DÜNYA KUPASINI ALSAK TÜM DERTLER BİTER Mİ?

DÜNYA KUPASINI ALSAK TÜM DERTLER BİTER Mİ?

Burcu Aydın 18 Mayıs 2016 Çarşamba 14:13:14
 

Bir Fenerbahçeli olarak Beşiktaş’a namı diğer Kara Kartala, “siyah beyaz bir aşk hikâyesine” gönül verenlerin şampiyonluğunu kutluyorum. Yeri geldiğinde söyledik, ifade ettik; Varlığımız birbirimize bağlı. Galatasaray olmadan, Beşiktaş ve Trabzonspor olmadan bir ligin tadı olmaz. Şampiyonluk, galibiyet kimsenin tapulu malı değil.
Ama “takılmak” adı altında ya da hazımsızlıkla sıkça gündeme gelen, sürdürülen olumsuz, nahoş ve kimi zaman çirkef tavırların kalp kırıp, nefreti tetiklemekten başka bir işe yaramadığını ne zaman öğreneceğiz? Bir kulübün, bir şarkıcının ve pek çok şeyin sempatizanı, hayranı, taraftarı olur. Bu kişiler her sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyden olabilecekleri gibi ahlak yoksunu, zayıf ahlaklı ya da çok örnek kişilerde olabilirler. Ama önce kulüp, şarkıcı hayranlık ve sempati beslenen her ne ise ona ve bu uğurda harcanan emeklere sonrasında kişileri sevmesek de tercihlerine saygı göstermeyi becerebildiğimizde bireyselleşme sürecimizi tamamlayacağımıza inanıyorum.
Şampiyon cim bom ya da sarı kanarya olsa ne değişirdi? Dünya kupasını alsak memleketin tüm dertleri bitecek mi? Elbette hayır. Dünya özellikle de Ortadoğu coğrafyası yanıyor. İnsanlar canlarından, namuslarından oluyor. Her an bir hayatın söndüğü ya da karardığı bir gezegende olduğumuzu bir an bile unutmamak lazım.
14 Mayıs Cumartesi günü kara toprağa memleketin çeşitli yerlerinde bir tanesi de Afyonkarahisar’ın Bayat ilçesi olmak üzere 8 şehit verildi. Kefenleri kurumadan akşam ezanı sonrası havai fişek gösterileri, düğün dernek organizasyonları yapıldı. Ölen, doğan, evlenen, boşanan hayat döngüsünde ki sirkülasyon devam ediyor. Ediyor da bu süre gelişin insani, ahlaki ve edep sınırlarında olması gerekmiyor mu? Her Allah’ın günü vatan savunması uğruna kara toprağa düşen aslan parçalarının manevi hatıraları, geride bıraktıkları ve acıları mezara kadara dinmeyecek olan ailelerinin hiç mi hatırları yok? Ha bir de klişesi var bunun; Acı düştüğü yeri yakıyormuş. İyi de mübarekler o ateşin sizin ocağınıza düşmeyeceğinin bir garantisi var mı?
Kaldı ki üzülüp, sıkıştığımızda, başımız dara düştüğünde sıkça hatırladığımız Rabbimizin razı olduğu ameller midir taşkınlık, maksadı aşan kutlamalar. Neşelenmeyin, eğlenmeyin diyemez kimse kimseye. Ölçü, edep, sınır meselesi var. Evet hanımlar, beyler. Sıraladığımız bu kelimeler anahtar kelimeler.
Kutlama, düğün, nişan, eğlence vb. organizasyonları vatan olmadan can, sağlık, namus olmadan yapabilmek mümkün müdür? Şehadetin, milli refleksin idraki için başımıza ne gelmesi gerekiyor? Kıymetli Beşiktaşlılar; Eleştirim sözüm şahsınıza ve elbette kulübünüze değil. Hangi kulüp olursa olsun kim ne niyetle olursa olsun güneydoğu da verilen vatan mücadelesi, Müslüman bir millet olarak Gazze ve Kudüs’te, Suriye’de yaşananları görmezden gelemeyiz. Sıra bize gelmeden insana, Müslümana yakışır tutum içerisinde günlük hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Şampiyonluk kutlama ve sevincinden, düğüne, nişana, sünnete kadar eğlence ve her türlü zevklenmeleri gözden geçirmemiz gerekiyor.
Şampiyonluk kutlaması için caddelere dökülenler, düğünlerde, çeşitli türde ki kutlamalarda orjinalite arayanlar, hatta bu uğurda küçük erkek çocukların birbiri ile yaptığı üzere idrar yarıştıranlar; El insaf! Satırlarıma burada son verirken soruyorum; Kutlu olsun, Allah devamını göstersin de dünya kupasını alsak tüm dertler biter mi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi