Edep; Ya Hu – 144

Edep; Ya Hu – 144

Bir kaç yazıdır vurgulamaya çalıştığımız “Billahi anlamda hürriyet” ve “duniHi anlamda hürriyet” aslında kader konusunun amelidir ve kader matriksinin gereği olarak yaşanabilir hayat normlarının cereyanı sırasında gerçekleşir. Genelde kader konusu anlatıldığı yerlerde tevhid diliyle anlatılıyorsa okuyanların konuyu tam anlamaları, idrak edebilmeleri zorlaşabilmektedir. Çünkü Tevhid diliyle anlatılan konulardan bir amel çıkarmak mümkün olmaz. Konuyu kesret diliyle yani kullar arası ilişkiler diliyle ele almak gerekir ki o konunun insan için ameli çıkabilsin. Kader konusunun ameli, kendi arasında iki ana bölüm halinde incelenir; kulun dahli olmayan ameller ve kulun dahli olan ameller. Kulun dahli olmayan ameller öyledir ki onlar kulu taşır. Bu yüzden, kulun dahli olmayan ameller açısından kadere teslim olmak, kader manasına yaslanmaktır. Kulun dahli olan amelleri ise kul taşır. Dolayısıyla bu amellerin gerçekleşebilmesi için kader matriksinde kul özgür kılınmıştır. Bu özgürlük için de kula “Muhtariyeti Tercih Gücü” yetkisi verilmiştir. Bu amellere kul bu yetkiyle dahil olabilir. Bu yetkinin sınırları vardır, yalnızca Hakk ve batıl arasında tercih noktasında çalışan bir özgürlüktür. Bu kadardır. Muhtariyeti tercih gücü yetkisi yalnızca Hakk ve batıl arasında tercih yaparken oluşan, o andaki tercihi yerine getirebilmek için verilen bir özgürlüktür. Burada da kadere teslim olmak vardır.
Kadere teslim olmanın iyi anlaşılması gerekir. Kulun dahli olmayan amellerde kadere teslim olmak kader manasına yaslanmaktır, kader manasıyla didişmemektir. Kulun dahli olan amellerde kadere teslim olmak ise verilen görevi Allah’ın rızasına uygun şekilde yapmaktır. Bu konunun iyi anlaşılması gerekir. Kulun özgür kılındığı, dâhil olduğu amellerde Hakk ve batıl arasındaki tercihte kadere teslim olması, kendisine verilen görevi Allah’ın rızasına uygun şekilde yapması demektir. İki türlü teslimiyet söyledik ki ikisi de çok önemli.
Kader konusunun ameli tam bir gerçek nefs terbiyesidir. En kısa, en kestirme, en gerçek, biricik yöntemdir. Kader konusunda işin esası şudur: Kadere iman edilirken tevhid diliyle açıklanmış manaya iman edilir ama kaderle ilgili amel yapılırken kaderin kullar arası ilişkiler diliyle açıklanması ve buna göre amel edilmesi gerekir.
Önemli nokta amelin aracıdır, hangi araç kullanılmaktadır yani kulun dahli olan amellerin icraat aracı nedir? Araç hürriyettir. Çünkü kul dahli olan amellere kendisine verilen Muhtariyeti Tercih Gücü (MTG) yetkisini kullanarak girmekte, bu yetkiyi kullanarak amelleri gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla araç hürriyettir. Araç hürriyet olunca bu hürriyetin iki tür kullanılması ortaya çıkıyor. Bu hürriyet ya Billahi anlamda kullanılabilir veya dunihi anlamda kullanılabilir. Esas mesele buradadır, insanların ahiretteki yaşantılarının konumlarının belirlenmesi bu konuya bağlıdır.
Billahi anlamda hürriyet nasıl gerçekleşir, duniHi anlamda hürriyet nasıl gerçekleşir? Billahi anlamda hürriyet, DuniHi algı ve zannlarına sırtını dönmüş olarak haniyf bir hayat tarzı oluşturmuş olmakla gerçekleşir. Veya böyle bir hayat tarzına aday olmak, bunun gayretine girmek gerekiyor. Bu söylediğimiz kişiler, duniHi algı ve zannlarına sırtını dönmüş, böylece haniyf bir hayat tarzı oluşturmuş kişiler Kur’an’da şöyle tarif edilir: “Aminu Billahi ve Amilus Salihati: Billahi anlamda iman edenler ve bu imana uygun olarak da davrananlar. Billahi manda imana uygun hayat tarzı oluşturmak çok önemli…
Hakk yolda Kazanılmış Değişim elde edebilmek için, Hakk yol için, Hakk yolu tercih için MTG yetkisini kullanmak gerekir ama nasıl? İstekli, arzulu ve ısrarlı olarak! Bu yetkinin böyle kullanılması gerekir. Eğer kul MTG yetkisini Hakk yolu tercih etmek için istekli, arzulu, ısrarlı kullandıysa işte şimdi kul hürriyet imkanını Billahi anlamda kullandı demektir. Bir başka deyişle bu kul, hayatını Billahi anlamda hürriyet ile yönetiyor demektir.
DuniHi anlamda hürriyet nasıl gerçekleşiyor, ona da bakalım: DuniHi algı ve zannlarına göre dizayn edilmiş bir hayat tarzı ile ve Kazanılmış Değişimin batıl alanda gerçekleşmesi ile! Böyle olunca da bu hayat tarzı içerisindeki kullar MTG yetkilerini batılı tercih için istekli, arzulu, ısrarlı kullanırlar. İstekli, arzulu, ısrarlı! MTG yetkisini batılı tercih için kullanan kul, hürriyet imkanını duniHi anlamda kullandı demektir. Bir başka deyişle hayatını duniHi anlamda hürriyet ile yönetiyor demektir. Bakın karşımıza iki farklı hayat tarzı çıktı: Billahi anlamda hürriyetle yönetilen hayat tarzı, duniHi anlamda hürriyetle yönetilen hayat tarzı. Bu hayat tarzlarını anlamaya gayret edelim. Bunları da çeşitli maddeler altında inceliyoruz. Kulların idraklarını kıyaslayarak, kimlik idraklarını daha doğrusu idraklarının kimliklerini, kimliklerinin ortaya çıkışını kıyaslayarak… O kimliğin bakış açısını, o kimliğin hayat tarzlarını kıyaslıyoruz.
İki kul tipi var: Bir kul MTG yetkisini Billahi idrakla kullanıyor, bir başka kul duniHi algıyla kullanıyor. Billahi idrak derken var olanı, yaşayan bir manayı söylüyoruz; duniHi algı dediğimiz ise bir zann… MTG yetkisini Billahi idrakla kullanan kul, MTG yetkisini, müstakilen var ve muhtar iddiasını reddetmiş, bu iddiaya sırtını dönmüş olarak kullanan kuldur. Ana mesele “müstakilen var ve muhtar” iddiadır. Kişi, ya bu iddiayı reddeder ya bu iddiaya sahip çıkar. Dolayısıyla talibin mutlaka öğrenmesi gereken budur: “Müstakilen varım ve muhtarım” iddiası nasıl reddedilir? Veya nasıl düşünür ve ne yaparsa bu iddiaya nasıl sahip çıkmış olur?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi