Muharrem Günay
Muharrem  Günay
FARZDAN SONRA SÜNNET İÇİN YER DEĞİŞTİRMEK
  • 0
  • 195
  • 21 Eylül 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Şüphesiz mü’minin camiye gelirken ayak bastığı yer (Yasin: 12) ve camide namaz kıldığı yer (Zilzâl:4, 5), ahirette onun lehine şahadette bulunur. Hem namaz kılan mü’min vefat edince, namaz kıldığı yer onun için ağlar. Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki:
“Farz namaz kıldıktan sonra nafile namaz kılmak isteyen, biraz ileri veya geri, biraz sağa veya sola gitsin!” (Ramuz el-hadis)
Cemaatle kılınan namazda, imam selam verince sünneti mihrabın ya sağına, ya soluna biraz kayarak, ya da biraz geriye çekilerek kılması; cemaatin de yer müsaitse boş bulduğu yere kayıp sünneti orada kılması müstehabtır. Çünkü bu durumda dışarıdan yeni gelenler, farzın kılındığını anlar ve ona göre uygun yer seçip namazlarını kılarlar.
“İmâm farzı kıldıktan sonra tetavvu (yani sünnet kılmak) için yer değiştirir. Muğire b. Şu’be (r.a.)’dan:
Resûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“İmâm namaz kıldığı (farzı kıldığı) yerde, yer değiştirmedikçe (başka bir) namaz kılamaz.” (Ibn Mâce, ikâme 203)
“Bu, onun henüz farz namazda olduğunu zannettirmemek içindir. Kıyamette ona iki yerin şahitlik yapması içindir. Sonra çeşitli yerlerde ibadeti çoğaltmak müstehabtır. Lakin yer değiştirirken kıblenin sağını tercih eder. Çünkü sağın her zaman sola üstünlüğü vardır” (Şiratü’l – İslâm, Naim Erdoğan tercümesi; sayfa: 184)
Bu hadis-i şerif farzı kılan imâmın nafile namaz kılmak için farzı kılmış olduğu yeri terk etmesinin mustehab olduğuna delildir. Bu konuda fakihler arasında görüş ayrılıkları vardır. Ebû Hanife’ye göre imam, peşinden sünnet kılınacak her farz namazdan sonra yerini değiştirir. Fakat ikindi ve sabah namazı gibi arkasında sünnet kılınmayacak olan farzlardan sonra yerini değiştirmesine lüzum yoktur. İmâm Muhammed ise, “arkasında sünnet bulunsun veya bulunmasın her farz namazdan sonra imam bulunduğu yeri terk etmelidir ki, cemaat bu sayede imamın sehv secdesi yapmak durumunda olmadığını anlayabilsin” demiştir. Bedayi isimli meşhur fıkıh kitabında şöyle deniyor:
“Rivayet edildiğine göre Hz. Ebû Bekr ve Ömer farz namazı kılar kılmaz sanki kızgın bir taşın üzerindeymiş-ler gibi bulundukları yeri hemen terk ederlermiş.” Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte de Efendimizin şöyle buyurduğu ifâde ediliyor:
“Biriniz namazım kıldığı zaman önüne, ardına, sağına veya soluna çe-kilmekten aciz mi de böyle yapmıyor?” (Kâsânî, Bedâyi’ü’s-Sanâyi, I, 160.)
Mâliki, Şâfıî ve Hanbelî âlimlerine göre imamın farz namazı kıldığı yerde nafile namaz kılması mekruhtur. Ancak mescidin darlığı gibi bir mazeret varsa, o zaman bu kerahet de ortadan kalkar.
Bu şekilde yer değiştirmenin mustehab oluşunun hikmeti, Buhârî ve Begâvî’nin de İfâde ettikleri gibi üzerinde namaz kılınan ve secde edilen yerlerin adedini arttırmaktır. Çünkü bu yerler kıyamet günü secde eden kişinin ibâdet ve secdesine şahitlik edeceklerdir. Cenâb-ı vâcibü’l-Vücûd, Kur’an-ı Kerim’inde bu gerçeği şu âyet-i kerime ile ifâde buyurmuştur : “Arz kıyamet günü (üzerinde yapılan amellere ait) haberlerini verecektir” (Zilzâl: 4. 5,Yasin: 12) Şu âyet-i kerime de bu gerçeği dile getirmektedir: “Gök ve yer onların (helaki) üzerine ağlamadı.” (Duhân, (44), 29.)
• Rivayet edildiğine göre her mü’min kul için semâda iki kapı vardır. Birinden rızkı iner, diğerinden ameli yükselip çıkar. Mü’min vefat ettiği zaman namaz kıldığı ve amellerinin semâya yükseldiği yer onun vefatına ağlayacaktır. Bu sebeble kişi her namazı ayrı bir yerde kılarak lehinde şahitlik yapacak ve ölümüne ağlayacak olan mekânların sayısını artırmalıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM