenciyse sınav koşuşturmasından başını alamıyor herhangi bir genç. Lisedeyse mesela, 19 Mayıs provalarını “Dersten kaçmak” olarak yorumlayanlara rastlarız mutlaka. Ders dışında soluk alma ihtiyacını bu provalarla sağlıyorlar.
Üniversitedeki genç, gittiği okula göre sağ ya da sol grupların simgeleri ve sloganları etrafında dönmeye başlıyor.
İş-güç telaşında olan gençlerin ise zaten başını kaşıyacak vakitleri yok. Oradan oraya, 18 saate kadar varan çalışma temposuyla “rekor” kırıyorlar.
AH BİR BAKSA GENÇLİK
Gençliğin 19 Mayıs’ı hatırlayacak hâli bile kalmıyor, aslına bakarsanız. Bir başını kaldırsa çünkü araştıracak bağımsızlığı, kurtuluşu, kuruluşu, lider kadroyu, lider kadronun etrafındaki bağımsızlıkçı kurmayları. Anladıkça da tarihine sahip çıkacak. Hem de nereden gelirse gelsin, etnik kökeni ne olursa olsun, emperyalizme, işgale karşı ortak bilince ulaşarak…
Ama dedim ya, o baş, bir türlü kalkamıyor.
SÖNÜK VE HEYECANSIZ YÜRÜYÜŞ
Gelelim 15 Mayıs 2010’da Afyonkarahisar’da yapılan Gençlik Yürüyüşü’ne. Biraz safım galiba. Gençlik Yürüyüşü denilince, küçük çapta bir mi-ting olur diye düşünmüştüm. Halbuki öyle olmadı. Lise ve dengi okullardan 40’ar kişilik öğrenci toplulukları, kendi okulları lehine tezahürat yaparak yürüyüş güzergâhını tamamladılar. Yetkililerin yapacağı çok bir şey olduğunu düşünmüyorum. Belki iletişim araçları kullanılarak bu yürüyüş duyurulabilirdi. Biz gazeteciler de sürmanşetten “Haydi yürüyüşe” diyebilirdik. Bu durum, en çok bizim işimize yarardı. Zira katılım yoğun olsa, “güzel fotoğraf” yakalayabilmek için o kadar zorlanmazdık.
Yüzbaşı üniforması giymiş bir “Efe” bulduk yürüyüş içinde, onun fotoğrafını çektik. “Renkli kare” aradı gözlerimiz, kareyi geçtim dikdörtgen bile çıkmadı karşımıza.
Hâsılı kelam, Afyonkarahisar’da yapılan Gençlik Yürüyüşü sönüktü. Heyacansızdı. “Biz buradayız” dedirten herhangi bir sahne ortaya konmadı.
Belki hiç yürünmese, daha az acırdı insanın içi…
Umarım, bugün statta yapılacak gösterilerde aradığım coşkuyu bulabilirim.
BU ARADA BURSASPOR MESELESİ…
Türkiye Futbol Ligi’nin şampiyonu Bursaspor oldu. Galatasaraylı ve Beşiktaşlı arkadaşlarımız ayaklandı, “Yaşa, Varol Bursaspor” cümleleri kuruldu. Hatta şampiyonluk kutlamaları sırasında Afyonkarahisar’da küçük bir yangın da çıktı.
Evet, 4 büyüklerden başka bir takımın şampiyon olması ligimiz için iyi bir gelişme. Yaygın gazetelerin “Şampiyon Anadolu’dan” gibi manşetler atması düşündürdü beni. Çünkü burada ilginç bir “diyalektik” var. Tarih kitaplarına bakın: Osmanlı’nın Bursa’yı fethi “Rumeli’ne ilk adım atış” diye adlandırılır. Bursa, Anadolu olduğu kadar Rumeli’nin de kapısı.
Bir de şunu düşündüm:
Bursaspor, Kayserispor, Eskişehirspor… Yükselen değerler arasında Ege’den, hatta moda tabirle “Kuzey Ege”den de bir takımın olmasının zamanı geliyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi