Edep; Ya Hu – 172

Edep; Ya Hu – 172

“Allahım, maksadım sensin ve senin rızanı kazanmak” gayesiyle yaşayanlar dua ederken cümlelerine hassasiyet gösterirler. Bu yüzden, dua cümlelerinde hassasiyet gösterilmelidir, hassas talibin dua cümlelerinde hassasiyet göstermesi gerekir. Ba bakışla, müslümanların dua cümlelerini özellikle üç grupta inceleyebiliriz:
1) Tembih niteliğinde olan cümleler.
2) Temenni niteliğinde olan cümleler.
3) Doğrudan muhatabına yönelik cümleler.
Lütfen dikkat buyurun, tembih ve temenni niteliğinde olan cümlelerde kul duası için bir aracı kullanır. Oysa doğrudan olan duada, üçüncü cümle tipinde kul, duasını aracısız yapar, Allah’a söyler. Hangisini tercih edersiniz? Elbette üçüncüsünü. Ama dua ederken neden birinci ve ikinci cümle tipini tercih ediyorsunuz? İşte hassas kardeşimiz buna dikkat eder; dua ederken tembih cümlesi kullanmaz. Tembih cümlesi bir konuda Allah’ı tembihlemektir. “Şöyle yapsın” diye Allah’ı tembihlersiniz. Allah’a temennide bulunan “Şöyle yapsa iyi olur” gibi cümleleri de talip kullanmamalıdır. Doğrudan olanı tercih etmeli, doğrudan Allah’a söylemelidir, “Rabbim, şöyle yapıver…” gibi. Duada bunu ayırt edebilmek çok önemlidir.
Bakara Sûresi 186: “Kullarım sana Beni sorduğunda (söyle onlara); Ben çok yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin duasına icabet ederim.”
Furkan Sûresi 77: “(Rasulüm) De ki: Yalvarmanız (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”
Bu iki ayetten öğreniyoruz ki Rabbimiz dua ederken bana söyleyin diyor: “Yakınım. Bana dua edeceğin zaman aracı kullanma, yakınım! Bir aracı gerekmiyor. İcabet ederim, bana söyle, birisine değil bana söyle. Ben doğrudan Bana yalvarmalardan razıyım!” diyor. Furkan Sûresi 77 “Doğrudan Bana yalvarıyor olmaları olmasa, doğrudan Benimle muhatap olmaya çalışıyor olmasalar neye yararlar?” dedi. Bakara Sûresi 186, Furkan Sûresi 77 ise diyor ki Allah’a aracısız, doğrudan yönelin, Allah’a muhatap olarak dua edin.
Görüyoruz ki üç tip dua var; tembih, temenni, doğrudan sesleniş… Tembih nedir? “Allah’a söyleyin şöyle yapsın” tarzı dua cümleleridir bunlar, hızlıca yapılan bu dualara çok rastlarız. “Hastalara şifa versin, dertlilere deva versin…” gibi tembih cümleleri aslında “Söyleyin Allah’a versin” demektir. Hem de kuvvetli seslerle: Hastalara şifa, borçlara eda, dertlere deva versin… Bu Allah’a bir tembihtir! Bir de temenni duaları var ki bunlar “Allah’ın yapmasını temenni ediyorum, umuyorum manası” içeren cümlelerdir; “Hastalara şifa, borçlulara eda, dertlere deva verir inşaAllah.” Bu cümleler birisine söylenen, doğrudan Allah’a söylenmeyen temenni cümleleridir. Tembihte kişi Allah’a söylemiyor; “Versin, yapsın, getirsin, götürsün” diyerek bir aracıya söyler gibi dua ediyor. Kim ise o aracı? Öyle biri yok, dolayısıyla havaya söylüyor. Duyan birisi gitsin Allah’a söylesin, desin ki şu kişi böyle yapsın diyor. Böyle dua olur mu? Eğer hassassanız bu mümkün mü? Belki temenni cümleleriyle dua buna nispetle biraz daha yapılabilir cinstendir, bazı durumlarda dil alışkanlığıyla temenni şeklinde söylenir, biraz mazur görülebilir. Hastalara şifa, borçlulara eda, dertlilere deva verir inşaAllah. Ama gene Allah’a değil birine söylüyoruz ve “Allah böyle yapar inşaAllah” diyerek temenni ediyoruz. Evet, bu da bir dua ama arada biri var, bir aracı var. Bu söylediklerimi izah edebilmek kolay olsun diye şunu düşünelim.
Ellerinizi açın ve dua edin, ellerinizi açarak tembih ve temenni cümleleri ile dua yapamazsınız, kendiliğinden Allah’ı muhatap alırsınız. İşte bunu demek istiyorum. Elinizi açmak zorunda değilsiniz, mevzuyu öğrenin, dua ederken ellerinizi mutlaka açmanız gerekiyor demek istemiyorum. Bu farkı anlamanız için insandaki zaten var olan hali söylemek istiyorum. Ellerinizi açtığınız zaman “hastalara şifa versin” diyebilir misiniz? Olmuyor. “Borçlulara eda versin” havaya gidiyor. Ama az önce söylüyordunuz. Veya “hastalara şifa, borçlulara eda, dertlilere deva verir inşaAllah” diye temenni yapabilir misiniz? Olmaz, Allah’a öyle nasıl söylersiniz? Peki, nasıl diyeceğiz? Elimizi açtığımızda bakın Allahım dedik, muhatabı olduk. Ayet bize onu diyor: “Rasulüm söyle onlara, Allahım, demezlerse, Allahım, Allahım deyip bana dönmezlerse ne değerleri var? Onları değerli yapan bu!” “Allahım” demeleri, “Allahümme ENTE Rabbi! Rabbim SENSİN ya Rabbi” demeleri… “Allahım” dediniz, bakın duanın şekli değişti: Allahım, lütfen hastalarımıza şifa ver ya Rabbi… Sesin bile yalvarmaya girdi. Tembihte bir emir var; şifa versin, eda ettirsin, başarı versin, Allah korusun, Allah razı olsun… Allahım koruyacakmışsın. Niye? Şu öyle dedi, Allah korusun dedi. Böyle dua olur mu? Emir! Tembih, temenni değil de doğrudan sesleniş güzel bir dua şeklidir… “Allahım, lütfen koruyuver ya Rabbi! Allahım, bizleri koruyuver. Bizleri muaf eyleyiver, bizlere merhamet ediver.” Bakın, hepsi doğrudan Allah’a söylediğimiz, Allah’la muhatap olduğumuz cümleler.
Hassas kardeşimizin dualarda bu hassasiyete özen göstermesi gerekiyor…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi