Mustafa Yılmaz DÜNDAR
Mustafa Yılmaz  DÜNDAR
Edep; Ya Hu – 31
  • 0
  • 183
  • 25 Ocak 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Elhamdülillah, bilmeden öyle önemli şeyler yapıyoruz ki! Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: Bazen ilaç alırken ilacın ne olduğunu, nasıl etki ettiğini bilmek çok önemli olmaz; çünkü o tesirini gösterir. Ama bazı kimseler de vardır, bir ilaç verirsin, inceler durur. Prospektüsünü inceler, üstüne düşünür taşınır, gider gelir bakarsın ki ilaç durur, miadı geçer hâlâ duruyor. Hâlâ incelemekle meşgul, bir gün ilacı kullanacak… Bazısı da öyle güvenir, bakarsın ki ilacı alıyor. Prospektüsünü okudun mu? Okumamıştır bile, ama ilacı alıyor! Tesir eder! Bunun gibi, yemini bozmama yolunda bilmeden aldığımız ilaçlar vardır. “Biz yeminlerini bozanlar değiliz” diye haykırdığımız ve “taraf belirtme”ye çalıştığımız ilaçlar vardır. Neden taraf belirtme? Çünkü Hakk yoldan yana taraf belirtmek önemli!
Hazreti İbrahim (as) ateşe atılacak. Nemrut şölen olsun diye bunu ilan ediyor, karınca da bunu duyuyor, ama çok uzak bir diyarda! Ağzına biraz su alıyor, düşüyor yola; yardım edecek! Yolda arkadaşları görüyor; ne yapıyorsun, bu telaşla, ağzında suyla nereye? Duydum ki, İbrahim aleyhisselam ateşe atılacakmış, onun ateşini söndürmeye gidiyorum! “Bre mübarek” diyorlar; bir, ağzındaki su yetmez, iki; yetişemezsin ki! “Ben de biliyorum ama Allah’a tarafımı belli ediyorum” diyor! Allah’a “ne tarafta olduğumu” belli ediyorum…
Bizim Allah’a yeminle ilgili olarak tarafımızı belli ettiğimiz şeylerden birisi Seyyidül İstiğfar’dır. Seyyidül İstiğfar; İstiğfarların Efendisi demektir. Tövbelerin en mükemmeli, tövbelerin en üstünü, tövbenin şahı! Hani bir konuda, “bu işin şahı, bu işin piri” denir ya, işte bu da tövbenin şahı!
“Allahümme Ente Rabbî, la ilahe illa ente halaktenî ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike mesteta’tü, euzü bike min şerri ma sana’tü ebûü leke bi nı’metike aleyye ve ebûü bi zenbî, fağfirlî zünubî feinnehu la yağfiruz zünube illa ente, birahmetike ya Erhamer rahımîn.”
“Allahım Rabbim Sensin. Tanrılık iddiaları yoktur, yalnız beni yaratan Sen. Ben senin kulunum ve gücüm yettiğince [“gücüm yettiğince” kelimesi çok önemli] sana verdiğim ahdü va’d üzere sabitim. Fiil ortaya koyma yetimin yeteneğimin şerrinden sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun nimetini itiraf eder günahlarımı da itiraf ederim. Bununla beraber günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur. Ya erhamer rahımiyn, ancak rahmetiyle sen bağışlarsın.”
Sana verdiğim ahdü va’d üzere sabitim! “Yemin”in önemini hatırlayın. İşte burada kişi bilmeden ilacı alıyor, yeminle ilgili ayetleri bilmese de ilacı alıyor, Furkan oluşacağını bilmeden ilacını alıyor, “Allahım ben tarafımı belli ediyorum; ben yeminini bozanlardan değilim” diyor. Ve merhamete bakın, “gücüm yettiğince” diyorsun, bu öğretilmiş! Bu tövbe bize öğretilirken seni korusun diye içine “mesteta’tü” konuluyor. “Ya Rabbi, gücüm bu kadar yetti” diyebilesin diye. “Böyle demiştin, ne var ne yok?” dendiğinde, “benim gücüm bu kadar yetti” diyebilesin diye oraya “mesteta’tü” konuluyor. İlacın içine merhamet şırınga edilmiş, içmesi kolay olsun diye. Evet; ben senin kulunum ve gücüm yettiğince sana verdiğim ahdü va’d üzere sabitim. Fiil ortaya koyma yetimin yeteneğimin şerrinden sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun nimetini itiraf eder günahlarımı da itiraf ederim. Bununla beraber günahlarımı bağışla, çünkü günahları senden başka bağışlayacak yoktur. Ya erhamer rahımiyn, ancak rahmetiyle sen bağışlarsın. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurmuşlar ki; “kim inanarak ve idrak ederek, karşılığını Allah’tan bekleyerek bu istiğfarı gündüz okur ve gece olmadan ölürse, o kişi cennete gider ve yine gece okur da sabah olmadan ölürse o da cennet ehlinden olur”.
Allah’a yeminimizi ve tarafımızı belli ettiğimiz bir diğer hadis dua: “Allahümme lekel hamdü, la ilahe illa ente rabbî ve ene abdüke amentü bike muhlisan leke fî diynî. İnni esbahtü ve emseytü ala ahdike ve va’dike mesteta’tü, etubü ileyke min seyyi’i amelî ve estağfiruke bi zünûbilletî la yağfiruhâ illa ente.”
“Allahım hamd sana aittir. “Tanrılık iddiaları” yoktur, ancak Rabbim olan sen! Ve ben sana ihsanla iman ettim. Kesinlikle! Gücümün yettiğince sana verdiğim ahdü va’d hal üzere sabahladım ve akşamladım. Beşer olarak yaptığım bâtıl amellerin günahı için tövbe eder ve “estağfirullah” derim. Başka bağışlayacak yoktur, ancak Sen.”
Efendimiz (SAV)’in bu hadisinde yemin var! Efendimiz bu duayla ilgili olarak yemin ederek buyuruyor; “vallahi de billahi, her kim bu istiğfarı sabah ve akşam üçer kere okursa, o mutlaka cennete gider.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM