EFELENELİM – Kocatepe Gazetesi

EFELENELİM – Kocatepe Gazetesi

Türker Göksel 19 Ekim 2017 Perşembe 13:34:58
 

Yaşam sürdüğümüz zaman diliminin en önemli yaklaşımlardan biri de rekabet kavramıdır. Günümüz dünyasında, rekabet sadece bireyler ya da toplumlar arasında değil ülkeler,  hatta ülkeleri oluşturan şehirlerarasında dâhi yaşanmaktadır.
Yenilikçi ve gelişmiş toplumlarda rekabet korkulacak bir yaklaşım olmaktan çoktan çıkmıştır. Aksine; kavramı doğru çözümleyip üzerinde titizlikle düşünebilen toplumlar için itici bir güç haline dönüştüğü bile söylenebilir.
Rakiplerin düşman olarak algılandığı dönemler artık çok gerilerde kaldı. Rakipler; bizim adı konmamış dostlarımız, kaynaklarımız oldular. Bu bağlamda rekabet olgusunun algılanmasında, onu anlamaya çalışan topluluğun, kavramı nasıl okuduğunun büyük etkisi olduğu ise su götürmez bir gerçektir.
Rekabet; bir toplumu topyekûn harekete geçirir, geçirmelidir. Sevda, tutku ve dayanışma duygularıyla desteklenmelidir rekabet. İşte ancak o zaman bir anlama hizmet eder. Ve bir anlama hizmet etmeyen rekabetin hiçbir kıymeti yoktur kamuoyunun nazarında.
Rekabet fikrini ve sonrasında olgunlaşan düşünceleri yukarıdaki satırlarda ifadelendirdiğimiz üzere şehirler bazında da değerlendirebiliriz. Şehirlerarasındaki rekabet, ebedi dostluğun yanında sürekli değişime ve sonrasında gelişmeye hizmet ediyorsa, ancak o zaman maksadın hâsıl olduğundan bahsetmek mümkün olabilir. Şehirleri yarışabilir kılacak olan insanların ise biyolojik yaşları ne olursa olsun zihni ve gönlü genç olan bireyler arasından çıkacağı muhakkaktır.
Takdir edersiniz ki rekabeti zinde tutacak olan değerler kendiliğinden oluşmaz. Planlama, yoğunlaşma, adanmışlık, düzen, irade, gayret ama çok daha önemlisi kadro gerekir rekabet edebilmek için. Sonrasında avantaj sağlayacaklar, kuvvetli kadrolarla sahada yer alabilme imkânına sahip olan toplumlar arasından çıkacaktır.
Bir şehri yarıştırabilme yeteneğine sahip olan bireyler, yaşam sürdürdükleri şehrin olumlu ve etkileyici değerlere sahip olmasına özen gösterirler. Salt kendileri için yapmazlar bu değerlendirmeyi, öncelik verdikleri aileleridir, en çok da çocuklarını göz önünde bulundururlar.
Bu bağlamda sokakları yazın toz, kışın çamur içinde olan, nefes alamayan, modern yaşamın gerekliliklerini yerine getirememiş bir şehir ne derece çekici olabilir bu türden ve her türden insana hiç düşünenimiz var mı?  
Yarışmanın galibini belirleme noktasında kilit role sahip olan beyin gücü; sosyal yaşamın her türden olumlu koşulların oluşturulmasını, çocuklarının en yüksek standartlarda eğitim alabileceği kurumların var olmasını, ulaşım ve teknolojik imkânların zaman kısıtına kurban edilmemesini ister ve bekler. Bu türden asgari şartları dahi sağlayamazsanız kaçıp gider. Gitmiştir, gidiyor, gidecektir.
Ben her şehrin bir rengi olduğuna inanırım. Gri seçeneği ise bir şehri tarifleme anlamında en itici olanı gibi gelir bana renkler arasında. Gri renk sizlere ne çağrıştırır bilemem ama benim nazarımda; tozun, çamurun, düzensizliğin, donukluğun, kabalığın, verimsizliğin, adamsendeciliğin, küçük düşünmenin, samimiyetsizliğin, hizipçiliğin sembolize olmuş halidir bu renk.
Afyonkarahisar estetik yüklü bir yaşamın ne olduğunu her dönem bilen insanları bünyesinde barındıran şehirlerimizdendir. Ne demek istediğimi anlamaya çalışanlar, Mevlevi kültürüne temas eden Afyonkarahisarlıların sohbetlerine talip olsunlar. Beni çok daha iyi anlayacaklardır o zaman.
Bu şehrin her anlamda rengârenk insanlarının yaydığı duyguların şehri kuşatmasına, sarıp sarmalamasına bir türlü mani olamadığımız grimsi renksizlik yüzünden tanıklık edemememiz ise kahrediyor beni.
Şehri renklendirmek ve ihtiyaç duyduğumuz değerleri bu şehirde tutmak, kaybetmemek bizlerin elinde. Bu bağlamda yüzlerce düşünce geliştirilebilir. Ben, bazılarına ters geleceğini bildiğim halde zihnimde oluşan projeyi paylaşayım sizlerle. Takdiri de kamuoyunun sağduyusuna bırakalım.
Yıllardır yakın çevreme dertlenir dururum. Afyonkarahisar’ın neden profesyonel anlamda Türkiye liglerinde mücadele veren bir salon sporları takımı yoktur diye. Branş dayatmam da yok. Basketbol olur, voleybol olur, hentbol olur fark etmez.
Ulusal anlamda başarı hedeflerini belirleyip, bunu reel anlamda kovalayıp, yakalayabilmek kabul edelim ki futboldan çok daha yakın durmaktadır bu türden sportif dallara.
Neden değişik platformlarda göğsümüzü kabartan işletmelerimiz ve iş insanlarımız temas etmeye çalıştığımız alana kayıtsız kalmışlardır bunca zaman?
Yeni spor tesislerinin bünyesinde modern spor salonumuza ve diğer tesislere kavuşmamıza az kaldı. İnşaatlar hızla ilerliyor ve yöneticilerimiz biliyorum ki bu tesislerin üzerlerine titriyorlar. Emeği geçenlerin şimdiden hem zihinlerine hem de ellerine sağlık.
Asıl sorun bu tesisler tamamlandıktan sonra bekliyor bizleri. O salonu kimlerle dolduracaksınız? Hangi organizasyonlara imza atacaksınız? Salonun tamamlanmasına emek sarf edenler yukarıda kaba hatlarıyla temas ettiğimiz türden profesyonel bir oluşumun inşası noktasında proje geliştiriyorlar mı merak ediyorum doğrusu. Afyonkarahisar bu manada güç birliği yapmaya zihinsel olarak hazırlanıyor mu? Yakın geçmişte adının başına “Olimpik” kelimesini ekleyip de el birliğiyle çürümeye terk ettiğimiz kötü örneklerden, geçen zaman zarfında ders alabildik mi?
Afyonkarahisar halkı iddialı bir salon sporları takımının maçlarını çoluk çocuk, ailece izler. Emin olun bu salonlar ailelerin buluşma noktaları haline getirilebilir. Salonları çekim merkezleri yapabiliriz. Aileleri olayın içine dâhil ettiğimiz nispette, kimsenin çekince duymayacağı tertemiz yeni bir kültürün doğduğuna da tanıklık ederiz. Destekledikleri takımın müsabakaları, insanların birbirlerine randevu verdikleri zaman dilimlerine dönüşür.
Spor tesislerinin çevresinde gezi alanları, bisiklet yolları, estetik abidesi çay ve sohbet bahçeleri, açık hava konser alanları ve muhakkak doğal bir güzellik inşa edildiğini bir nebze olsun düşünsenize. Benim insanım bunu hak ediyor. Hem de fazlasıyla.
Yıllardır gerçekleştirdiğimiz yurt dışı proje çalışmalarında bulunduğumuz ülkelerdeki bu türden alanları görüp de böylesi yapılanmaları Afyonkarahisar’ın ne kadar da hak ettiğini fısıldamadık mı birbirimizin kulaklarına? Dem bu demdir.

Zamanı artık ve nihayet gelmiştir.
Bu yolu izlersek insanlarımızı sosyal anlamda bir nebze de olsa rahatlatmış oluruz. Farklı uğraşlara kanalize edilmiş topluluklar yeni bir kültür ve geleneğin gelişimine de hizmet etmiş olurlar. Tribünlerde yerlerini alanlar, sahada kendileri adına mücadele edenlerle bir olurlar, birlik olurlar.  Birlikten ancak kuvvet doğar, güç doğar. Siz de alır bu birlikteliği bir şehrin bütünlüğüne ve gelişmişliğine hizmetkâr edersiniz.
Bandırma’nın Banvit’i, Ereğli’nin Erdemir’i, Edirne’nin Olin’i var da neden bu platformlarda bir Afyonkarahisar markası ve takımı yok?
Olursa ne mi olur? Söyleyeyim: O takımın sponsoru olan firma ve ya firmalar, Afyonkarahisar’ın sembol markası haline dönüşürler. Dönüşürler de o firmanın yetkilileri bile şaşıp kalırlar bu bağlamdaki kazanımlarına. Arkasındaki kitlenin gücünü sadece yerel anlamda değil, ulusal platformlarda da hissederler. Sonra? Sonra, inanın bana sadece takdir ve taklit edilirler.
Amerika’yı yeniden keşfetmiyorum. Kimseye yeni bir model önerisinde bulunmadığımın da farkındayım. Bu şehrin mücadele ettiği her platformda en üst ligin mensubu olmasına katkı sağlayacak bir öneriyi dillendirmeye çabalıyorum sadece.
Bu türden bir organizasyonun kurulması noktasında finansal anlamda tek başına ortaya çıkabilecek en az on işletmeyi şahsen ben biliyorum. Teklifim tek başınalık değil onu da yeri gelmişken özellikle belirteyim. Güç birliğini özlüyoruz. Onu savunuyoruz. Onun oluşumunu bekliyoruz.
Güç birliğini destekleyecek olan işletmeler verecekleri maddi katkıyı kamuoyunun şahitliğinde oluşturulacak bir havuza aktarırlar ve konunun uzmanlarının yönetiminde çok rahatlıkla özlenen organizasyonu yaşama geçirebilirler.
Afyon Güçbirliği Spor Kulübü, seni bekliyoruz.
Başarılarına tanıklık edip, ellerimiz patlarcasına seni alkışlamak için tribünlerdeki yerlerimizi şimdiden almanın heyecanını duyuyoruz.
Ama lütfen forma renginde gri renk olmasın.
Okuduğunuz “Yaşanabilir Olursanız Yarışabilirsiniz” başlıklı yazım 16 Ocak 2012 tarihinde yayınlandı. Üzerinden neredeyse altı sene geçti.
Büyük bir mutlulukla ifade edeyim ki altı yıl önce kaleme aldığım yazıda dile getirdiğim öngörülerin neredeyse tamamında haklı çıktım. Ve bu haklı çıkıştan yaşadığım şehir adına büyük bir mutluluk duyuyorum.
Afyonkarahisar’da Belediyenin öncülüğünde basketbol ve voleybol takımlarının profesyonel anlamda kurulması 2013 yılında gerçekleştirildi ve kısa zamanda önemli kurumsal ve sportif başarılar elde edilerek ülkenin en üst yarışma platformlarında boy gösterilmeye başlandı.
Bu gün itibariyle Afyon Belediyesi Basketbol erkek takımı 1. Lig’de mücadele ediyor. Afyon Belediye Yüntaş Voleybol erkek takımı ise bu dalın en üst platformu olan Efeler liginde başarı arayışı içinde. Takım ilk senesinde ligde kalıcı olmayı başardıktan sonra bu sene hedef olarak Avrupa kupalarına katılacak bir sırada kendisine yer bulma mücadelesi veriyor. Bu başarı yakalandığı takdirde ben bunun da sonrasındaki hedeflerin belirlenmesine yönelik bir milat olacağı kanaatini taşıyorum.
Voleybol takımımız özveriyle yönetiliyor. Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın maddi ve manevi desteği bildiğim kadarıyla her geçen gün artarak devam ediyor. Kulüp başkanı Abdullah Aydoğan ve şube sorumlusu Burhan Kınay takımın A’dan Z’ye her şeyi ile ilgileniyor. Tabiri caiz ise günü yirmi beş saat yaşıyorlar. Afyonkarahisar’lı hemşerilerinden ise tek bir istekleri var: Destek. Tam ve anlamlı destek beklentisi içindeler. Tribünlerin dolması ve itici gücün inşası dışında beklentileri yok. Gözlemlerim o ki Afyonkarahisar’lı sporseverler takımlarına her anlamda destek verme iradesini sergiliyorlar.
Biz bunu yeterli buluyor muyuz? Hayır. Takımlarımız parke üzerinde mücadelelerini sürdürürken bizlerin de yapacakları var elbette.
Peki, bu güne değin bu bağlamda ne tür çalışmalara imza attık ve heybemizde daha neler var? Açıklayalım:
İlk etapta Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Meslek Yüksekokulu Pazarlama Bölümü öğrencilerimle bu güne değin hiçbir üniversitenin yapmadığı ulusal bir çalışmayı Basketbol dalında gerçekleştirip Türk Basketbolunun dünü, bugünü, yarını perspektifli bir projeyi konunun muhataplarının görüşlerine başvurup “Sorunlu Çemberler” isimli bir kitap çalışmasında topladık. Bir buçuk yıllık yorucu bir çalışmayı gerektiren kitap çalışması Afyonkarahisar Belediyesinin kültürel yayınları içinde basıldı ve konunun ülkedeki tüm muhataplarına bizzat ulaştırıldı.
Gerçekleştirilen bu çalışma ilk de değil, bizler; Afyon Kocatepe Üniversitesi Afyon Meslek Yüksekokulu Pazarlama Bölümü olarak her yıl belirlediğimiz bir konu hakkında, proje çalışmalarını 2007 yılından itibaren yürütmekteyiz.
Belirlenen konu başlığı kapsamında ülkemizde konusunun uzmanı ve sözü itibarlı insanlarımızın görüşlerine başvurup, derlediğimiz bilgileri; kitap, broşür, seminer, konferans, çalıştay ve makaleler yoluyla ülke kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Bu güne değin, gerçekleştirilen on farklı çalışma kapsamında; sanattan, spora, perakende sektöründen, marka bilincinin oluşumuna, toplumun kitap ile olan temasından, siyaset bilimine, basketboldan, liderlik kavramına ve Türk Dünyası ülkelerine kadar çok geniş bir sahada fikri temelli çalışmalara tarafımızca imza atıldı.
Bu bağlamda; grubumuz tarafından bugüne değin gerçekleştirilen çalışmaları sıralayacak olursak;

• “Spor Pazarlaması”-14 Mayıs 2007
• “Bana Marka Olmayı Anlat”-13 Mayıs 2008
• “Gökkuşağının Renkleri Türkiye’nin Değerleri Konuşuyor”-18 Mayıs 2009
• “2023 Yılında Nasıl Bir Türkiye? -15 Mayıs 2010 / 1 Haziran 2011
• “Süper Lig Gerçekten Süper mi?-10 Haziran 2012
• “Türkiye Kitap Okuyor mu?”-18 Haziran 2013
• “Türk Tiyatrosu” – 1 Haziran 2014
• “Sorunlu Çemberler” – 28 Mayıs 2015
• “Gölgesi Yaşadığı Topraklara Uzun Düşen İnsanlar” – Kasım 2016 ve
• “Türkiye ve Türk Dünyası” – Haziran 2017 başlıklı proje çalışmalarını başarıyla tamamladık.

Toplum önderleri olarak kabul edilen bireylerle gerçekleştirilen bu söyleşilerden derlenen bilgiler, proje koordinatörü olarak benim üçüncü kişisel kitabım olan Beyaz Yazılar aracılığıyla kamuoyunun bilgisine sunuldu.
Sorunlu Çemberler ve Gölgesi Yaşadığı Topraklara Uzun Düşen İnsanlar başlıklı kitap çalışmaları ise yine tarafımdan yayına hazırlandı ve Afyonkarahisar Belediyesi tarafından basılıp, ülkemizin spor ve kültür hayatına armağan edildi.
Bu cümleden hareketle 2017 yılının Temmuz ayında yeni projemizin başlığı “Türk Voleybolunun Gelişimine Pazarlama Önerileri ve Efeler Ligi” olarak belirlenmiş ve konunun tüm taraflarıyla görüşmeler gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
Uzun ve yorucu olacağını tahmin ettiğimiz çalışmamıza yukarıda da belirttiğimiz gibi Temmuz 2017 tarihinden itibaren başlamış bulunmaktayız. Bizler, proje yürütücüleri ev ödevlerimizi teorik anlamda bihakkın yerine getirme anlamında dört aydır çalışıyoruz.
Amacımız ülkemizde erkek voleybolunun dünü ve bu gününün röntgenini çekip, gelecek adına bu spor dalını çok daha geniş kitlelerle buluşturabilmek ve bu konunun başarılması adına pazarlama stratejileri geliştirip karar alıcıların takdirlerine sunmak. Ve elbette bu projeyi Afyonkarahisar merkezli kılabilmek. Farkındalık oluşturup, şehrin imajına olumlu katkıda bulunup tanıtımına değişik bir soluk getirebilmek.
Gelin; hem takımlarımıza hem de projemize destek verelim.
Mücadele ettiğimiz ligin isminden hareketle, Afyonkarahisar insanının karakterine fevkalade uygun bir tavır sergileyelim…
EFELENELİM…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi