Eroğlu, Sözcü Gazetesi’nden TEKZİP TALEP ETTİ

Eroğlu, Sözcü Gazetesi’nden TEKZİP TALEP ETTİ

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Prof. Dr. Veysel Eroğlu, DSİ ve İSKİ Genel Müdürlüğü dönemindeki pek çok çalışmasını ve projesini sahiplendiğini belirttiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Nurettin Sözen’in röportajını yayınlayan Sözcü Gazetesi’nden tekzip talep etti

 

Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Cumhurbaşkanlığı Irak Özel Temsilcisi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Sözcü Gazetesi’nin internet sayfasında 29 Temmuz 2020 tarihinde “Nurettin Sözen yıllar sonra gerçeği açıkladı” başlığı ile yayımlanan haberin gerçek dışı olduğunu açıkladı. Eroğlu, bu nedenle 3 sayfalık tekzip metnin yayınlanmasını talep ederek aksi halde yasal haklarını kullanacağını bildirdi.
“SÖZEN’İN MUHTEŞEM
DÖNÜŞÜMÜ SAHİPLENMESİ
KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL”
AK Parti Milletvekili Veysel Eroğlu, Sözcü Gazetesi’nin internet sayfasında 29 Temmuz 2020 tarihli “Nurettin Sözen yıllar sonra gerçeği açıkladı” başlıklı haberde, Nurettin Sözen’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönem ile alakalı yaptığı pek çok açıklamasının gerçek dışı olduğunu belirterek, “Nurettin Sözen’in Belediye Başkanı olduğu dönem ile alakalı yaptığı pek çok açıklaması gerçeği yansıtmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesi ve o dönem benim de İSKİ Genel Müdürü olmamla birlikte İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz muhteşem dönüşümü sanki kendisi yapmış gibi sahiplenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bütün bu sebeplerden dolayı aşağıdaki açıklamanın yapılması zaruri olmuştur.” dedi.
“GAZETELER PROMASYON OLARAK GAZ MASKESİ DAĞITMIŞTI”
“Sayın Sözen’in Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul’un kanayan yarası olan çöp problemini unutmuş olması mümkün değildir.” diyen Erğolu, “Kendisinin Belediye Başkanı olduğu dönemde şehri çevreleyen çöp dağları ve açıktan akan lağım dereleri yüzünden İstanbullu nefes alamıyordu. En kalabalık caddelerde bile çöp dağları oluşmuştu. Bu sıkıntılar 1993 yılında bir ağıta dönüştü. Bir çöp dağına dönüşen Ümraniye’deki Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazı sıkışma sebebiyle bir volkan gibi patladı. Bu çöp faciası, 40 gecekonduyu yuttu ve 38 vatandaşımız hayatını kaybetti. Haliç’in durumu ise içler acısıydı. 1994 öncesi İstanbul’da meydana gelen atık suların sadece yüzde 5’i ön arıtmadan geçiyor, günlük 2 milyon metreküp atık suyun yüzde 95’i olan 1,9 milyon metreküp atık su Haliç’e ve denize dökülüyordu. Bu, tam bir çevre felaketiydi. Sayın Sözen bu yaşanan faciadan bahsetmeden, sokaklarda biriken çöp dağlarından bahsetmeden sadece bazı belediye işçilerinin kısa süreli grev hakkını kullanması ile geçici çöp birikmesi olduğunu söylemesine kimse inanmaz. Yaşı 30 – 35’den büyük olan bütün vatandaşlarımız o zor günleri çok iyi hatırlamaktadır. Dönemin gazete kupürleri arşivlerde mevcuttur. Hatta İstanbul’da yaşanan çevre felaketinin hat safhaya ulaşması neticesinde gazeteler promosyon olarak gaz maskesi dağıtır olmuştu.” ifadelerini kullandı.
“HALİÇ’TE 48 TÜR BALIK VE SU
CANLISI YAŞAMAYA BAŞLADI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27 Mart 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle birlikte kendisini de İSKİ Genel Müdürü olarak görevlendirdiğini aktaran Eroğlu, “Bu tarihten itibaren özellikle çevre alanında muazzam yatırımlar bir bir hizmete alınmaya başlandı. Avrupa ve Anadolu Yakasında 2 adet katı atık düzenli depolama sahası kuruldu ve çöplerin düzenli olarak toplandı. Atıkların geri kazanımına önem verildi ve atıktan gübre üreten kompost tesisleri kuruldu. Tıbbi atıkların sağlıklı bertarafı için de yakma tesisi kuruldu. Çöp gazından ilk defa elektrik üretildi. Hava kirliliğinin önlenmesi için kaliteli olmayan kömürlerin şehre girişi yasaklandı. Hava kirliliğine köklü çözüm için doğalgaza ağırlık verildi ve kısa sürede şehrin tamamı doğalgaza kavuştu. Kokudan geçilemeyen, hiçbir canlının yaşayamadığı ve adeta balçık haline gelen Haliç temizlendi. İSKİ, Kuzey ve Güney Haliç Projelerini tatbik ederek Haliç’e deşarj edilen atık suları kesti. Ardından İBB, Haliç’in dibindeki birikmiş 5 milyon metreküp çamuru özel bir usulle temizleyerek Alibeyköy’deki taş ocağına bastı. Adına yaraşır hale getirilen Haliç tekrar Altın Boynuz oldu. Haliç Projemiz Dünya metropol belediyelerin çevre projeleri arasında birincilik ödülü aldı. Haliç’te 48 tür balık ve su canlısı yaşamaya başladı.”şeklinde konuştu.
“İSTANBUL SUSUZLUKTAN
KERBELA GİBİYDİ”
Veysel Eroğlu, Nurettin Sözen’in kendi döneminde yaşanan susuzluğu hem kader olarak değerlendirmesi, hem de yaşanan su kesintisini sanki 1-2 saatten ibaretmiş gibi bahsetmesini trajikomik olarak yorumladı. Eroğlu, “ O dönem yaşanan susuzluğu aşmak için ‘Arabanızı yıkamayın, musluğunuzu kapatın gibi bir sürü tedbir aldık.’ ifadesi ise olayın ciddiyetinden ne kadar uzak olduğunu, İstanbul’un ilim ve fenle yönetilmediğini alenen ortaya koymaktadır. 1994 öncesi İstanbul’u yönetemeyenler susuzluktan şehri Kerbela’ya çevirmişti. Musluklardan günlerce değil, aylarca su akmadığı için vatandaşlar semtler arası mekik dokuyordu. Kadınlar ellerinde bidon ve kovalarla su tankeri yolu gözlüyordu. Mahalle aralarında benzin satar gibi su satış istasyonları kurulmuş, vatandaşlar su kuyruklarında parayla su almak için bekler olmuştu. Şehirde su turizmi başlamıştı. İstanbulluların en büyük lüksü ‘15 günde bir suya razıyız ama hangi gün verileceğini bilelim’ idi. 1994 öncesinde İstanbul; suyu akmayan, binaların bodrumlarına büyük depoların yapıldığı, mutfak ve banyoları su bidonları ile dolu bir şehir haline gelmişti. İstanbul’da o dönemde yaşanan su sıkıntısı karikatürlere dahi mevzu bahis olmuştu. Suya hasret kalmış İstanbullular isyan bayrağını açmış, her gün İBB ve İSKİ önünde protesto gösterileri yapıyordu. Belediye şehri yönetemiyordu. İSKİ’nin borcu 1,5 milyar dolardı. Sayın Sözen’in, bizim dönemimizde Istranca derelerine inşa ettiğimiz barajları, kendisinin inşa ettiğini söyleyecek kadar ileri gitmesine kendisi dahi inanmamaktadır. Şayet bu barajlar kendi dönemlerinde inşa edilmiş olsaydı İstanbul’da bu derece susuzluk yaşanmazdı. 1994 yılında İSKİ suyunun takriben yüzde 65’i elek gibi olmuş şebekelerde kayboluyordu.” ifadelerini kullandı.
“SÖZEN’İN YÜZDE 90’INI TAMAMLADIK DEDİĞİ KUZULUDERE’NİN
PROJELERİ DAHİ YOKTU”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğini ve kendisinin de 5 Mayıs 1994 Cuma günü İSKİ Genel Müdürü olarak göreve başladığını hatırlatan Eroğlu, “Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde 1 Ocak 1995 saat 08.59’da su kesintisine son vereceğimizi aziz İstanbullularla ilan ettik. 7 dereden 7 tepeye suyu iletmek için çalışmalara başladık. Sayın Sözen’in yüzde 100’ünü bitirdik dediği, Istranca derelerinin en küçüğü olan Düzdere Barajının temeli atılmış ama sadece dolu savaktan ve 6 kilometre isale hattından başka hiçbir imalatı yapılmamıştı. Biz ta o günlerde bu baraja ileride sahip çıkmak isteyeceklerini düşündüğümüz için Düzdere Barajının temelini 21 Temmuz 1994 tarihinde tekrar attık. İstanbul Valisi rahmetli Hayri Kozakçıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ben birlikte temel atmıştık. Gece gündüz çalışarak barajı önceden belirlendiği gibi 253 günde tamamlayarak 1 Nisan 1995 saat 11.00’de rahmetli Necmettin Erbakan Hocamız, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ben hizmete aldık. Sayın Sözen’in yüzde 90’ını tamamladık dediği Istrancaların ikinci barajı olan Kuzuludere Barajının projeleri bile hazırlanmamıştı. Barajın inşa edileceği alan orman olduğu için Orman Genel Müdürlüğünden irtifak hakkı dahi alınmamıştı. Kuzuludere Barajını da 6 Ağustos 1995 tarihinde hizmete almıştık. Aynı şekilde Sayın Sözen’in röportajında yüzde 80’ini tamamladık dediği Büyükdere Barajının da ortada projesi dahi yoktu. O barajı da inşa etmek bize nasip oldu. Biz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Istraca Dereleri Projesine büyük önem verdik. 1995 yılında Istranca Dereleri Projelerinin 1. Kademesini teşkil eden Düzdere, Kuzuludere ve Büyükdere Barajlarını inşa ederek hizmete aldık. 1997 ve 2000 yıllarında ise projenin 2. Kademesini teşkil eden Elmalıdere, Sultanbahçedere, Kazandere ve Papuçdere Barajlarını inşa ederek hizmete aldık.” dedi.
“DÜNYANIN İLERİ İÇME SUYU ARITMA TESİS İSTANBUL’A KAZANDIRILDI”
Özveriyle yürüttükleri çalışmalarla 7 derenin 7 tepeyle buluşturulduğunu aktaran Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıllık 235 milyon metreküp su şehre getirilmiştir. İSKİ ayrıca 1996’da Şile Keson kuyularını ve 1998’de de Sazlıdere Barajını hizmete alarak yıllık 85 milyon meterküp su daha devreye alındı. 1994 yılından 2019 yılına kadar 25 yılda İstanbul’a muazzam içme suyu yatırımları yaptık. İSKİ olarak 600 adet tesis hizmete aldık. Dev isale hatları, içme suyu arıtma tesisleri, terfi merkezleri, içme suyu hazneleri, şebeke hatları inşa ettik. Böylece İstanbul’un su hasretine son verilmiş ve İstanbul’da Su Medeniyeti yeniden tesis edilmiştir.İsale hattı uzunluğu 227 kilometreden 2 bin 602 kilometreye, içme suyu şebeke hattının uzunluğunu ise 19 bin 146 kilometreye çıkarttık. Eski borular değiştirildi. Böylece şebekelerin içme suyu kaybını yüzde 65’ten yüzde 25’e düşürdük. Dünyanın en ileri içme suyu arıtma tesislerini İstanbul’a kazandırdık. Fatih Sultan Mehmet İçme suyu Arıtma Tesisi, Cumhuriyet İçme suyu Arıtma Tesisi, Kâğıthane İçme suyu Arıtma Tesisi, Ömerli Muradiye İçme suyu Arıtma Tesisi, Yavuz Sultan Selim İçme suyu Arıtma Tesis, İkitelli 2. Bayezıt İçme suyu Arıtma Tesisidir. Hali hazır kapasite günlük 4,4 milyon metreküptür.”
“İSTANBUL’A AB
STANDARTLARINDA SU VERİLDİ”
O dönem yaptıkları çok ileri içme suyu arıtma tesislerinin çıkış suyunda ve şebekede 163 parametrenin analizinin yapılabildiğini aktaran Eroğlu, “TSE, Dünya Sağlık Teşkilatı, ABD Çevre Koruma Ajansı ve Avrupa Birliği standartlarına uygun su verilmektedir. İstanbul’umuzda her noktaya su ulaştırmak için 79 terfi merkezi ve 800.000 metreküp suyu depolayabilecek 61 büyük su haznesi inşa ettik. Su kaynaklarının ve su dağıtımının uygun değer yönetilmesi için ileri su kumanda sistemini (SCADA) kurduk. Geçmişte sadece Aksaray’da İstanbul abonelerine hizmet verilmeye çalışılıyordu. 1994’ten sonra İstanbul’a yayılmış 30 İSKİ Şube Müdürlüğü tesis edilerek müşterilere daha kaliteli ve hızlı hizmet sunulmaktadır. En ileri bilgi işlem merkezini kurduk. Yabancı yazılımları çöpe attık, kendi yazılımlarımızı yazdık. İleri teknoloji ile müşteri memnuniyetinde %97’ye ulaşıldı. Türkiye’de ilk defa Coğrafi Bilgi Sistemini (CBS) İSKİ’de hayata geçirdik. Artık İstanbul’un altında ve üstünde ne varsa CBS ile görülebilmektedir.” ifadelerine yer verdi.
“SÖZEN’İN MELEN’İ
SAHİPLENMESİ PES DEDİRTTİ”
Nurettin Sözen’in, Istranca Barajlarından sonra Melen Projesini de sahiplenmesinin pes dedirttiğini dile getiren Eroğlu şu ifadeleri kullandı: “1994 öncesi İstanbul’da yaşanan büyük su sıkıntısını, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Allah’a şükür biz çözdük. Ardından gelen Belediye Başkanlarımız döneminde de hem İSKİ, hem de DSİ marifetiyle yeni projeler geliştirdik. İstanbul 16 milyon nüfusu ile pek çok ülkeden daha fazla nüfusa sahip bir şehirdir. Dolayısıyla bu büyüklükteki bir şehrin gelecek 10 yılını, 20 yılını ve hatta 50 yılını planlamamız gerekmekteydi. Bu büyüklükteki bir şehri tek kaynağa bağlamak asla kabul edilemezdi.”
“İSTANBUL’UN
2071’E KADAR
SU İHTİYACI
TEMİNAT ALTINDA”
1994 öncesi yaşanan sıkıntıları tekrar yaşamamak için İstanbul’a köklü çözüm olacak Melen Projesini hayata geçirdiklerini kaydeden Eroğlu, “İstanbul’un içme suyu ihtiyacını 2071 yılına kadar teminat altına alan Melen Projesi, Cumhuriyet tarihinin en büyük içme suyu temin projesidir. Melen Projesi, toplam 4 safhadan müteşekkil olup nihai safhası tamamlandığında İstanbul’a yıllık takriben 1 milyar metreküp su temin edilecektir. Projenin ilk 3 safhası tamamlanmış olup, 4. safhasında ise çalışmaların büyük bölümü tamamlanmıştır. İstanbul’a Melen’den düzenli olarak içme suyu verilmektedir. Hâlihazırda İstanbul’un su sarfiyatının takriben yüzde 40’ı Melen ve Yeşilçay’dan sağlanmaktadır. 1994–2019 yılları arasında yaptığımız alt ve üst yapı tesisleriyle şehrin 2071 yılına kadar olan su ihtiyacını karşıladık. Fakat İstanbul büyüyen gelişen dinamik bir şehir olduğu için bu tesislerin işletilmesi çok önemlidir. İstanbul’a sürekli su vermek için bütün tesisler mükemmel olsa dahi yetmez! Kadim İstanbul’umuza ve burada yaşayan aziz kardeşlerimize kesintisiz su vermek için bilgi, tecrübe, şevk ve heyecan ile akıllı bir işletme elzemdir.” dedi.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi