CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ

16 Nisan 2018 Anayasa değişikliği ile anayasada sistemsel düzeyde değişiklik yapıldı. Elbette en önemli değişikliklerden birisi Bakanlar Kurulu’nun kaldırılarak yürütme yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanına geçmesidir. Bu güçlü yetkinin yanında eski sistemde yer alan Kanun Hükmünde Kararnamelere benzer güçlü bir yetki daha eklendi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarma yetkisi. CB kararnamesi, yürütmeye ilişkin konularda anayasada çizilen sınırlar dâhilinde doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılabilen kararnamedir.
Değişiklik sonrası Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasında (“fıkra”) “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca Cumhurbaşkanı yürütmeye ilişkin konularda kararname çıkartabilecektir. Anayasa değişikliği ile Bakanlar Kurulu kaldırıldığından Cumhurbaşkanı’nın çok geniş bir alanda kararname çıkarma vardır. Bununla beraber kararname yetkisi konu bakımından sınırsız değildir.
Kararname yetkisini içeren fıkrada kararnamelerin konu bakımından sınırları belirlenmiştir. Sınırlamaları temel olarak Anayasal ve kanuni yönden konu sınırlaması olarak ikiye ayırabiliriz. Fıkrada yer alan Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.” Hükmüyle kararnamelerin anayasal yönden konu sınırlaması çizilmektedir.
Devamında “Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda…” kararname düzenlenemeyeceği yer almaktadır. Buradaki sınırlamayı görebilmek için öncelikle yukarıda yer alan ikinci kısmın birinci ikinci ve dördüncü bölümlerinin çıkarılması gerekiyor. Anayasa’nın kalan kısımlarında ilgili hususun kanunla düzenleneceği ifade ediliyorsa CB kararnamesi çıkartılamayacaktır.
Örneğin, Anayasa’nın 130. maddesinde rektörlerin atanmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. Rektörlerin atanması Cumhurbaşkanının yürütmeye ilişkin görevi ve yetkisi dâhilindedir. Bununla beraber 130/6 fıkrasında “Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, …atanır” hükmü yer almaktadır. Bu halde rektörlere ilişkin atama usulleri kanunla düzenlemesi öngörüldüğünden atama usulüne ilişkin kararname çıkartılamayacaktır.
Fıkrada yer alan kanuni yönden diğer konu sınırlaması ise “Kanunda açıkça düzenlenen konular”dır. Örneğin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 22. maddesi Rekabet Kurulu üyelerinin atanmasına ilişkindir. Dolayısıyla Kurul üyelerinin atanmasına ilişkin bu hüküm karşısında CB kararnamesi çıkartılamayacaktır.
Konu bakımından sınırlamaların yanında bir de kararnamelerin geçerliliğine ilişkin iki önemli husus vardır. İlk husus fıkrada yer aldığı üzere “CB kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır” hükmüdür. Buna göre CB kararnamesinin uygulanabilmesi için aynı konuda kanun hükmü bulunmaması gerekmektedir. Eğer kanun hükmü varsa CB kararnamesi uygulanmayacaktır. Bu husus son derece önemlidir. Zira, bir konu hakkında CB kararnamesinin uygulanıp uygulanmayacağını belirlemek için ilgili konuda kanuni düzenleme olup olmadığını tespit etmek gerekmektedir.
Geçerliliğine ilişkin diğer husus “Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, CB kararnamesinin geçersiz olacağıdır.” CB kararnamesi yürürlükte iken Meclis’in ilgili konu hakkında kanun çıkarması halinde kararname geçersiz hale gelecektir.
Kararnamelere ilişkin diğer bir önemli husus normlar hiyerarşisindeki yeridir. Kararnamelere yönelik anayasal düzenleme gözetildiğinde kararnamelerin kanunlarla eşit olduğunu hemen söylemek güçtür.
Karşılaştırma yaptığımızda kararnamenin daha zayıf olduğu görülmektedir. Nitekim Yasama’nın genelliği ilkesi gereği her konuda kanun çıkarılabilirken kararnamelerin konusu CB’nin yürütme yetkisine ilişkin ve Anayasa’da sayılan sınırlar kapsamındadır. Kanun hükmünün başka bir kanun çıkmadan geçersizliği söz konusu değilken kanunlar karşısında kararnameler geçersiz kalabilmektedir.
Diğer yandan Anayasa değişikliği ile kaldırılan KHK’lar ile kanun maddesi değiştirilebilirken kararname ile kanun maddesi değiştirilememesi de kararnameyi KHK karşısında da daha zayıf göstermektedir. Keza, son zamanlarda art arda çıkan KHK’lar gözetildiğinde KHK yetkisi sonlanmadan kanunlarda kolayca değişiklik yapma amacı olduğu görülebilecektir. Ancak kararnameler ile kanun değişikliği söz konusu değildir.
Bu hususlar gözetildiğinde CB kararnamelerinin kanun düzeyinde olduğunu söylemek güçtür. Ancak kanunun altında demek de kolay değildir. Zira kanun hükmü gibidir ve AYM denetimindedir. Bu halde normlar hiyerarşisinde yeri olmayan kanun yanında olarak nitelendirme daha uygun olabilecektir. Keza normlar hiyerarşisinde kanun basamağını düşündüğümüzde, basamak içinde ortadan bir çizgi indirerek yan tarafta kararnameler gösterilebilecektir. Bu çizgi kaygan olup kanun alanı genişleyip kararname alanı daralabilmektedir. Elbette bu süregelen normlar hiyerarşisine aykırı bir durum olsa da mevcut durumda kararnamelerin yerinin böyle göründüğü söylenebilecektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi