DÜNE AİT BİR KAÇ HATIRA

DÜNE AİT BİR KAÇ HATIRA

Ramazan Balkan 20 Ekim 2014 Pazartesi 03:00:00
  “Hicaz Çöllerinde Bir Avuç Türk’ün Kahramanlığı” adını taşıyan Kayserili İhtiyat Zabiti (Yedek Subay) Mehmet Efendi’nin (ORAL) 1923’de basılan hatıralarını okuyorum. Mekke-Medine demiryolu hattını muhafaza etmeye çalışan kuvvetlerimizde askerlik yapan gazimizin anıları ibretlerle dolu. Dinamitlenen raylar, devrilen vagonlar, askerlerimizin feryatları, istasyonlarda baskına uğrayan karakollar, kurşunlanan ve kılıçtan geçirilen Anadolu evlatları. Okurken yüreğiniz burkuluyor.
19. yüzyılda Anadolu’yu gezen Elise RECLUS adında bir gezgin gördüklerini; “Padişah, imparatorluk halkları arasındaki dengeyi kendi ırkı aleyhine değiştirmek istiyormuşçasına askerlik yükünü hep Türklere yüklemektedir… İzmir demiryolu hattının girebildiği Batı Anadolu bölgelerinde askere götürülenler kalabalık gruplar halinde trenle nakledilirler. Tren, hıçkırıklar ve gözyaşları arasında hareket ettiği zaman bu mahzun insanlar evlatlarının gittikçe uzaklaşan yüzlerini son bir defa görebilmek için trenle birlikte koşar dururlar” cümleleriyle anlatır. Anadolu’yu aynı yüzyılda dolaşan Fransız gezgin Williams BERARD’ın hatıralarında; “Yerinden yurdundan koparılıp Arabistan’da ve Afrika’da kışlalara yerleştirilen bu yoksul insanlar, parasız, pulsuz, elbisesiz, postalsız ve aç bırakılmaktadır. Hummanın, sıtmanın, yiyip tükettiği, aç, üstü-başı lime lime zavallı askerler” satırları bulunur.
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Makedonya’da bulunan Sir Charles ELİOT; “Türk-Yunan harbi sıralarıydı. Anadolu’dan gelen bir tabur asker hükümet konağının etrafında Teselya üzerine yürümek için emir bekliyorlardı. Levazım bozulduğu için bu askerler, aç, susuz, yağmurdan sırılsıklam olmuş bir halde yirmidört saatten beri bekliyorlardı; üniformaları paçavraya dönmüş, pabuçlarının altı delinmişti ama ağızlarından tek şikayet çıkmıyordu. Yalnız savaşta ölmeyi değil, sanki orada, o yağmur altında can vermeye hazırdılar” diyerek Anadolu insanının çektiği ızdırabı anlatır.
Balkan savaşlarında The Daily Telegraph gazetesinin savaş muhabiri olarak İstanbul’a gelen E. Ashmead BARTLETT’in hatıralarında; “Doğu Anadolu’daki Kürtler, Yemen’deki Araplar, Adriyatik’teki Arnavutlar zaman zaman isyan çıkartan azınlıklardandı. Bu gözüpek savaşçıların isyanını bastırmak için bu mülayim Anadolu köylülerinin çocukları askere alınıyor ve harplerde harcanıyorlardı. Çoğu zaman ihmal ve açlık yüzünden, ülkenin sınır vilayetlerinde telef olup gidiyorlardı. Milletin en değerli evlatları Anadolu’nun bağrından koparılıyorlar, Yemen’in kızgın kumlarında veya Arnavutluk ve Kafkas dağlarında yok olup gidiyorlardı” satırları bulunur.
Bu satırlar, Türk milletinin uzak diyarlarda nasıl harcandığının gösterilmesi açısından birer ibret levhasıdır. Tarihsel bir eşikte bulunduğumuz şu günlerde düne ait birkaç hatırayı okuyucularımızla paylaşmak istedim. Merhum M. Akif; “tarih tekerrürdür hiç ibret alınsa tekerrür eder miydi” demiştir. Milletimizin yeni acılar yaşamaması temennisiyle.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi