ÇİRKEF RUH

ÇİRKEF RUH

Gazetemizin yakınında malum popüler marketlerden birine dün öğleden sonra anlık bir ihtiyacı gidermek için gittim. Şahit olmak zorunda kaldığım durum nedeniyle gitmez olaydım.
Markette müşteri yoğunluğu yoktu. Alacağım da net olduğundan hemen kasaya ilerledim. Kasiyer delikanlı “Gidin işinize” demekle yetindi sağ olsun. İnsanlığından ve edebinden ödün vermeden. İnsanlıktan, çocukluktan nasibini almamış birkaç tane kız çocuğu yaptıkları alışveriş sonrası ücreti “işçi parçası” al diye kasiyer delikanlının yüzüne fırlattı. Bir gün öncesinde de aynı kişilerce benzeri bir tavra muhatap kaldığını söyledi delikanlı.
Hatta diğer müşterilerde efendiliğini muhafaza ettiği için takdir ettikleri delikanlıya “Aman kardeşim sana yakışanı yaptın. Mikroba bulaşılmaz” şeklinde telkinle destek oldular. Kasiyer gence ben de; Herkesin kendine yakışanı yapacağını, kem sözün sahibine ait olduğunu söyledim. “İşçi parçası” diye küçük akıllarınca aşağılamaya çalıştıkları, alay ettikleri işi, emeği ve emek çekenin kıymetini idrak edemeyecek kadar zavallı olduklarını da belirttim.
Gelelim bu insan ve çocuk müsvettelerinin bu cüreti nereden bulduklarına. İlk eğitim ailede başlar. Anne her şey, baba ise tamamlayıcıdır. Okuldaki öğretmenler temel harcını karanlardır. 21. Yüzyılda, batıda bir vilayet olan Afyonkarahisar’da şahit olmak zorunda olduğumuz bu diyalogun izahı kimlere göre nedir?
Maksadı aşmasın ve lütfen saptırılmasın. Dünya kenti olarak görülen İstanbul’dan tutunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti coğrafyasının her yerinde şahit olunabilecek bir küstahlıktı şahit olduğumuz. Anlatmaya çalıştığım şu; Çirkef ruha sahip bu yaratıkları hangi eğitim adam ve insan eder?
Demek ki eğitimin kalitesi ve türü ne olursa olsun ruh değişmeyecek. Fıtratı ve ruhu çirkef olanın her şeyi yapmayı, her kelamı istediğine sarf etmeyi, hangi iyi okulların diplomasına sahip olursa olsun, kariyeri, aylık geliri ne olursa olsun yapması fıtratı gereği tabii.
Pişmanlık üzere tekrar markete gidip, “Kardeşim keşke polis çağırıp şikâyetçi olsaydınız. Şahit olurduk” dedim. Delikanlı genç, “Allahlarından bulsunlar abla. Düğün merasimi arifesindeyiz. Öfkeme yenilip işsiz kalacak zamanda değilim. İnşallah öbür dünyada hesabını verirler” dedi.
Yüce Rabbimizden her iki dünya da hesabın acilen görülmesini niyaz ediyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi