Mustafa Yılmaz DÜNDAR
Mustafa Yılmaz  DÜNDAR
yilmazdundar@kocatepegazetesi.com
Edep; Ya Hu – 32
  • 1
  • 1312
  • 27 Ocak 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Allah Teâlâ Hazretleri şöyle ferman buyurdu: “Kim benim veli kuluma düşmanlık ilan ederse ben de ona harp ilan ederim. Kul’umu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı, aklettiği kalbi, konuştuğu dili ve sairi olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm. Benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde mümin kulumun ruhunu kabzetmede tereddüde düştüğüm kadar hiçbir şeyde tereddüde düşmedim. O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.” (Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh’den)
Evet, hadisi kudsî böyle. Bu hadis Buhari kaynaklı ve kudsî hadis. Şimdi hadisten çıkarılacak sonuçlardan bazılarına, konumuzla ilgili olanlarına bakalım:
Üstünde duracağımız esas sonuç “nafile” ile ilgili, ama “veli kuluma düşmanlık edene harp ilan ederim”deki “veli”ye bakıp oraya gelelim. Bunu günlük yaşantıda uygulayabilmek için hadisteki “veli”yi iki türlü ele almak lazım; biri VELİ, diğeri VELİ GİBİ. Eğer kişi Billahi anlamında imanını deklare etmiş ve açıkladığımız nefs-i levvameye girmiş ve bu nefs-i levvameyi ısrarla takip ediyorsa “veli gibi” muamele görür. Veli değildir ama “veli gibi” muamele görür. Zira Veli olmak başka şeydir! Dolayısıyla, veli değildir ama veli gibidir, Allah ona veli gibi muamele yapar. Yani bu hadisten yararlanır!
“Veli kuluma düşman olana harp ilan ederim”, bu cümle âlimler tarafından genişçe tartışılmış. “Veli kime düşman olur ki? O veliyse zaten kimseye düşman olmaz. O herkese şu şekilde davranır.” gibi kanaatler dile getirilmiş. Ama burada anlatılmak istenenler, normal hayata ait, kavga, düşmanlık gibi şeyler değil. Allah buyuruyor ki; “Veli Kul normal dünya yaşantısı içerisinde, zaten o kadar kimsesiz, o kadar yalnız, o kadar gariban, o kadar arkası olmayan ki, onun arkasında BEN varım”, bu o demektir.
Hadis şöyle devam ediyor; farzlarla bana yaklaşır, nafilelerle onu severim. Allah’a yaklaşma nasıl bir şeydir, kulun Allah’a yaklaşması nedir? Kul’un Allah’a yakınlığı; önce Billahi anlamında imanını mutmain kalb ile açıklamaktır, önce bununla başlar. Yani; onun “var görünüşünü Allah’a eş ve ortak koşmayan” yöneliş ve imanı bu yakınlığı başlatır. Nereye kadar gider? İhsan Makamına kadar; kalben görme ve buna göre yaşantı noktasına ulaşıncaya kadar! Kul’un Allah’a yakınlığı bu deklarasyonla, yani dünya yaşantısında bu imanı açıklamakla başlar ve İhsan Makamı’na kadar devam eder.
Kul’un halktan uzaklığı; yaratılmışlardan, yaratılmışların cazibesinden uzaklığı; kesret içerisinde Tevhid’i yaşayarak kesretin de hiçbir cazibesinin kalmayışı ile kemale ulaşır. Allah’ın Kul’una yakınlığı; ona dünyada lutfedeceği irfan, ahirette Rıdvan ve ikisi arasındaki nimet ve ikramlarla anlaşılır. Allah, ilim ve kudretiyle, yani ilim ve kudret özelliğiyle bütün insanlara yakındır. Allah lütuf ve nusretiyle havasa yakındır. Allah ünsiyetiyle veli kullarına yakındır. Hadiste “yakınlık” geçiyor ya, bu da “yakınlıkla” ilgili kısa bir bilgi, inşaAllah.
“Onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli olurum”. Bunu da öncelikle şöyle anlamak gerekir. Lütfen dikkat edelim, eğer bu cümleyi, anlaşılması gereken en son manadan anlarsak hadisin yorumu, açıklaması ve hayatınıza uygulaması çok kolay olmaz! En son anlaşılması gereken mana da doğrudur, ama biz nereden başlayacağız? “Onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve sairi olurum”u öncelikle şöyle anlamak gerekir: Kulağı benden başka bir şey işitmez, gözü benden başka bir şey görmez, dili benden başka bir şey söylemez; bu iş buradan başlar. Eğer, “onun tuttuğu eli, işittiği kulağı, gördüğü gözü ben olurum”u son manadan anlar ve henüz fiilleri daha oraya ulaşmadığı halde “kendinden O açılıyor” diye anlarsa kişi yanlışlara düşer. Kendi beşeri haliyle yaptığı şeyler için; “Allah benden şöyle yaptı, bende kim var siz biliyor musunuz?” gibi yanlış yorumlara başlar ve onları da bu hadislere bağlar. Onun için bu hadisi anlamak, hayatta uygulamak, amele dönüştürmek için başlanacak nokta budur: Eğer kişi farzları uyguluyor ve nafilelere de devam ediyorsa onu severim! Sevdiğim zaman da onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, söylediği dili olurum” kısmını demek ki nasıl anlıyoruz? “Onun kulağı o zaman benden başka bir şey işitmez, ne işitiyorsa benimdir, yani o ne duyuyorsa Rabbindendir! Gözü benden başka bir şey görmez; ne görüyorsa benden bilir. Dili benden başka bir söz söylemez; dili daima benim öğütlerim, benim zikrimledir; dilinde ben varım” olarak anlıyoruz. Bu iş buradan başlar, sonra ilerler.
Arapçayı incelediğiniz zaman görürsünüz ki, isim yapılan işin yerine de kullanılmaktadır. Yani kulak “işitme” yerine de kullanılmaktadır. Onun kulağı olurum; ifadesi halk arasında beni işitir manasına da kullanılmaktadır.
Esası kavrayamadan ve yaşamadan tasavvuf anlatmaya çalışanların, yani yorumlar yaparak tasavvuf anlatanların bu anlatımlarından yanlış uygulamalar çıkar ki; birisi şudur: Allah benden açığa çıkacak! Bu yanlıştır! Allah kimseden açığa çıkmaz, buna çok dikkat edin! Neden? Çünkü Allah Samed’dir, sana ihtiyacı olmaz! Allah senden açığa çıkacak; demek ki açığa çıkması için sana ihtiyacı var manasını da içerir ki, o zaman Allah Samed olmaz! Ve demek ki, sen daha önemlisin ki Allah’ı açığa çıkarıyorsun! İnsanlar bu sözü neden sever? Çünkü kendilerini kutsal hale getiriyor; ben öyle önemli bir varlığım ki, Allah benden açığa çıkıyor! Kibrin, kibirliliğin dindar hali! O kadar önemliyim, Allah benden çıkıyor. Yani “Allah senden değil benden çıkıyor” der gibi, “sizin ev şöyle bizim ev böyle” der gibi de bir mana oluşuyor. Allah kimseden açığa çıkmaz! Bu yüzden, bu hadisleri yanlış anlayıp, yanlış yorumlayıp, yanlış beklentilere girmek boş iş olur, insanlar oradan bir amel çıkaramaz. Kişi Allah’ın kendisinden açığa çıktığını hele bu düşünceyle hiç göremez. Bil ki; Allah Samed’dir, sana ihtiyacı yoktur ve bir yerden açığa çıkmaz! Sana da ihtiyacı yoktur ki senden açığa çıksın! Ama senin O’na ihtiyacın var, sen Samed değilsin ve sen O’nda açığa çıkansın! Buna çok dikkat ediniz; sen O’nun ilminde açığa çıkarsın! Açığa çıkan sensin, O değil! O zaten açıkta! O açıkta olanda bir zan olarak açığa çıkan sensin! İşte sen o zannı yok etmeye çalış, zaten onu yok etmeye çalışacaksın! Dilerse…

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Selamün aleyküm Mübarek hocam…
    Rabbim bahsettiğiniz varım iddiasından,gerçekte olmayan ama çok kuvvetli olan bu zandan geri dönüşsüz kurtulmayı nasip ediverir insallah…Muhabbetle ellerinizden öperim…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM