Edep; Ya Hu – 170

Edep; Ya Hu – 170

Sızlanma ve mağdur hissi uyandıran, bu hisleri uyandırmayı amaçlayan cümlelerden sakınmak gerekiyor. Bir kişinin ilahlık hissiyatının okşanmasını, korunmasını, yüceltilmesini ve hatırlanmasını arzu etmesinin bir taktiği de, bir yolu da budur: Sızlanan cümleler, “mağdurum bana acı” cümleleri! Bu tarz cümleler ilahlık hissiyatının okşanması, korunması, yüceltilmesi için bir taktiktir. Bu taktiğe maruz kalan kişi veya kişiler istemeye istemeye de olsalar bu taktiğe karşılık verirler. Bu taktiği uygulayarak ilahlık hissiyatı için güç toplayan kişi kendisini biraz topladığında ondan farklı davranışlar görürsünüz hatta bu duniHi ilahı yeni edindiği huylarıyla tanıyamazsınız. Oysa birkaç gün önce nasıl sızlanma ve mağdur cümleleri vardı, ne oldu? Çünkü o cümleler yani taktiği yerini buldu; ilahlık hissiyatı kanlandı, beslendi ve güçlenen ilahlık hissiyatıyla kişinin davranışları huyu değişmeye başladı. Aslında bunu yapan da bunun farkındadır ama ne yaparsın geçim dünyası… Hayat mücadelesi diyerek bunu bir hayat mücadelesi olarak normalleştirdiği için bir taktik olarak rahatlıkla uygular. Sonuçta bir zafer yaşadığı için taktiğinin, yönteminin başarılı olduğunu da görüyor zaten. Taktiklerinde başarılı olurlar ama bakın bu taktik o kişilerde neye yol açar? Bu taktik o kişilerin Allah’a sığınmalarını, Allah’tan istemelerini, Allah’a teslimiyetlerini, bir şeyleri Allah’tan bilmelerini azaltır, yani onların Allah’la irtibatlarını zayıflatır. DuniHi algı ile Allah’a iman edenler veya imansızlar bu halleriyle aslında “zavallı tanrı” rolünü hayat tarzı haline getirmiş olurlar.
Bir diğer dikkat gerektiren husus da şudur: Zihnindeki isim rehberinde sözde noksan ile etiketleme yapmak! İşte bundan da sakınmak gerekiyor.
Hepimizin zihninde bir isim rehberi var, isimler orada kayıtlıdır. Ancak bir isim oraya kaydedilirken genellikle “sözde noksan” ile etiketleme yapılır. İşte birisini oraya kaydederken “sözde noksan”ı ile etiketleme yapmaktan sakınmak gerekiyor. Bunun için elbette bu durumu fark etmek gerekiyor. Eğer insan fark etmez, önemsemez, tedbir almazsa zihindeki isim rehberi esfele safiliyn format tarafından yönetilir ki o zaman zihin isim rehberi sadr mekanizmasına yani zannların hâkimiyetine dâhil olur. Yaşantı esnasında bir duniHi ilahın karşısına çıkan insan isimleri o kişinin ilahlık hissiyatı süzgecinden geçerek değerlendirilir ve o olaydaki kişi için bir bilgi formu oluşturulur; bu bilgi formu ile de zihin rehberine kaydedilir. Bu prosedür çok hızlı ve kendiliğinden yürür. Kişilerin isimleri ilahlık hissiyatı süzgecinde değerlendirilirken cinsellik, intikam planları, kıskançlık ve haset nazarları, alaycılık bakış açısı, kusurlu görme alışkanlığı, menfaate göre yerini belirlemeler gibi önemliliklerden payını alarak etiketlenir, yani zihin rehberinde bir kişinin ismi bu değerlendirmelerle oluşturulan bir etiketle bulunur. Hatta insan bir kişinin ismini hatırlamazsa bu sözde noksan etiketi ile hatırlar veya isimle o etiketi bilir. DuniHi algı ve zannlarıyla yapılan insan etiketleme hususunda Hucurat Sûresi 11. ayette Rabbimiz inananlara “birbirinizle alay etmeyin, birbirinizin kusurunu aramayın, birbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakap takmayın” buyurmaktadır.
Alay etmek, kusur bulmak, ayıplı yapmak, bunlara göre lakap takmak duniHi ilahın çok önemli işaretlerindendir. Alay etme konusunu lütfen önemseyin, lütfen. İnsanlar bunu hiç farkında olmadan yapıyorlar. Hatta o kadar sık yapıyorlar ki… Ama bunun farkında değiller! Bu yüzden Hucurat Sûresi 11 ve hatta 12. ayetlerde Rabbimizin bizi “birbirinizle alay etmeyin, birbirinizin gıybetini yapmayın” diye uyardığını söylemiştik, çünkü bunlar hep ilahlık hissiyatı ile yapılan işler sınıfına giriyor. Yanlış dosyalar onlar.
Kişi Amentü Billahi demiştir, çok gayret ediyordur ama konuşma dili nasıl acaba, çünkü o çok önemli. İlahlık hissiyatına ait şirk dosyalarının kapatılması, fonksiyonsuzlaştırılması, bu dosyalardan fiil çıkmasının önlenmesi çok önemlidir. Bu dosyalara ait çıktılardan birisi alaycı bakış açısı ve alaycı cümlelerdir. Diyelim ki pencereden dışarıya bakıyorsunuz, birisi düştü. Hemen gülersiniz, dikkat edin, güldüğünüzü güldükten sonra fark edersiniz. Hatta bazıları gülerek yanındaki birilerine seslenir, “gel bak, adam nasıl düştü” diye. Niye gülüyor, niye alay ediyor? Birisi düştü, acısı var, mağdur… Fark ettiniz mi şirk dosyasını? Bir başkasının acısına, bir başkasının üzüldüğü bir şeye gülen bir kafa nasıl normal olabilir? Siz bu duruma nasıl bunda bir şey yok dersiniz? İşte alay dosyası! Bu yüzden Hucurat Sûresi 11. ayette Rabbimiz uyarıyor: Birbirinizle alay etmeyin, birbirinizin kusurunu aramayın, birbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakap takmayın. Bu ayette geçen “lakap” çok önemli, ayette belirtilen “lakap takmayın” uyarısını basite alıp geçmeyin. Anlatmaya çalıştığımız zihin rehberinde etiketleme hususu, bu ayette lakap diye geçiyor. Ayet bize “lakap takmayın” derken, “zihin rehberinizde böyle sözde kusurlarla, kendinize ait ilahlık hissiyatı süzgecinden geçirdiğiniz değerlendirmelerle etiket yapmayın” demektedir. Ayette o işe “lakap” denilerek genel bir mana verilmiştir. Böylece, inananlar için etiketleme işi ayetle Rabbimiz tarafından yasaklanmıştır. Hatta ayetin sonundaki uyarı da çok dikkat çekicidir. Buyrulmaktadır ki: “İmandan sonra fusuk ne kötü bir isimdir.” İmandan sonra, yani Amentü Billahi dedikten sonra hala nefsin şerrinin dilini kullanmak ne kötü bir şeydir! Diyor ki, imandan sonra fusuk ne kötü bir isimdir. Yani, “birisini etiketledin, birine lakap taktın ya, sen Amentü Billahi dediğin halde böyle bir etiketleme yapıyor, nefsin şerrini kullanarak lakap takıyorsun, etiketleme yapıyorsun ya, farkında değilsin ama sen kendini imandan sonra “fusuk” etiketiyle etiketledin. İşte bu ne kadar kötü bir etikettir, farkında değil misin? Bu etiketten kurtul.” demektedir.
Lütfen dikkat edin: Bir insanın Allah’ın kullarına yaklaşma biçimi, Allah’ın o kula yaklaşma biçimini de belirler…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi