ÇALKALA MARKER ÇALKALA!

ÇALKALA MARKER ÇALKALA!

Bir varmış bir yokmuş… Eski zamanlar içinde akaryakıt kaçakçılığı inanılmaz boyutlardaymış. Karadan denizden havadan bir şekilde yurda sokulan kaçak akaryakıt, yasalara uygun faaliyet gösterişinde olan akaryakıt istasyonlarından en masum arabalarımızın dahi içine konabiliyormuş. Tabi devlet her ne kadar kaçakçılıkla mücadele etse de salt kolluk gücüyle engellemek mümkün olmuyormuş. Zira kaçak akaryakıt ile yasal akaryakıtı ayırt eden görünüşte hiçbir şey yokmuş. Ta ki “marker” bulunana dek.
TÜBİTAK tarafından marker yani “ulusal marker” icat edilince kaçak akaryakıt ile mücadele büyük bir çağ atlamış. Zira artık rafinericiler veya dağıtıcılar tarafından akaryakıtın içine rafineri çıkışında veya gümrük girişinde marker dökülerek akaryakıtın yasal olduğu belirli hale getiriliyormuş. Daha doğrusu içinde marker olan akaryakıt yasal akaryakıt halini alıyormuş. Böylece herkes mutlu mesut akaryakıt alabiliyor, bir şüphe halinde marker testi ile akaryakıt kontrol edilip sorun çıkmayınca yüreklere benzin, aman su serpiliyormuş. Derken bu mutlu ve huzurlu günler çok sürmemiş aynı bazılarımızın mutluluğu gibi değil mi?! Neyse devam edelim, Bir gün bir testte içinde marker olmasına rağmen sonuçlar negatif çıkmış ve yasal akaryakıt kaçak akaryakıt muamelesine uğramak üzereymiş. Oysa nasıl olabilir bu? İçine tam da istenildiği kadar marker dökülmesine rağmen sonuç nasıl negatif çıkar diye feryat ve figanlar yükselmiş. Durum hemen TÜBİTAK’a intikal ettirilmiş. TÜBİTAK düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş taşınacak hali yine düşünmüş ve sonunda çözümü bulmuş ve heyecanla haykırmış: Çalkala Marker Çalkala!
Ne demekmiş bu, heyecanla söylenen bir söz müymüş yoksa bir yerlere mesaj mı veriliyormuş, yoksa bilimsel bir anlamımı varmış… Herkeste büyük bir şaşkınlık doğmuş ancak kısa sürede maksat hasıl olmuştu. Meğer ulusal marker’ı akaryakıt kazanına dökünce marker kendi kendine tüm noktalara temas etmiyormuş. Marker’ın her noktaya temas edebilmesi için marker döküldükten sonra marker’ın iyi bir şekilde karıştırılması gerekiyormuş. İşte onun için marker’ı çalkala demişler! Ve o gün bugündür marker o kadar çok çalkalandırılırmış ki akaryakıtın her bir noktasına marker temas etsin!
Şimdi ben bu masal tadında hikâyeyi niye anlattım. Enerji hukukunu anlatmak için mi idare hukukuna değinmek için mi? Kesinlikle hayır! Bu soruya cevabı sonda vereceğim.
Bir süredir Irak’ta gösteriler düzenleniyordu. Gösteriler birkaç gün öncesinde çok şiddetli boyuta ulaştı ve ABD Büyükelçiliğine yürüyen göstericiler elçilik binasını kuşattı. ABD, İran’ı sorumlu tuttu, İran bizle alakası yok dedi. Sonra Cuma sabahı İran’ın keskin kılıcı ve 2 numarası olarak gösterilen General Kasım Süleymani ABD tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürüldü. Hamaney, ABD’ye yönelik olarak canilerden ağır bir intikam alınacak dedi.
Oysa Ortadoğu’daki son gelişmelere baktığımızda sıcak çatışmaların sürmesini öngören argümanlar her kesim için anlamsız bir noktaya gelmişti. Keza Trump Irak’tan çekilmekten bahsediyor, Türkiye ile Suriye arasında görüşme ihtimalleri tartışılıyor, ABD-İran arasında açık bir gerilim bulunmuyordu. Aniden gelinen noktada ise üçüncü dünya savaşı tartışılıyor!
Şimdi gelelim ben size neden çalkala marker hikayesine anlattım kısmına, ne yazık ki bu coğrafya öyle bir karıştırılıyor ki sadece bir noktanın değil her noktanın eşit derecede karışması için en sert biçimde çalkalıyorlar! Kazanlar çalkalanıyorken bizim çok sağlam biçimde ayakta durmamız gerek! Velhasıl ne kazanın içinde kalalım ne de kazanı çalkayan el olalım!

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi