Mustafa Yılmaz DÜNDAR
Mustafa Yılmaz  DÜNDAR
yilmazdundar@kocatepegazetesi.com
Edep; Ya Hu – 143
  • 0
  • 75
  • 24 Eylül 2020 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

İnsanda oluşan ilahlık hissiyatının karşılığı olan bir kapasitenin, bir gücün, yani “ilahlık hissiyatı” için gerekli vasıfların bulunmayışı o kişilerde büyük dengesizlik ve depresyona sebep olur. Ancak ne yazık ki bu hal insanın normal hali sanıldığından, yani onun normal hali bu olduğu için insanlar bu hali fark etmeksizin yaşarlar. Onun hayatının normalidir bu durum! Onun normali bu olduğu için, onun rutini olmasına rağmen bu halin, bu dengesizliğin sonuçlarından, fark etmeden yaşadığı depresyonun sonuçlarından kişi kurtulamaz. Birkaç maddeyle bu sonuçları göreceğiz, ancak şunu söylemek istiyorum ki bir bu dengesizliğin ve bu depresyonun normal hayat zannedilen “işte hayat budur” dedikleri seviyeleri vardır. Kişiler işte bu seviyeler biraz yukarıya kıpırdarsa, biraz artarsa kendilerini hasta zannederler ve bunun tedavi edileceğini düşündükleri yerlere koşarlar. Gittikleri yerler ise onları yine bu yanlış hayat tarzının kuralları çerçevesinde tedavi etmeye çalıştıkları için tedavicilik oynar dururlar, hiçbir çözüm elde edemezler. O alanda çözülebilmiş hiçbir sorun, başarılabilmiş hiçbir mesele yoktur. Yalnız şunu ayırmak lazım: Beyin mekanizmasının, beyin makinesinin fiziksel ve kimyasal arızaları bunun dışındadır, o ayrı bir konudur.
İnsanların normal zannettikleri, “hayat” dedikleri bu dengesizliğin, bu depresyonun sonuçları nedir, o kulda neler olur, neler gözükür? Birkaç tanesini sıralayalım.
Böyle kullar;
kendilerini kibir sahibi zannederler, tatminsizdirler, şikâyetçidirler, hoşnutsuzdurlar.
Alıştıkları daimi bir stres sahibidirler. İnsanların hayatlarını merek eder, gözetler ve dedikodusunu yaparlar.
Kendi arzularına göre her konuda kıyaslama yaparlar.
Böyle kullar göz dikme kıskancıdırlar, haset sahibidirler, fesattırlar.
Kendi iç dünyalarında daima çaresiz ve zavallıdırlar.
Acelecidirler
Açgözlüdürler, cimridirler.
Sinirlidirler, öfkelidirler, hırçındırlar, kavgacıdırlar, geçimsizdirler.
Yalancıdırlar.
Haindirler,
Tecavüzcüdürler.
Hak yiyenlerdir; merhametsizdirler, zalimdirler.
İntikamcıdırlar, tuzakçıdırlar.
Saygısızdırlar, sevgisizdirler, nefret sahibidirler.
Başkalarını dinlemeyenlerdir, kendini beğenmişlerdir, kimseyi beğenmeyenlerdir.
Münafık hale uygunlardır, bozguncudurlar, ikiyüzlü karakterleri vardır, güvensizdirler.
Cemaat olamazlar, iflah olamazlar ancak cehennemlik olurlar.
İnananlar, “Amentü Billahi” diyenler ise “müstakilen varım ve muhtarım” iddiasını reddederek, bu iddiaya sırtını dönerek bu dengesizlikten, bu depresyondan kurtulurlar; haniyf olurlar; onunla da cennetlik olurlar inşaAllah.
“Müstakilen varım ve muhtarım” zannıyla yaşayan kullarda ilahlık hissiyatının karşılığı kapasite, güç ve gerekli vasıflar bulunmadığı için “duniHi bir ilahım” diyen böyle insanlardaki dengesizlik onları bir denge oluşturma gayretine sokar ve bu durum öyle insanlarda çeşitli hırslara yol açar. Müstakilen varım ve muhtarım iddiasının oluşturduğu hisleri tatmin edebilmek, doyurabilmek arzusuyla daha çok mal mülk, daha çok para, şan şöhret ve mevkiler peşinde koşarlar. Bu amaçla paralı, ünlü, şöhretli, mevkili dostlara yaslanma planları yaparlar. Bu tür insanların birçoğu olmayan bu kapasiteye destek oluştursun diye kendilerine uğur getireceğine inandığı şeyler edinirler, bazı şeyleri uğursuz ilan ederler veya fiziksel bir put edinirler. Bütün bunlar ilahlık hissiyatlarının karşılığı kapasiteyi güçlendirme arzusundandır. Bu derece çaresiz olarak böyle bir korkuyla yaşarlar. Böyle kullara Kur’an Şuara Sûresi 88 ve 89. ayetlerinde şöyle seslenmektedir. Elbette o kullara sesleniyor ama o kullar bu ayetleri alıp ders edecek değiller, öyleyse o kullara yapılan bu seslenme inananlar içindir, bu seslenişten inananlar yararlanır, bu öğütlerden kendileri için ameller çıkarırlar. Şuara Sûresi 88 ve 89. ayetlerde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “O gün mal da fayda vermez oğullar da… Ancak Allah’a Kalb-i Selim ile (müstakilen varım ve muhtarım iddiasından temizlenmiş bir kalp ile) gelmiş kimse müstesna.” Sebe Sûresi 37. ayette ise “sizi yaklaştırıp indimizde yakınlık sağlayacak olan ne mallarınız ne de evladınızdır. Ancak iman edip salih amel işleyenler müstesna. İşte onlar için karşılığı kat kat vardır. Onlar cennet odalarında güven içerisindedirler.” buyrulmaktadır.
Bilimsel çalışmalarda dahi insanlar böyle hedefler edinmeye başlamıştır. İlahlık hissiyatının karşılığı kapasiteyi yakalayabilmek için teknolojik gelişmelerden yararlanmak istemektedirler. Bu sebeple yapay zekâ çalışmalarını bu amaca yönelteceklerdir. Gelecek 40-50 yıl içerisinde muhtemelen görülecektir ki ilahlık hissiyatı insanlarca anlaşılabilecek, fark edilebilecek bir duygu haline gelecektir. Ancak insanlık bunu fark edince kurtulmaya çalışmayacak; tam tersine fark ettikleri bu ilahlık hissiyatı üzerinden savaşmaya başlayacaklardır. İlahlık hissiyatı üzerinden savaşmaya başlayınca, işte bu hissiyatın karşılığı kapasiteyi teknolojiyle desteklemek, doldurmak için güçler elde etmeye çalışacaklardır. Öyle bir yaşantı şekillenecek ki o zaman, mücadele edilen hedefler değişmiş olacak, yaşantının şekli bu hedeflere göre değişmiş olacak… İşte böylece aslında tam da deccalın arzuladığı ortam ve insanlar hazırlanmış olacaktır. Dolayısıyla, aslında bizim bu sayfalarda dinimizi paylaşırken ki anlatış tarzımız, sunuş yöntemimiz deccaliyet ve deccal tuzağına düşmekten de korunmayı amaçlamaktadır. Dikkat ederseniz insanoğlu bilimsel çalışmalarında insanları makineleştirmeye, makineleri de insanlaştırmaya çalışmaktadır. İnsanoğlu maalesef makinelere özgürlük vermeye, insanlara da esaret sunmaya çalışmaktadır. Anlaşılıyor ki insan Allah’ın yarattığını yok etmek, kendisi insan yaratmak peşindedir. Yarattığı insanın da tanrısı olmayı planlamaktadır. Elbette bu cümlelerde kullandığımız “yaratma” kelimeleri o olayın planlama çerçevesi içerisinde geçtiği için kullanılmıştır. Aksi halde, yaratmak Allah’a mahsustur: La ilahe İllallah!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM