'Depremler, Yeraltı Suları, Volkanlar Kardeştir'

AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkan Yardımcısı Fiziki Coğrafya Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İklim Bilimci Okan Bozyurt, depremlerin, yer altı sularının ve volkanların kardeş olduklarını söyledi.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkan Yardımcısı Fiziki Coğrafya Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi İklim Bilimci Okan Bozyurt, www.kocatepegazetesi.com’un sorularını yanıtladı. 

'Depremler, Yeraltı Suları, Volkanlar Kardeştir'
“COĞRAFİ ŞUUR DİL VE TARİH ŞUURU KADAR GEREKLİDİR”

Kocatepe: Bir coğrafyacı olarak coğrafi hassasiyetinizi biliyoruz. Hep tarih şuurundan söz ederiz ama aslında bir coğrafi şuura da sahip olma gerekliliğini atlıyoruz ya da önemsemiyoruz. Bir coğrafyacı olarak bu konuda neler söylersiniz? 

Okan Bozyurt: Coğrafya tarih kadar çok önemlidir. Çünkü tarih coğrafyanın üzerinde şekillenir. Coğrafya kaderdir ve ifade ettiğim üzere coğrafyanın üzerinde şekillenir. Hepimiz bir mekânın üzerinde yaşıyoruz. Bu mekânda yaşadığımız çevredir, yani coğrafyadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Atatürk'e baktığımız zaman sadece tarihi önemsememiş, aynı zamanda dili de coğrafyayı da önemsemiştir. Türk Dil Kurumunu kurmuş, Türk Tarih Kurumunu kurmuş ve hatta Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini kurmuştur. Coğrafya pek tabi çok önemlidir.

“TÜM DÜNYANIN GÖZÜ TÜRKİYE’NİN ÜZERİNDE”

Kocatepe: Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyayı bir akademisyen olarak nasıl yorumluyorsunuz?

Okan Bozyurt: Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya çok önemli. Türkiye olarak özellikle jeopolitik açıdan çok önemli bir yerdeyiz. Şu anda deyim yerindeyse tüm dünyanın bütün gözü bizim üzerimizde. Çünkü kıtaların geçiş noktası üzerindeyiz. Önemli yeraltı kaynaklarına yakınlığımız var. Boğazlar bizim elimizde. 

Üç tarafımız denizlerle çevrili. Güneyimizde hemen stratejik bir Kıbrıs var. Batımız da adalar var. Yani her yönden önemli noktadayız. Kafkasya hemen yanı başımızdadır. Balkanlar ve Ortadoğu hemen yanı başımızda. Dolayısıyla bu da bizim ülke olarak önemimizi her geçen gün daha da artırıyor. Türkiye gerçek anlamda coğrafya ve jeopolitik kavramlarına ve siyasal coğrafya kavramına önem vermeli diye düşünüyorum. 

“SİYASİ COĞRAFYANIN ÖNEMİ TÜRKİYE’NİN STRATEJİ İLE İLGİLİ” 

Kocatepe: Siyasal coğrafya kavramını biraz açar mısınız? Siyasal coğrafyadan kastınız nedir? Siyasal coğrafya niye önemsenmelidir?

Okan Bozyurt: Siyasal coğrafya kavramını Türkiye'nin coğrafi jeopolotik stratejik durumundan kaynaklanan bir durum olarak özetleyebiliriz. Mesela Yunanlılar bizi zaman zaman taciz etmeye çalışıyorlar değil mi? Ege sularını 12 mile çıkarmak ya da Kıbrıs'ı ilhak etmeye çalışıyorlar. Hava sahasında da bu durum yaşanıyor. İşte bu ve bunun gibi nedenlerle siyasi coğrafya bizim önemli konularımızdan birini oluşturuyor. 

Biz çok önemli stratejik ve önemli siyasal bir tavır takınırsak, o zaman bu sorunların üstesinden geliriz. İşte tamda bu yüzden coğrafya önemli olduğu için siyasal coğrafya önemlidir diyorum. Mesela biz örneğin Kenya'da olsaydık veya Orta Asya'da bir yerde olsaydık o zaman siyasal coğrafya kavramından pek bahsedemezdik. Çünkü stratejik bir konumda olmayacaktık. Ama stratejik bir konumda olmamız, yeraltı kaynakları, zenginliği ve üç tarafımızın denizlerle çevrildiği her şeyden önce boğazların elimizde olmasıyla, işte o yüzden siyasal coğrafya son derece önemlidir diyorum.

'Depremler, Yeraltı Suları, Volkanlar Kardeştir'

“İKLİM VOLKANİK PATMALAYI ETKİLEYEMEZ”

Kocatepe: Türkiye’de malum olduğu üzere 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından depremle ilgili ezberler bozuldu. Deprem haritaları güncellendi. Coğrafya kader dedik, peki bir coğrafyacı olarak bu kadersel düzlemde ki jeolojik hareketler, deprem gerçeğine yönelik Afyonkarahisar ve jeotermal bölge için siz neler düşünüyorsunuz?

Okan Bozyurt: Afyonkarahisar’ın bazı yerleri birinci bazı yerleri ikinci derece de deprem alanıdır. Öncelikle bozulan ekolojik dengenin depremleri tetiklediği gibi bir bilimsel veri yok. O nedenle bu konu bir şehir efsanesine döndü. Özellikle küresel ısınmanın depremleri tetiklediği ileri sürüldü. Bir kere hava olaylarının yani yerin üstündeki olayların depremle hiçbir alakası yoktur. Çünkü deprem bir iç dinamik jeolojik bir olaydır. Ama onun üstündeki olaylar klimatolojik ve çevre ile ilgili olan olayları kapsar. Yani coğrafi bir olaydır. Dolayısıyla bunlarla bir bağlantı kurulamaz. Ama şöyle bir şey var. 

Mesela magmatik aktiviteler, yer kabuğundaki hareketler, plaka tektoniği gibi kavramlar zaten depremleri doğrudan ilgilendiriyor. Bizim her zaman şöyle bir söylemimiz vardır. Jeolojide ve jeomorfolojide şunu deriz. Bu önemli bir tabirdir. Depremler, yeraltı suları ve özellikle volkanlar kardeştir. Çünkü hepsi iç dinamiklerle iç kuvvetlerle bağlantılı. Ama sizin sözünü ettiğiniz şeyler dış kuvvetlerdir. Yani dış kuvvetlerle iç kuvvetler arasında bir bağlantı şu anda yok. Ama şu var; Şiddetli volkanik aktiviteler bazen iklimi değiştirebiliyor. Bunlar volkanik aktivitelerdir. Ama iklim volkanı etkileyemez. Yani bir volkanik patlamayı ya da bir jeolojik sismik bir hareketliliğe sebep olamaz. Bu hep böyle olmuştur. 
“ASTRONOMİK BAZI OLAYLAR YER KABUĞUNDA ETKİLİ OLABİLİR”

Kocatepe: Astronomik olaylar arasında güneş ve ay tutulmalarının bazı doğa olaylarını tetikleyeceği yorumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Okan Bozyurt: Astronomik olarak güneş ve ay tutulmaları vardır. Bu konuda bir takım çalışmalar var. Bu tarz olayların yer kabuğunu hareketlendireceği konusunda bazı teoriler var. Çünkü güneş tutulmasında güneş ve ay aynı hizaya geliyor ve dünyanın karşısında oluyor. Dünya üzerindeki çekme kuvvetini artırıyorlar. Bunu şuradan düşünebiliriz aslında. Mesela dolunay olduğu zaman da biliyorsunuz ya da kavuşum olduğu zaman dünya da med-cezir yani gel-git oluyor. Demek ay bunu yapabildiğine göre o zaman güneş tutulmasında da buna benzer şeyler neden olmasın? Dolayısıyla astronomik bazı olaylar yer kabuğu üzerinde etkili olabilir diye düşünüyorum. 

'Depremler, Yeraltı Suları, Volkanlar Kardeştir'

“DEPREMSELLİKTE AFYON’UN DOĞUSU RAHAT”

Kocatepe: Afyonkarahisar'ın depremsellik gerçeğiyle ilgili bir tespit ya da değerlendirmeniz olur mu? 

Okan Bozyurt: 3 Şubat 2002 tarihinde Sultandağı hattında meydana gelen Afyonkarahisar'da büyük bir deprem yaşamıştık. O zaman ben buradaydım. Birebir hissettim ve çok dehşet içinde kalkmıştık.  Büyük bir gürültüyle gelen deprem 6,5 büyüklüğündeydi. Ondan önce de 2000 yılında 5,8 büyüklüğünde Bolvadin İlçesinde de bir deprem olmuştu. Bu iki deprem Afyon'un doğu kesimini rahatlattı.

Ama Afyon'un batı kesimi sıkıntılıdır. Özellikle Sandıklı tarafı ve Ömer-Gecek fayı var. Buralarda enerji birikimi var. Afyon'un kuzeyinde ve batısında, güney batısında birazcık sıkıntılar var. Ama Afyon’un doğusu rahatladı diyebilirim. Şu anda biz artık Sultandağı ve Bolvadin İlçelerimizde bir hareketlenme beklemiyoruz. Geçtiğimiz yılın Temmuz ve Ekim aylarında da il merkezimizde depremler oldu. Bunlar yıkıma neden olabilecek faylar değillerdi. Ancak bize yakın olan Ömer-Gecek gibi büyük bir fay var. Sıkıntı yaratabilir. Komşu illerde Burdur ve Isparta’da hareketlenmeler var. Olası bir depremde bize sıkıntısı ulaşır. Komşu il Kütahya’nın Gedizli bölgesinde yıllar önce 7 şiddetinde bir deprem olmuştu. Burada bir enerji birikimi var.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme