CİMER’e yazdım, BİMER’den yanıt geldi

CİMER’e yazdım, BİMER’den yanıt geldi

Murat Arısoy 22 Eylül 2015 Salı 16:47:27
  Ramazan Bayramı öncesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne bir yazı yazarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin maddi ve manevi değerlerine sahip çıktığını; manevi iklime katkıda bulunduğunu belirtmiştim. Bir de talebim olmuştu, demiştim ki ‘Siz bir çağrı yaparsanız, Bayram Namazı, meydanlarda kılınabilir.’
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne başvurmuştum; bana yanıt Başbakanlık İletişim Merkezi aracılığıyla Müftülük’ten geldi.
Müftülük’ün cevap yazısı şöyle:
“İlgi dilekçenizde belirtmiş olduğunuz hususlarda Afyonkarahisar İl Müftülüğü olarak camilerimizde tekbirlerle ve coşkulu bir şekilde bayram namazları kılınmakta ve hutbeler okunmakta, bayram namazı sonrası İl Müftülüğümüzde bayramlaşma merasimi tertip edilmektedir. Ayrıca, Afyonkarahisar Valiliğimiz tarafından Sayın Valimizin başkanlığında Taş Medrese’de daire müdürlerinin ve halkımızın katılımıyla bayramlaşma merasimi yapılmıştır. Meydanların ibadet mekanı olarak kullanımı Müftülüğümüzün uhdesinde olan bir konu değildir.”
Sayın yetkililerin bu cevabıyla kendimden şüphe ettim. Ben ‘Afyonkarahisar’da bayramlaşma olmadı’ mı demiştim acaba?
Ya da ‘Afyonkarahisar’da Bayram Namazı kılınmıyor’ savını mı öne sürmüştüm?
Benim dediğim açık:
Asr-ı Saadet döneminde bayram namazları nasıl olabildiğince geniş bir alanda kılınıyorsa, zamanımızda da öyle kılabiliriz.
Bazı dönemlerde Türkiye’de meydanlarda Bayram Namazı kılındığını görüyoruz.
Ancak bunun için sözü dinlenen bir liderin, bir akil adamın, bir hocanın, bir vatandaşın öncü olması, çağrı yapması gerekiyor.
Daha açık söylemek gerekirse:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bayram Namazı’nı meydanda kılalım” derse, herkes koşa koşa gider. O zaman hiçbir müftülük, “Meydanların ibadet mekanı olarak kullanımı Müftülüğümüzün uhdesinde olan bir konu değildir” fetvası veremez.
Mesele bu kadar basit.

STADYUM OLMAZSA İSTASYON MEYDANI VAR
Ben, önerimin arkasındayım. Sadece “Stadyum” yerine başka bir fikri destekleyebiliriz. Afyonkarahisar’da Bayram Namazı’nı meydanda, 10 bin, 20 bin kişinin katılacağı şekilde kılabiliriz. Tamam, belki Stadyum olmaz; ama İstasyon Meydanı buna müsait. Yeter ki isteyelim.

YARATMAK…
Önceleri sadece devrimcilerin sıkça kullandığı “yaratmak” fiili, muhafazakârların da diline pelesenk olmuş. “Güzel bir atmosfer yarattı”, “Çok önemli sonuçlar yarattı”, “Gerçek bir parti yarattı” gibi, sayısını çoğaltabileceğimiz örneklerle karşılaşıyoruz. Dilimin döndüğünce, bu yanlışlığa işaret etmek isterim.
“Yaratmak”, olmayan bir unsuru vücuda getirmektir.
Yaratılmışların “yaratma” kuvveti yoktur.
Yaratılmışlar, üretebilir, yol açabilir, neden olabilir, vesile olabilir.
O anda da zaten, Yaradan’ın bilgisi ve iradesi çerçevesinde gelişir olay.
Olmayan bir unsuru vücuda getirmek başkadır, var olan birtakım unsurları keşfedip birleştirmek; bu keşif ve birleşmeyle yeni bir duruma geçmek başkadır.
Üretmek, ikinci şık içinde değerlendirilir.
“Biz bu projeyi yarattık” cümlesini kuran kişi, elbette kendini Yaradan’ın yerine koymuyor; o cümlede “ürettik” demek istiyor; ama bu ağız alışkanlığı insanın bilinçaltını da yönlendirebilir.
Üzerime vazife mi, değil mi bilmiyorum; fakat rahatsız olduğum için dile getirmek istedim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi