DOĞUM KONTROLÜ VE İSLAMİYET (I)

DOĞUM KONTROLÜ VE İSLAMİYET (I)

Muharrem Günay 12 Ekim 2010 Salı 03:00:00
  Terim anlamıyla doğum kontrolü, eşlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmak amacıyla bir takım gebeliği önleyici yöntemlere başvurması demektir.
Gebeliği önlemenin eski ve yeni birçok yöntemi vardır. Önemli olan bu yöntemlerin hem sağlık hem de dini açıdan uygun olmasıdır. Azil yani erkeğin ilişki esnasında spermini dışarı boşaltması çok eskilerden beri bilinen ve uygulanan yöntemdir. Hz. Peygamberimizin azli yani dışarıya boşalmayı yasaklamamış olması ( bak. Buhari,” Nikah “, 96;Müslim, “ Nikah”,125-138) nedeniyle İslam alimlerinin çoğu azli caiz görmüş ve eşlerin karşılıklı olarak rızasına bırakmıştır. Bu durum İslam’da doğum kontrolünün caiz olduğunun delili sayılabilir.
Eşlerin azil veya bir başka yöntemle doğum kontrolü yapması onların iç meselesi olmakla beraber, örnek olarak, ailenin çocuk sayısı yüzünden sıkıntıya düşmesi, anne sağlığının bozulması, çocukların gerekli şekilde yetiştirilememesi, annenin çalışması doğum kontrolünün gerekçeleri arasında sayılmıştır. Bu konuda Sünni hukukçuları ile Şii hukukçuları arasında da her hangi bir görüş farkı yoktur. Bu işte esas olan eşlerin karşılıklı rızası olmasıdır. Eşlerden birisi doğum kontrolüne razı olmazsa yapılması dinen uygun değildir.
Dışarıya boşalma dışında, ilaç alma, pezarvatif kullanma, vajinaya gebeliği önleyici bir araç kullanma gibi yöntemler de kullanılabilir. Ancak kadın ve erkeğin kısırlaştırılması İslama uygun değildir. Çünkü böyle bir durum insanın yaratılış fıtratını değiştirmek olur bu da dinimize göre haramdır. Ancak kısırlaştırma yöntemi tıbbi ve hayati bir zorunluluk gerektiriyorsa uygulanması caizdir-uygundur.
Ancak gebeliği önleme yöntemleri ile gerçekleşmiş olan gebeliğe son verme birbirinden tamamen farklı iş ve yöntemlerdir. Birincisine dinde izin varken, ikincisi yani gerçekleşmiş olan gebeliği sonlandırmak bir başka deyişle çocuk aldırmak kesinlikle haram olup ayrıca cezai müeyyide-yaptırım gerektirir.
Kur’an’da çocuk aldırma ile ilgili olarak kesin bir hüküm bulunmaz. Ancak ayet ve hadislerde yer alan genel kurallara ve özel hükümlere göre anne karnındaki ceninin meşru sayılan haklı bir gerekçe olmadan annenin sağlık durumu- hayati tehlikenin bulunması gibi bir durum olmadan düşürülmesine dinimiz izin vermez. Ayrıca sağlık açısından doğacak bir zaruretin uzman bir doktor tarafından tespit edilmesi lazımdır. Kur’an-ı Kerim’de En’am suresi 151 ve İsra suresi 31. ayetlerde :” Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin “ denilmektedir. ( Hanefi mezhebine göre bu işin cezası tövbe ve istiğfardan sonra 212.5 gr. Altın veya 1487.5 gr. Gümüş bedelini yoksullara dağıtmaktır. “ Ebu Davut, “ Dıyat “,19; Tirmizi, “ Dıyat “,15 ) İslam alimlerinin çoğunluğu hangi safhada olursa olsun çocuk düşürmeyi uygun gör-mezler.( İlmihal 2/139, Türk Diyanet Vakfı Yayını )
İşin özetini söyleyecek olursak, İslam’da hamileliği önleyici tedbirler yukarıda sayılan kurallar çerçevesinde var olup; oluşmuş gebeliği sona erdirmek-çocuk aldırmak yoktur.
Batılı Ülkelerde Nüfus Planlaması
Batıda başlayan ve yaklaşık olarak iki yüz yıldır uygulanan doğum kotrrolü ve nüfus planlaması, batıda nüfus artışını yavaşlatmış nerede ise durdurmuştur. Bilim ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin kalkınmanın ve ekonominin temeli insan unsurudur. Batılılar bu durumu bildiklerinden ve doğum kontrolünün giderek tehlikeli bir boyut kazanıp, nüfuslarının hızla erimesine ve çok yaşlı bir topluma dönüşmelerinden dolayı doğum kontrolünden vazgeçmişler hatta, doğum yapanlara çeşitli maddi ve manevi desteklerle nufus artışını ve çocuk doğurmayı teşvik etmektedirler. Bunun yanı sıra aynı Batılı ülkeler az gelişmiş ülkelerde ve özellikle İslam ülkelerinde doğum kontrolünü ve nufus planlamasını teşvik etmektedirler. Müslümanların bu konuda dikkatli olması bu işi çok dengeli bir şekilde yapması Batılıların düştüğü duruma düşmemek açısından önemlidir.
Tüp Bebek-Sun’i Döllenme
Sevgili Peygamberimiz: “ Çoğalınız, ben kıyamet günü ümmetimin çokluğu ile övünürüm “ demiştir. Bu bakımdan çocuk doğurmak dinimizce teşvik edilmiş, Peygamberimiz: “ Çocuk doğuran çirkin bir kadın, doğurmayan güzel bir kadından daha hayırlıdır” buyurmuştur. Ayrıca çocuk sahibi olmak her çiftin isteği arzusu ve hayalidir. Fakat bu istek ve hayal bazı sağlık durumları yüzünden gerçekleşememektedir. Çocuk doğurmanın gerçekleşmediği durumlarda başta tedavi olmak üzere dinimiz bazı yöntemlerin kullanılmasına izin vermiştir.
Dinimize göre bütün nimetler gibi çocuk da Allah’in bizlere verdiği en güzel bir nimettir. Nitekim Yüce Rabb’imiz şöyle buyurmaktadır: “ Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O; ne dilerse, onu yaratır. Kimi dilerse ona kızlar bağışlar, kimi dilerse ona erkekler lutfeder. Yahut erkekler, dişiler olmak üzere çift verir. Kimi de di-lerse onu kısır bırakır. Şüphesiz O hakkıyla bilendir, her şeye kadirdir.” ( Şuara suresi/49-50 )
Allah Teâla her şeyi bir sebebe bağlamıştır. İlim adamları tarafından Tabiat Kannu da denilen bu sebepleri araştırıp keşfetmek ve meşru bir arzuya kavuşmak için uygun sebeplere sarılmak kader inancı ile çatışmadığı gibi ayrıca dinimizce teşvik edilmiştir. ( okuyun- düşünün-tefekkür edin-ilim öğrenin –araştırın gibi ) B u bakımdan bir takım nedenler yüzünden çocuk sahibi olamayan eşlerin tedavi olmaları ve tedavi sonucu çocuk sahibi olmaları dinimizinde tavsiye ettiği bir durumdur.
Çocuk sahibi olamayan çiftlerin çocuk sahibi olmak için kullandıkları yöntemlerden birisi de “ Tüp Bebek “ yöntemidir. Tüp Bebek yöntemi; bir nevi sun’i döllenme olup, erkeğin sperminin alınıp, uygun laboratuar ortamında kadının yumurtası ile döllendirilmesi, sonra da kadının rahmine konularak hamileliğe ve doğuma imkan sağlamaktır. Fakat bu işin de bir takım kural ve esasları vardır. Bu durum özellikle Batı’da toplumun ahlaki ve dini kuraları ile çelişen durumlar yaratmıştır.
İslam’a göre ancak:
Evli-nikahlı olan bir eşin spermi ve yumurtası dış ortamda döllendirilir ve aynı kadının rahmine yerleştirilir. Döllenen bu yumurtanın erkeğin ikinci bir karısının rahmine koyulması dahi dince uygun değildir.
Birbirleriyle evli olmayan fertlerin bu işi yapmaları dinen yasaktır. Yine tıp dilinde “ Taşıyıcı Annelik “ olarak bilinen ve özellikle Batı’da yaygın olan başkası tarafından döllenmiş yumurtaların taşınması da haramdır.
Döllenmenin ve hamileliğin üç unsuru olan, sperm, yumurta ve rahmin üçü de birbiriyle evli çiftlerde olursa bu yöntemle hamile kalmak ve çocuk sahibi olmak dini açıdan uygundur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi