ESİNTİLER-3

ESİNTİLER-3

Dünkü yazımızda, bugün öğretmenlerin daha başarılı olması gerektiğini yazmıştık. Bunu o günkü çalışma koşullarıyla bugünkü olanakları kıyaslayarak söylemiştik.
O yıllarda bir köy okuluna teftişe gittim. Lojmanın önünde kuruması için çamaşırlar asılmış. Sınıfa girdiğimde sobanın üstünde bakraçla su ısındığını gördüm. Bırakın öğretmene kızmayı, içten içe sevindim, hoşuma gitti. Öğretmenim o güne, günün koşullarına o kadar güzel uyum sağlamıştı.
Cumhuriyetin kurulmasıyla başlayan kalkınma savaşı, okuma yazma seferberliği köy enstitülerinden yetişen eli öpülesi öğretmenlerimiz ve eğitmenlerimiz sayesinde kazanılmıştır.
Hiç olmazsa okumla yazma öğrensin, basit hesap yapmasını öğrensinler diye köylere gönderilen Köy Enstitüsü öğretmenleri ve eğitmenler, bu ülkeye Cumhurbaşkanı yetiştirerek ölümsüzleşmişlerdir. Köylere okuma yazmayı Köy Enstitüsü öğretmenleri götürdü.
Sayıca Köy Enstitüsü öğretmenlerinin az, köylerin çok olması, o dönem Maarifinin yeni bir proje geliştirmesine neden oldu. O dönemde askerde onbaşı ve çavuş olanlar 6 Temmuz 1936’da kursa alındılar.
Bu dönem mezunu olanlar çok başarılı oldular. Bunun üzerine Köy Enstitülerinde kurslar açılmaya başlandı. Bu kurslardan mezun olanlara ATATÜRK “EĞİTMEN” sıfatını verdi.
Bin eğitmen lakaplı öğretmenler 1970’lere kadar Türk Milli Eğitimine canla başla hizmet ettiler.
Eğitmenler birinci devre 1-2 ve 3. Sınıfları okutuyorlardı. Sadece eğitim öğretim değil, köylerdeki tarım işlerinde de çok başarılı çalışma yaptılar.
Eğitimin mimarları Köy Enstitüsü Öğretmenleri, mühendisleri ise eğitmenlerdir. Bu ülke bu günkü kalkınmışlığını bu insanlara borçludur.
Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla, öğretmen okulları açıldı. Öğretmen okulları mezunları da başarılı çalışmalar yaptılar. Bu okullar da kapatılıp Öğretmen liseleri açıldı. İlkokul öğretmenlerini iki yıllık eğitim enstitüleri yetiştirmeye başladı. İlkokul öğretmenleri daha sonra dört yıllık fakültelerde yetiştirildi. İsterse 14 yıllık fakültelerde yetiştirilsinler, O Köy Enstitülerinin tadını ve başarısını gösteremediler. Köy Enstitüleri bir efsaneydi.
Gelin sizlere 1965-70’lerden bir örnek sunalım. O yıllarda köy bütçesinin yüzde onu okula tahsis edilir, ama muhtar okula kömür bile alamaz. Biz öğretmenler cebimizden kömür alır, çocukların hastalanmasını önlemeye çalışırdık. O dönemde babaları filtreli sigara içer, çocuklarını çorapsız gönderirlerdi okula.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi