Edep; Ya Hu – 193

Edep; Ya Hu – 193

Salâtın bizi kurtulmaya çağırdığı, gelin kurtulun dediği kurtulmamız gereken ilk haller şunlardır. Bu hallerden sonra da kurtulmak gereken haller var. Ama bunlar olmadan diğerlerine sıra gelmez, bunlar varken diğerleriyle uğraşmak muhaldir. Öncelik şu söyleyeceklerimden kurtulmaktır, ilk mesele budur:
1) Dunihi algı ve zann’ları.
2) Müstakilen varım ve muhtarım iddiası.
3) Kendisini kendi adını namına “BEN” diyerek takdim etmek.
4)Bunlara dayalı bir hayat tarzı oluşturmak.
Bunlar ilk kurtulunması gerekenlerdir. Bunlardan kurtulmadan duyduğunuz bazı yüksek dereceli kurtulmalar hiçbir zaman hayatınızda gündeme gelmez, mümkün değil. Yani hem onlar hem bunlar olmaz.
“Hayye ale’s SALAH, Hayye ale’l FELAH” işitildiğinde biz “Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” diyoruz ve şunu demek istiyoruz: Ya Rabbi, davetini aldım, uyarını anladım, hatırlatmana uyuyorum. Anladım, öğrendiğim, gayret edeceğim, lütfen günahlarımı bağışla Ya rabbi. Oralarda bu manalara gelecek şekilde “ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim” diyoruz.
“AllahuEkber, La ilahe İllallah…” Bu cümleler açıklanan bildirinin, Allah’ın daveti olarak yapılan tebliğin sonuç bölümüdür. Tebliğde bir giriş gördük, bir gelişme var, şimdi bir de sonuç: Allahuekber Allahuekber, la ilahe illallah.
“Allahuekber”i birlikte ele aldık: Allah gerçek var olandır, Allah gerçek varoluşuyla Ekber’dir. Ekber’dir, çünkü O müstakilen VAR ve Muhtar’dır. Ancak bir ilah “müstakilen VAR ve Muhtar” olabilir. Dolayısıyla Ekber olmak ilahın vasfıdır. Böylece, Allah’tan başka “müstakilen VAR ve Muhtar” yoktur, “müstakilen var ve muhtar” iddiaları yalandır, iftiradır, batıldır, yok hükmündedir: İşte sonuç! Bildirinin, tebliğin sonucu böyle bağlandı. Bu sonuç Kur’an ile bize bildirilmiştir.
Muhammed Suresi 19. ayet: “Fa’lem ennehu La ilahe illallahu: Bilin ki (sadede gelecekseniz) gerçek şudur, sonuç budur: La ilahe illallah. Muhammed Suresi 19. ayette öğrendiğimiz bu gerçek, Ezanımızın sonunda bize bir sonuç olarak hatırlatılır ve bildirilir.
İşte bu sonuçla ezanımız diyor ki: Bu gerçeğe göre salâtını ikame et, bu gerçeğe göre hayatını ikame et, bu gerçeğe göre ruhunu teslim et. Böyle yaparsan dünyada da ahirette de Selam sanadır.
Konumuza başlarken “bazı hassasiyetler günümüzde çok önem kazandı” demiştik. Allah’ın işaretlerine hürmeti içimizde çok geliştirmemiz, önemsememiz ve Allah’ın işaretlerini Allah’a adına sahiplenme duygumuzu arttırmamız gerekiyor; ezan mefhumuna “Ezanımız” dediğimiz gibi.
Bir diğeri de Kelime-i Tevhid’dir. Hicri 1441 yılı ile birlikte “Kelime-i Tevhid Dönemi” başladı inşaAllah. Dolayısıyla Kelime-i Tevhid’le ilgili uğraşları artırmamız gerekiyor. Kelime-i Tevhid gerçeğinin manasına girerek bitirelim inşaAllah, dolayısıyla bitirme değil de bir gerçeğe giriş diyelim. “La ilaha illallah” için dedik ki: Müstakilen VAR ve Muhtar olan ancak Allah’tır, başka müstakilen var ve muhtar yoktur. Birisi bu iddiada bulunursa yalandır, iftiradır, batıldır, yok hükmündedir. Esfele safiliyn gereği o iddia üzerimizde, ondan kurtulmamız gerekir.
Bize (inananlara) açılan iki önemli kapı, iki önemli avantaj var. Birisi Rasulullah (SAV) Efendimiz ile doğrudan rabıta kurup irtibat edebileceğiniz bir dönemdeyiz. Hızlı, acil… Diğeri Kelime-i Tevhide ilaç olarak yapışıp çare arayabileceğimiz bir dönem. Hem de acil, acil dönem!
“La ilahe” derken “Müstakilen varım ve muhtarım iddiasını üstümden atıyorum Ya Rabbi. Ona sahip çıkmıyorum, böyle bir şey yoktur” diyoruz. Kelime-i Tevhid’in “La ilahe” kısmında müstakilen varım ve muhtarım iddiasına yani seni Allah’tan uzak düşüren, Allah’a karşı haddi aşmış bir asi yapan bu iddiaya sert bakarak, onu reddederek, “La ilahe” diyerek onu vücudundan, zihninden, kalbinden at, sonra da “illallah; ancak Allah” de ve Ezanımızın duasını oku inşaAllah. “İllallah” kısmında bir şey demen gerekmiyor, bir tarif yapman gerekmiyor, orada sus, “ancak Allah” deyip teslim et kendini. “La ilahe”de kurtulman gereken, bir şey var, onu tarif et ve defet. Ama “İlla Allah” deyip teslim olduğun yerde tarif gerekmez, Rabbin sana lazım olan neyse onu verir. “La ilahe illallah: Müstakilen varım ve muhtarım iddialarını reddediyor, Allah’a firar ediyoruz. Başlangıç manası böyle… Sonra bu manalara başka manalar da ekleriz inşaAllah ama başlangıç mana budur. Bir de “La ilahe illallah” zikrullahında “La ilahe” derken nefesinizle o iddiayı vücudunuzdan atın, atın, atın, atın. “İlla Allah” derken de nefesinizi çekin, çekin, çekin, o manayı tüm hücrelerinize yerleştirin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi