DÜNDEN BUGÜNE AFYONKARAHİSAR’DA SİNEMALAR -3

DÜNDEN BUGÜNE AFYONKARAHİSAR’DA SİNEMALAR -3

ŞAFAK SİNEMASI

Afyonkarahisar’da sinema ile uğraşan en eski ailelerden biri Oruçoğlu ailesidir.
1930’lu yıllarda şimdiki Hükümet Konağı’nın yerinde bulunan Şehir Gazinosu’nu yaparak şehrin sosyal hayatına katkıda bulunan Oruçoğlu ailesi sonraki yıllarda burayı bırakarak İstasyon Caddesi’nde şimdiki Oruçoğlu Çarşısı’nın bulunduğu yerde kıraathane ve otel çalıştırmaya başlarlar.
Şafak Kıraathane ve Oteli ismindeki bu yerin arka kısmında 1945- 1946 yıllarında yazlık sinema açmalarına rağmen buradan zarar ederler ve 1949 yılında Şafak Sinemasını kapalı bir salona dönüştürürler. (1) İlerleyen yıllarda sinemanın sorumluluğunu alacak olan Yılmaz Oruç o günlerde babasına yardımcı olan genç bir çocuktur.
950 kişilik kapasitesi ile dönemin en büyük sineması olan Şafak özellikle 1960’lı yılların başında hizmete giren Atlas Sineması ile kıyasıya bir rekabete girerek Afyonkarahisar’lılara hem vizyon filmleri sunarak hem de dönemin en ünlü sanatçılarını getirterek adeta birer müzik ziyafeti çeker. Öyle ki Atlas Sineması’nda o günlerin yıldızlarından Sevim Tanürek sahne alırken, ertesi gün Şafak sinemasında Halk Müziği sanatçısı Muzaffer Akgün çıkar. (2) Bir başka yıl Nesrin Sipahi ve Müzeyyen Senar aynı günlerde sahneye çıkar. Kenan Pars 1962’de çektiği ve başrol oynadığı “Oğlum” isimli filminin galasını Şafak Sineması’nda yapar.
Şafak Sineması ile mesleğe atılan Yılmaz Oruç 1962 yılında Emekli Sandığınca yaptırılan ve birkaç yıl yine aynı kurumca işletildikten sonra işhanı ve Otelle birlikte Afyonkarahisar Belediyesi’ne satılan Emek Sineması’nın işletmesini de üzerine alır. 1960’lı yılların sonlarında film şirketlerine karşı güçlü olabilmek amacıyla Atlas Sineması’nın sahipleri olan Sağlam Ailesi ile ortaklığa gider.
1970’li yılların ortalarında el değiştiren Atlas sinemasını yeni sahiplerinden kiralayarak ‘’Hisar‘’ adı ile tekrar işletmeye açan Yılmaz Oruç, tv’nin gittikçe artan etkisi ve sinemanın içinde bulunduğu darboğaz nedeniyle gittikçe azalan sinema seyircisi nedeniyle işletmekte olduğu sinemaları 1980 yılında kapatır.
Şafak sineması da aynı yıl yıkılarak yerine Oruçoğlu Çarşısı inşa edilir.

A T L A S S İ N E M A S I

Günümüzde Çakmak Marble Oteli’nin bulunduğu yerde 1940’lı ve 1950’li yıllarda yazlık sinema çalıştıran Hacı Recepler namı ile bilinen Sağlamlar ailesinden İhsan ve Mustafa Sağlam tarafından 1959-1960 yılında yaptırılan Atlas Sineması’nı ilimizde ki sinemalar içinde ayrı bir yere koymak gerekir.
Sinemanın yaptırılacağı yer Osmanlı döneminde Kadınana Mezarlığı içinde kalan bir alandır. Cumhuriyetin ilk yıllarında mezarlık kaldırılır ve ortaya çıkan arsalar Evkaf ( Vakıflar ) Müdürlüğü tarafından satılır. Burayı Vakıflar’dan satın alan Hacı Recep Sağlam bir otel yaptırır ve adını da Ankara Oteli koyar. Bu otel daha sonra arazisine sinema yapmak amacıyla yıkılmıştır.
İnşaat kazısı başladığında hafriyattan bol bol iskelet çıkar. Çıkan kemikler kefenlenerek Asri Mezarlıktaki Garipler kısmına defnedilir.
Sağlam kardeşler yaptıracakları sinema için o günlerde yapımı yeni tamamlanan İstanbul Nişantaşı’nda ki Konak Sinemasını beğenirler. Konak sineması o günlerin en ileri tekniğiyle yapılmış ve dekore edilmiş bir sinema olup 1000 kişiliktir. Atlas Sineması’nın projesini çizdirmek için dönemin ünlü mimarlarından Ercüment Tarcan’la anlaşılır. Tarcan aynı zamanda İstanbul’da da pek çok sinema projesinde çalışmış bir kişidir.
Atlas Sineması’nın yapımında hiçbir masraftan kaçınılmaz. Öyle ki mimar sık sık uçakla Afyonkarahisar’a gelip işi kontrol eder. Fuaye kısmı gayet ihtişamlı olan salonda açılışından birgün önce büyük bir yangın çıkartılır ve açılış birkaç ay ertelenir.
1100 kişilik kapasitesiyle en büyük seyirci kapasitesine sahip olan Atlas Sineması geniş sahne ve perdesi, koltukları, özel localı balkonu ile ilimizin en lüks sinemasıdır.
Genellikle büyük sinema şirketleriyle çalışan Atlas Sineması’nda sık sık filmlerin galası yapılır, ünlü ses sanatçıları sahneye çıkar.
Dönemin gazetelerinde Ayhan Işık ve Belgin Doruk’un birlikte çevirdikleri bir filmin galasına katılmak üzere Atlas Sineması’na gelecekleri duyurulur.(3)
Filmlerinde kullandığı “Yeşşe” deyi-miyle gündeme oturan Öztürk Serengil’in 24/05/1965 tarihinde sinemada verdiği konserde kavgalar çıkar.
1970’li yıllarda el değiştirerek “ Hisar Sineması” adını alan ve Yılmaz Oruç’un işlettiği sinema da öğrenci olaylarının yoğunlaştığı günlerde 24 Ağustos 1978 tarihinde bekçinin dikkati bir faciayı önler.
Gece bekçisi 3 kişinin sinemayı ateşe verip kaçtıklarını fark eder. Yangın söndürülmesinden sonra salonda yapılan aramada patlamaya hazır dinamit ve kapsüller bulunur.(4)
Bu olaydan sadece birkaç ay sonra Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların da sinemaya atılan bir bomba ile başladığı düşünüldüğünde bu tür eylemlerin nelere yol açtığı görülebilir.
1974 yılından itibaren şehrimizde seyredilmeye başlanan TV yayınlarının daha fazla kişiye ulaşmaya başlamasıyla seyircisi günden güne azalan sinema salonları seyircinin ilgisini çekmek için çareyi cinsellik dozu gittikçe artan filmlere yönelmekte bulurlar.Türk Sineması’da o yıllarda bu batağa saplanmıştır.
1980 yılından sonra tekrar el değiştiren ve “Hülya Sineması” adını alan eski Atlas Sineması’da perdesini bu filmlere açmaktan kurtulamaz.
80’li yıllarda artık sinemanın seyirci profili de değişmiştir. Ailelerin yerini öğrenci, asker, eli boş insan tipleri almış özellikle hafta içi “3 film birden” hafta sonları “5 film birden” seansları o dönem oldukça revaç bulmuştur. Arabesk, komedi, cinsellik ağırlıklı filmlerin afişleri yıllar yılı sinemanın ilan tahtalarında başköşelerde yer bulur. Öyle ki halka rahatsızlık veren bu müstehcen sinema afişleri pek çok kez Afyonkarahisar Valisine, Belediye Başkanı’na ve hatta Garnizon Komutanı’na şikayet edilir. Her seferinde bunlarla mücadele edilmesi kararlaştırılsa da 90’lı yıllara kadar sinema salonlarında bu tür filmlere rastlamak mümkündür.. (5)
Afyonkarahisar gibi Şehirde ki bir diğer sinema salonu olan Emek Sineması’nın 1986 yılında kapanarak Belediye Tüketim Kooperatifi’ne dönüştürülmesinden sonra 1992’ yılına kadar geçen 6 yıllık sürede şehrin tek sinema salonu olan bina haliyle sık sık tiyatro ve konserlere de ev sahipliği yapar.1989 yılında hemşehrimiz yönetmen Yücel Çakmaklı’nın çektiği Minyeli Abdullah isimli filmin bu salonda tıklım tıklım bir kalabalık seyirciye göste-rildiği tatlı bir anı olarak hatırımızdadır.
1992 yılı sonunda kapatılan sinema 1993 yılı içerisinde yıkılarak yerine mülk sahibi Özerler ailesi tarafından Grand Özer adlı otel inşa edildi.
1962-1992 arası 30 yıl değişik adlarla (Atlas, Hisar, Hülya ) sinema salonu olarak hizmet veren yerde bugün ise Çakmak Marble Oteli yükseliyor.
DİPNOTLAR
1- Yılmaz Oruç ile 15/02/2011 tarihinde yapılan görüşme
2- ‘’ Tanürek Atlas Sinemasında,Muzaffer Akgün Şafak Sineması’nda‘’ Gençliğin Sesi Gazetesi 12 Ekim 1962
3- ‘’ Ayhan Işık ve Belgin Doruk Şehrimize geliyor ‘’ Gençliğin Sesi Gazetesi 30 Eylül 1962
4- ‘’ Hisar Sineması’nda yangın ‘’ Milliyet Gazetesi 25 Ağustos 1978
5- Kocatepe Gazetesi 22 Ekim 1977

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi