Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
FATİH VE İ’LÂY-I KELİMETULLAH ÜLKÜSÜ
  • 0
  • 76
  • 05 Ağustos 2020 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Fatih, kendisinin “Allah tarafından teyid edilmiş” olduğunu ifade eder, “Müslümanların rehberi, gâzi ve mücahitlerin efendisi, Rabbülâlemin’in teyidiyle müeyyed, Saltanat ve Hilâfet semâsının, dünya ve dinin güneşi Ebu’l-Feth Sultan Muhammed Han” unvanlarını kullanırdı… Nitekim fatih’in Uzun Hasan’a karşı kazandığı zafer münasebetiyle Hüseyin Baykara’ya gönderdiği bir fetih-nâmede “Allah teâla inâyeti ile Sultan Muhammed Han sözüm” ibaresiyle başlar.(O.Turan, 61) Hiç şüphesiz başta Fatih olmak üzere diğer Osmanlı padişahlarının bu ve buna benzer ibâreleri kullanması, İslâm öncesi devirlerde Türk hakanlarının “Mengü Tanrı Gücinde” (Allah’ın gücü ve kudretiyle) ibaresini kullanma geleneğinin İslâmileş-miş bir şekilde kullanıldığını gösterir. Bu durum Osmanlı Padişahlarının eski Türk Cihan Hâkimiyeti Ülküsüne ne derece bağlı olduklarını göstermesi bakımından dikkate değerdir.
Sevgili Peygamberimizin hedef gösterdiği ve fethini müjdelediği İstanbul,un Türkler tarafından fetholunmasından sonra, Artık Türk’ün yeni Kızılelması “Roma”’dır.
İstanbul’un fethinden sonra Türk milleti için Kızılelma Roma’ya, St. Pierre’nin kubbesine taşınır. Burası Katolik dünyasının kalbidir. Türklerin hedefi artık Roma’dır. Zira Fatih döneminde yapılan Otranto (İtalya) seferinin sebebi de budur. Roma Kızıl elmasının düşürülmesidir. Atilla’dan sonra Roma’yı düşürmek Osmanlı Türklerinin büyük hedefleri arasındadır. Ne yazık ki bu Kızıl Elmayı koparmağa Fatih’in ömrü yetmeyecektir.
İstanbul’u fethederek ehl-i salibin son kal’asını yıkan, Hz. Peygamberin övgüsüne nail olan Fatih Sultan Mehmed’i ortadan kaldırabilmek için Venediklilerin on dört defa suikast girişiminde bulunduğu bilinmektedir. Venedikliler bu on dört suikast girişiminde de başarılı olamamışlar, ancak on beşincisinde bu büyük Türk hakanını bir Yahudi’ye zehirlettirerek öldürtmüşlerdir.
Maestro Jacopa adlı Venedikli bir Yahudi, sözde Müslüman olarak “Yakup” adını almış, daha sonra paşa unvanını da alarak “Yakup Paşa” olan bu Yahudi dönmesi bu dönemde Fatih’in özel hekimliği mevkiine kadar yükselmiştir. Venedikliler bu dönme Yakup Paşa ile iki yüz elli bin düka altın karşılığında Fatih’i zehirlemesi için anlaşmışlardır.
Cennetmekân Fatih Sultan Mehmed Han, 27 Nisan 1481 günü, emrindeki üç yüz bin kişilik bir ordu ile İtalya üzerine yürümek maksadıyla İstanbul’dan hareket etmiştir. İşte o gün Yakup Paşa adlı bu Yahudi dönmesi Fatih’i zehirlemeye başlamıştır. Yahudi hekimin zehirin miktarını giderek artırması sonucunda, Fatih’in ciğerleri parçalanmaya başlamıştır. Daha sonra padişah kan kusmaya başlamış ve 3 Mayıs 1481 Perşembe günü, Üsküdar’la Gebze arasındaki Hünkar Çayırı (Maltepe) denen yerde vefat etmiştir. Padişaha suikast yapıldığı hemen duyulmuş ve Yahudi dönmesi Yakup Paşa altınlarına kavuşamadan askerler tarafından paramparça edilmiştir.
Fatih’in vefat haberi üzerine Avrupa’da büyük şenlikler yapılmış ve papanın emriyle kiliselerde üç gün boyunca çanlar çalınmıştır.
“Avni” mahlasıyla şiirler yazan ve yazdığı şiirleri küçük bir divanda toplayan Fatih, zamanın usta şairleri arasında gösterilir. Aşağıdaki şiir O’nun din ve dünya görüşünü, İ’la-yı kelimetullah ülküsünü göstermesi açısından dikkate değerdir.
“İmtisal-i “câhidü fillah” olupdur; niyyitüm
Din-i İslâm’ın mücerred gayretidür gayretüm.

Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullah ile
Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm

Enbiyâ vü evliyâya istinâdüm var benim
Lûtf-i Hakk’dandur hemân ümmîd-i Feth ü nusretüm

Nefs ü mâl ile no’la kalsam cihanda ictihad
Hamdü-lillah var gazâya sâd hezârân rağbetüm

İy Muhammed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
Umarım gaalib ola a’dâ-yı dîne devletüm.
(Niyetim Allah yolunda cihad etmektir. Bütün gayretim sadece İslâm içindir.
Niyetim, Allah’ın inâyeti, mâneviyat erlerinin himmeti ile, dinsizleri baştan başa kahr eylemektir.
Ben, Peygamberlere ve evliyalara dayanırım. Fetih ve başarı ümidim, sadece Allah’ın lütfuna bağlıdır.
Dünyada nefsim için çalışsam ve mal çokluğu ile güç kazansam ne önemi var. Allah’a hamd olsun, benim rağbetim gazayadır.
Ey Muhammed (s.a.v.) umarım ki, senin mucizelerinle, davletim din düşmanlarına galip gelecektir.)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM